Türkiye’nin Rojava işgali ile işgalin bölge açısından, bölge halkları ve insanlık üzerinde yarattığı tehlikeye yönelik küresel çapta tepkiler sürüyor. İşgalden sonra küresel çapta Rojava’ya ve doğalında Ortadoğu’ya yeniden bir odaklanma yaşandı.

Bir taraftan Ortadoğu’da yaşanan savaşların ve çatışmaların yarattığı yıkım, katliam ve büyük kitlesel kırımların, yerinden edilmelerin sonuçları giderek küresel çapta daha fazla görülmeye başlandı. DAİŞ, El Kaide, El Nusra ve bilumum selefi çeteci grupların bazı devletlerin desteği ile yaptıkları katliam ve yıkımların küresel hafızada yol açığı travma ile yine bu tablo karşısında Rojava’nın da küresel hafızada yaratığı umut. Bu iki tablo küresel çapta, insanlık hafızasında barbarlık ve ışık, karanlık ve aydınlık olarak sembolleşti. Bu çevrede ifadelendirmeler ve tavır alışlar giderek daha nitelikli bir pozisyona dönüşüyor.

Slovenyalı Marksist düşünür Slavoj Zizek yaşananları “yeni tür bir barbarlık” olarak tanımladı. Rojava’nın konumunu ve duruşunu da bir ışık olarak gördüğünü ifade etti. Yine Noam Chomsky bu yönlü bir değerlendirmede bulundu. Çok sayıda akademisyen siyasetçi, aydın, yazar sivil, toplum örgütü değerlendirme, yorum ve kamuoyu ile paylaştıkları dayanışma deklarasyonlarında Rojava’nın konumunun hem insanlık açısından önemi hem de Ortadoğu tablosundaki özeliğini işlediler. Türkiye’nin Rojava’ya saldırısını aydınlığa, ışığa yönelik bir saldırı olarak değerlendirdiler.

Zizek’in The Indenpendent’de yayınlanan makalesinde Kürtleri kast ederek “Onların etrafındaki egemen devletler aşamalı bir biçimde yeni bir barbarlık türüne gömülürken, Kürtler tek umut ışığı ve bu mücadelenin verilmesi sadece Kürtlerle ilgili değil, bizim kendimizle nasıl bir yeni küresel düzenin ortaya çıkacağı ile ilgilidir” diyor. Zizek aynı makalede “Eğer Avrupa yüzünü Kürtlerden başka yöne çevirirse, kendi kendisine ihanet edecek” diyor. Zizek bir Avrupalı olarak her alandan herkesten önce Avrupa’yı, Avrupa solunu ve Avrupa özgürlük mirasını sorumluluğa davet etti.

Dünyanın birçok alanında bu tür çağrılar peş peşe gelişti. İnsanlar kamuoyuna, kendi hükümetlerine, siyasal ve toplumsal dinamiklere seslendiler. Seslenmeleri karşılık da buldu. Küresel çapta işgale karşı bir odaklanma yaşandı odaklama kendisiyle bir dinamizm ortaya çıkardı.

Dayanışma desteği yanında işgal ve işgal ittifaklarının yol açtığı ve açacağı yıkım ile savaş politikaları üzerinde bir yoğunlaşma ve yeniden bir uyanışa yol açtı. Aslında yeni bir pencere açıldı demek daha doğru olacaktır.

İşgal saldırısı ile ortaya çıkan, tablo ve tutumları da göz önüne alarak şunlar belirtilebilir.

Bugün Rojava’daki gelişmeler hem Ortadoğu’yu aynı zamanda kürsel alanı bire bir etkilemekte. Küçük Rojava üzerindeki etki ve tepkilerin yoğunluğu altındaki gerçek budur. Rojava ve karşısındaki cephenin duruşu, amacı ve niyeti son derece somutluk kazanmıştır. Rojava 7 yıldır savaş veriyor. Bu savaş dünyanın gözü önünde insanlığın gözü önünde cereyan etti. Saldırı cephesinin de amacı ve son 7 yılda bölge halkları üzerinde insanlık üzerinde yol açtığı yıkım, katliam ve tahribatlar da biliniyor. Rojava, yaşananlar temelinde tüm insanlığı, demokratik kamuoyunu, adalet ve vicdanı ilke edinmiş herkesi şahitliğe çağırdı, hakikati sahiplenmeye, hakikat cephesinde yer almaya davet etti.

Bugün dünyanın en kanayan bölgesi Ortadoğu’dur. Ortadoğu’nun da en kanayan bölgesi Kürdistan’dadır, Kürt coğrafyasıdır. Kürt coğrafyası üzerinde, uygarlığı üzerinde, halk varlığı üzerinde sürüp giden bir yıkım, bir kıyım var. Zizek’in deyimiyle “yeni tür barbarlık” zuhur etmekte. Buna karşı ne yapmalı? Rojava’daki ışığı korumak, ışığı saran karanlığı ve temelde oluşmuş karanlık ittifakı yarmak. Karşısına bir ışık ittifakını, insanlık ittifakını, bir mücadele ittifakını daha güçlü örmektir.

Aydınlığın, karanlığın, barbarlığın ve özgürlüğün de temel özelliği zaman eksenli hareket kabiliyetine, sonuç almaya odaklı olgu olmalarıdır. Birbiriyle mücadelede başarı veya başarısızlıkları her bir cephenin kazanması veya kaybetmesi, dayandığı imkân ve dinamikleri harekete geçirme ve motive etmeyle bağlantılıdır. İşgal ve saldırı cephesinin kazanma ihtimali barış, özgürlük ve demokrasi dinamiklerinin ancak rehaveti sayesinde mümkün olacaktır.

Özgürlük cephesinin potansiyel olarak dayandığı dinamikler ve insanlığa sunduğu perspektif ve değerler manzumesi onun zafere ulaşmasının yolunu açıyor. Bugün küresel çapta Rojava eksenli bir yoğunluk yaşanıyor. Rojava artık dünyanın her tarafındaki ışık, özgürlük ve demokrasi dinamikleri arasında iletişim dilidir. Birlikte mücadelenin davetiyesi ve enerjisidir davete icabet başlamıştır sonuç alma düzeyine çıkarılması hepimizin önünde duruyor.