KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, ay sonunda Brüksel'de düzenlenecek 'Halkların Barış ve Demokrasi Konferansı'nın amacının demokrasi güçlerini barış ve çözüm sürecine katmak olduğunu söyledi.

Konferansın çağrıcılarından KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, iki gün boyunca Kürt sorunu çözümü eksenli yeni bir Türkiye'yi tartışacaklarını söyledi. Konferansta Türkiye'deki mevcut sistemin karşıtlarının biraraya geleceğini dile getiren Kartal, "Konferansın birinci amacı barış ve demokrasi sürecini örgütlemektir. Bütün grupları ve çevreleri biraraya getirerek devam demokratik çözüm sürecine katmak, ortaklaştırmaktır. Bu süreçte yapılacak çalışmaları planlamak ve bunu nasıl hayata geçireceğimizi tartışacağız. Dolayısıyla bu konferans, en geniş toplumsal dinamikleri biraraya getirmeyi amaçlıyor. Demokrasi güçleri en geniş anlamda biraraya gelerek ve demokratik toplumsal mücadeleyi yükselterek, Türkiye'deki yeni anayasal sistemde demokrasi ve özgürlüklerin çıtasını yükseltmesini sağlamaladır" dedi.

'İki günlük değil'

Konferansa Avrupa'da yaşayan Kürdistanlı, Türkiyeli, Ermeni, Asuri, Süryani, Alevi, Êzidî, Hıristiyan, inançlarını özgürce yaşamadıklarını düşünen samimi Müslümanları, kadınlar, gençlerin katılacağını söyleyen Kartal, "yeni bir Türkiye'yi nasıl yaratabiliriz?', 'demokratik çözüm sürecini, barışı nasıl geliştirebiliriz?' sorularına yanıt arayacağız. Böylelikle Sayın Abdullah Öcalan'ın inisiyatifiyle başlatılmış olan bu barış ve çözüm sürecini geliştirmek ve bu yönüyle hükümet ve parlamento üzerinde kamuoyu baskısını oluşturacağız" şeklinde konuştu.
KONGRA GEL Başkanı, kamuoyu yaratmak için konferans bileşenlerini nasıl örgütleyeceği üzerinde de duracaklarını belirterek, "Bu konferans sadece iki günlük olmayacak. Konferansın misyonu barış ve çözüm sürecinin sonuna kadar devam edecek. Planlamasını yapacağız ve çözüm sürecinin sonuna kadar da Avrupa'da yaşayan bütün halkların, inançların, Kürdistanlıların aktif olarak bu sürecin katılımını, misyonlarını oynamalarını sağlayacak" dedi.

FEDA: Konferans yeni bir ivme yaratacak

Konferansın çağrıcıları arasında Aleviler de var. Avrupa'daki Alevilerin nasıl bir Türkiye'yi istediklerini Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yapacakları sunumlarla anlatacak.
Konferansa Türkiye'de Alevilerin sorunlarını dile getirmek için katılacaklarını söyleyen FEDA Eşbaşkanı Ali Köylüce, konferansın Türkiye eksenli demokrasi blokunun güçlenerek çıkmasının yolunu açacağını dile getirerek, "İlk defa bu düzeyde bileşenler bir araya geliyor. Bu buluşma gelecek sürecin demokratik haklar mücadelesinde yeni bir ivme yaratacak" şeklinde konuştu.
FEDA Eşbaşkanı Köylüce, Türkiye'nin tek sorunun Kürt sorunu olmadığını dile getirerek "Alevi inanç sorunu çok daha derinlikli bir sosyal, siyasal ve toplumsal sorun olarak çözüm bekliyor" dedi. Alevilere yönelik katliam, sürgün, asimilasyon ve inkar politikasınının devam ettiğinin altını çizen Köylüce, "Aleviler artık 'yeter' diyor. Kürt halkının mücadelesi bir çok bastırılmış dinamiğin açığa çıkmasına ve özgüven kazanmasına katkı ve ortam sunmuştur. Biz FEDA olarak, bu konferansta devletin tarihsel geçmişiyle yüzleşerek yapılan katliamları ve zulüm politikasının artık terk edilmesini talep edeceğiz. Demokratik bir anayasanın yapılmasını, Alevi inanç ve kültür kimliğinın yasal olarak tanınmasını ve Alevilere yönelik ayrımcı, ötekileştirici, aşağılayıcı, inkarcı tüm uygulamalar temizlenmesini istiyoruz" dedi.

AABK: Barış halklarla olur

Konferansın örgütleyicilerden olan bir diğer Alevi kurumu da Avrupa Alevileri Birlikleri Konfederasyonu (AABK). AABK Başkanı Turgut Öker de konferansa "Avrupa'daki örgütlü yapımızı temsilen katılacağız" dedi. Konferansta Türkiye'de inanç özgürlüğü konulu oturumda bir sunum yapacaklarını kaydeden Öker, geçtiğimiz haftalarda Ankara'da yapılan 3. Alevi Kurultayı'nın sonuç bildirgesini katılımcılarla bir kez daha paylaşacaklarını bilerterek, "Ankara kurultayında öne çıkardığımız 'devletle değil toplumsal barış'ı burada da dile getireceğiz. Eğer Türkiye'de bir barış süreci yaşanacaksa, barış olacaksa bu ancak halklarla olur. Dolasıyla halkın sürece dahil olması, barıştan yana taraf olması, toplumsal barışın zeminini oluşturmak amacıyla bire bir işin içinde olması kaçınılmaz bir davranış olarak düşünüyoruz" diye konuştu.
Türkiye'de barışın sağlanabilmesi için aşağıdan yukarıya doğru halk kitlelerine yayılması gerektiğini dile getiren Öker, "Barış sürecinin sorumluluklarına uygun davranmasıyla birlikte bunun koşulları geliştirilebilir. Yoksa öbür türlü hiçbir koşulda Türkiye'de barış olmaz. Yani mevcut devletle de bu işin olmayacağı Türkiye'deki halk kitleleri de biliyor" dedi.

ASP: Sorumluluk yüklüyor

Gazetemize açıklamalarda bulunan Avrupa Sürgünleri Platformu (ASP) adına Hayri Argav da barış süreciyle Türkiye'nin yeni bir eşikte bulunduğunu belirterek, "Bu eşiğin mutlaka aşılması, Türkiye'nin barış ve demokrasi ile buluşması gerekiyor. Kürt Özgürlük Hareketi'nin büyük bedeller ödeyerek yürüttüğü 30 yıllık savaşın sonunda, şimdi farklı bir atmosfer yaşanıyor. Devlet uzatılan barış elini tutmak zorunda kalmıştır. Bu sürecin ilerlemesi sadece Kürtlerin sorunu değil, bütün Türkiye halklarının sorunudur. Çünkü, bu eşiğin aşılması bütün halkların, inançların ve sistemden zarar göregelen bütün emekçilerin çıkarına olacaktır" dedi. Argav, şöyle devam etti: "Konferanslar bir bakıma bu sorumluluğu yerine getirme yerleri olma önemindedir. Sistemden zarar görmüş ezilen bütün kesimlerin konferanslara katılmaları, istemlerini oralarda seslendirerek nasıl bir barış, nasıl bir demokrasi ve dahası nasıl bir Türiye istediklerinin fotoğrafını oluşturmalıdırlar. Bir bakıma Konferanslar, ezilenerin biraraya gelerek ortak bir barış- demokrasi projesinin oluşturulacağı yerledir. Büyük, güçlü bir barış ve demokrasi cephesi oluşturulmadan barışı ve demokrasiyi güvence altına almak zordur. Başka açıdan da konferanslara, sistemden zarar görmüş, ezilmiş, ötelenmiş, sürgüne gönderilmiş bütün kesimelerin oluşturacakları bir barış cephesi olarak da bakmak gerekir. Bu sürecin dışında kalmak, iradi olmadan sistemin baskıcı ve inkarcı rejiminin yaşamasına katkı sunmak olacaktır."
Ermeniler, Süryani- Asuriler, Aleviler, Êzîdî ve Kürtler ile siyasal düşünceleri nedeniyle de binlerce aydın, devrimcinin gördükleri zulümden dolayı doğdukları toprakları terk etmek zorunda bırakıldığına dikkat çeken Argav, "Bundan dolayı da konferans bizin yakından ilgilendirmektedir. Türkiye'nin diğer sorunları gibi sürgünler sorununun da 'Müzareke Masası'na taşınması gibi bir olanak sunmaktadır" diyerek sözlerini bitirdi.


DENİZ BAŞPENİR/HABER MERKEZİ