Çoktan tarih olmuş Osmanlı vurgusuyla eskiyi ihya etmek iddiasındaki bir partinin sürekli “Yeni Türkiye!” diyerek insanlardan oy istemesini doğrusu biraz anlaşılmaz buluyorum. “Yeni Türkiye” iddiasındaki “yeni” olanın ne olduğu çok açık değil! AKP ve Tayyip Erdoğan “yeni” ile “bu zamana kadar hiç olmamış; hiç denenmemiş olanı yapacağız” diyorlarsa; bu iddianın kesinlikle karşılığı yok!

Çünkü Osmanlı’nın yeniden ihyası iddiasında yeni bir şey yok! Tam tersine eski barbarlığın yeniden üretilmesi var ki bu da “yeni” vurgusunu hak eden bir şey değil! Osmanlı’nın orijinalini Balkan ve Mezopotamya halkları neredeyse 600 yıl yaşadılar; başta Türkler olmak üzere kimse mutlu değildi. Eski Osmanlı bir tür halklar hapishanesiyken; şimdi her türlü hak gaspını merkezine almış; akıllara ziyan antidemokratik yasalarla var etmeye çalıştıkları ceberut devlet geleneğinin yeniden ihyasında yeni bir şey yok! 

Bin bir türlü vergileriyle, halkları hiçe sayıcı devlet yapısıyla; bitmek tükenmek bilmeyen savaşlarıyla Osmanlı, yoksul halk için bir korku, endişe kaynağıydı. Ya gelir savaş için çocuğunu ya da yıllık ürününü isterdi. Mezopotamya ve Anadolu haklarının Osmanlı’dan kurtulmak 600 yılını aldı. Şimdi onu bir daha niye istesin ki?

Eğer Osmanlı geleneğin devamını bize yeni diye yutturmak istiyorlarsa, bilmeliler ki başta Kürt halkı olmak üzere bu coğrafyanın halkları buna mukavemet göstereceklerdir. Bu gaspçı Osmanlı geleneği AKP’nin Suriye siyasetinde çok açık ortaya çıkmıştır; barbar DAİŞ çetelerine dünyanın gözü önünde tırlar dolusu silah göndermekte hiçbir siyasi ve ahlaki sakınca görmeyen AKP ve Tayyip Erdoğan siyaseti bırakın yeni olmayı, geçmişin kirinde pasında debelenmektedir. 

Eski CHP Türkiye’sinde ayrımcılık vardı, AKP’nin “Yeni Türkiye’sinde’’ yok mu? Yani insanları işe alırken, poliste karakolda; insanların Türklüğüne, Kürtlüğüne, Aleviliğine bakılmıyor mu artık?

Eski CHP Türkiye’sinde her şeyi Cumhuriyetin okumuş kadroları biliyorken “Yeni Türkiye’de” bu kibirli halden eser kalmamış; artık bütün toplum kendisi için, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendisi mi karar vermektedir? Eskinin “Milli Şefleri” antidemokratikken Yeni Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhuriyet tarihinin en demokrat cumhurbaşkanı mıdır?

Eski Türkiye’de CHP, “milli sermaye” oluşturmak adına halkın varını yoğunu; Koçlar, Sabancılara peşkeş çekerken; yeni Türkiye’de AKP ondan geri mi kalmaktadır? Herkesin gözü önünde milyarlar değerinde yolsuzluk yapılmış; bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesi dahil dört bakan neredeyse suçüstü olmuş ama sözde “yeni Türkiye’de” bu durum dava konusu bile yapılamamıştır. 

Eski Türkiye’de merkez medya “vesayet sisteminin” ve “Genelkurmayın” basın merkezi gibi çalışırdı; özel olarak haber peşinde koşmalarına gerek yoktu, Genelkurmay bizzat gazeteleri bilgilendirir onlar da bütün bunlar gerçekmiş gibi yazarlardı. Yani, “yalan haber” günlük/sıradan bir olay haline gelmişti. Köşe yazarları da “andıçlara” zemin hazırlayacak yazılar yazarlardı. En çok korktukları şey ise “Gerçekti”. İnsanlar gerçeği gazetedeki haberleri tersinden okuyarak anlamaya çalışırlardı. 

Yeni Türkiye bundan daha mı farklı?

Şimdi de havuz medyası var; kuruluş sermayesi tıpkı eski merkez medya gibi şaibeli! Patronları iktidara göbekten bağımlı! Havuz Medyası gazeteleri, gazetecilik faaliyetinden ziyade AKP ve Tayyip Erdoğan’ın basın merkezi gibi çalışıyorlar! Hatta kimi zaman bu da yetmiyor; bizzat Recep Tayyip Erdoğan telefonla programlara ve köşe yazarlarına müdahale ediyor. Yazarları gazetelerinden kovduruyor. Tıpkı meşhur “andıç” olayında olduğu gibi.

Şimdi sormak lazım; “sizin neyiniz yeni?” Aynı; baskıcı, yalancı, talancı geleneği olduğu gibi sürdürüyorsunuz. 

Doğru! bu ülkenin; yalancı, talancı ve baskıcı olmayan bir siyasete ve siyasal kadroya ihtiyacı var! Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın 10 maddelik demokrasi manifestosunu esas alan Kürt hareketi, HDP bileşenleri ve onun kadroları; halka yalan söylemeyen, halkın değerlerini çarçur etmeyen ve halka baskı uygulamayan gerçek “yeni Türkiye’yi” inşa etmelidirler, edeceklerdir.