Kürdistan’da devrim içinde devrimler yaşanıyor. Ama Türk devleti, işbirlikçi Kürtler bu gerçeği gizlemek için büyük çaba gösterdiği gibi, demokrasi güçleri ve sol gruplar da bu büyük gerçeği gerektiği kadar gündemleştirmiyorlar. Böylece bu büyük devrimlerin görünür kılınması ve diğer toplumları etkilemesi istenilen düzeyde olmuyor. Kuşkusuz devrimler duvar dinlemez, engel dinlemez; her tarafa yayılırlar. Kürdistan’daki devrimin demokratik özgürlükçü karakteri de engel dinlemeden başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu’ya yayılmaktadır. Ancak özellikle sol ve tüm demokrasi güçleri sahiplenirse bu devrimlerin daha da yayılacağı ve Ortadoğu’yu değiştirmede büyük rol oynayacağı kesindir.

30 Mart yerel seçimleri sürecinde Kürt devrimi yeni bir derinleşme ve kapsamlılaşma yaşamaktadır. Gerçekleşen kadın devrimi, eşbaşkanlıkla yeni bir boyuta ulaşmaktadır. Bu, sıradan bir gelişme değildir. Devrim içinde devrimi ifade etmektedir. Hatta Kürdistan’daki siyasal, sosyal ve kültürel devrimin zirveleştiği nokta olmaktadır. Zaten kadın devrimi Kürdistan’daki tüm devrimlerin bileşkesi olduğu gibi, zirveleşmesi de olmaktadır. Kürt kadını durdurulamaz biçimde ayağa kalkmıştır. Kendisiyle birlikte tüm toplumu değiştirmektedir. Hatta Kürt kadını gerçekleştirdiği devrimlerle tüm dünyayı da değiştirmektedir. Erkek egemenlikli dünya sistemine karşı bir devrimci hamle yapmaktadır. Bu gücün karşısında erkek egemenlikli sistem duramayacaktır. Kürdistan’daki kadın devrimi boydan boya tüm dünyaya yayılacaktır.
Kürt kadın devrimi dünyanın dengelerini değiştirmektedir. Dünyayı yerinden oynatacak olan da bu devrim olacaktır. Artık erkek egemenlikli değil de, kadın eksenli bir dünya şekillenecektir. Bu yürüyüş başlamıştır, hem de hızlı biçimde. Devrimci tarzda gelişen bu yürüyüş önünde hiçbir gerilik duramayacaktır. Bu devrim seli tüm tortuları önüne katıp hedefine doğru yürüyecektir.
Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sistemi sadece bir erkeğin yanında kadının yer alması değildir. Büyük kadın devriminin, kadın ruhunun, kadın karakterinin yerel yönetimler üzerinden tüm topluma akmasıdır. Artık yerel yönetimler erkek tarzından ve pratikleşmesinden çıkarak farklı bir kimliğe kavuşacaktır. Kadının adil, hak, adalet, eşitlik, dayanışmacı toplumsal karakteri yerel yönetimlere damgasını vuracaktır. Her yerde bir erkek ve kadın Eşbaşkan olacaktır; ama bu eşbaşkanlık sistemine kadın etkisi damgasını vuracaktır. Erkek eşbaşkanlar da kadın devriminin yarattığı değerlerle çalışacaklardır. Yerel yönetimler kadın devriminin yarattığı değerlerle yönetilecek ve çalışmalar bu eksende yürütülecektir. Hak, adalet, eşitlik ve kadın özgürlükçü ekolojik yaklaşım yerel yönetim çalışmalarında alınacak esas değerler olacaktır. Kadınla birlikte toplum tüm gücünü harekete geçirecektir. Eşbaşkanlıkla birlikte kadın özgürlük çizgisinde toplumun gücü beş on kat artacaktır. Güçlenen topluma dayanan yerel yönetimlerde büyük hamle yapılacaktır. Örgütlü kadınla gerçekleşecek yerel yönetim hamlesi toplumun da tüm potansiyellerini açığa çıkaracaktır.
Toplumun kendisi ekonomik bir güçtür. Toplum gücü harekete geçtiğinde üstesinden gelinemeyecek hiçbir ekonomik sorun olamaz. Her alanda büyük ekonomik hamleler yapılır. Bu açıdan eşbaşkanlığa dayalı yerel yönetimler her yerde büyük hizmet hamleleri yapacaktır. Sadece kendi bütçeleriyle değil, toplumun emeğini, bilgisini ve birikimini harekete geçirerek muazzam gelişmeler yaratacaktır. Yeter ki toplum örgütlü kılınsın, örgütlü toplumun gücüyle işler yapılsın. Eşbaşkanlık işte bu yerel yönetim anlayışının harekete geçirilmesini ifade etmektedir.
Eşbaşkanlık sisteminin bu düzeyde gerçekleşmesi dünyada ilktir. Bu da Kürt toplumunun yaşadığı devrimlerin ve değişimin gücünü ortaya koymaktadır. Bu aynı zamanda Kürt toplumunun ne kadar güçlendiğini de ifade etmektedir. Kadın devrimi toplumu güçlendirme devrimidir. Eşbaşkanlık sisteminin Kürdistan’da somutlaşması ve sistemleşmesi tabii ki Kürtler için büyük onurdur. Kadın Özgürlük Hareketi’nin mücadelesiyle bugünlere ulaşılmıştır. Kuşkusuz bunda Kürt Halk Önderinin emeği büyüktür. Kadın özgürlük devriminin önünü açan, destekleyen ve güç veren bu Önderlik olmuştur. Bu nedenle bu Önderliğe en fazla da  kadınlar sahiplenmektedir. Kadınlar da bu Önderliğin emeğine cevap olmuşlar ve bu devrimi geliştirmişlerdir.
Kadın devrimi nasıl ki diğer toplumları etkilediyse, eşbaşkanlık da etkileyecektir. Tüm diğer siyasi güçler bu devrimi etkisizleştirmek için kadınla ilgilenecekler ve kadına siyasal yaşamda daha fazla yer vermeye çalışacaklardır. Yoksa bu devrim karşısında duramayacaklardır. Ancak her zaman taklitlerin ve özden gelmeyen adımların esas olanı engellemesi mümkün olmamıştır. Bu tür palyatif adımlar kadını ve toplumu aldatmaktır. Ancak kadın devriminin etkisiyle yapılacak her şey, atılacak her adım bu devrimin kazanımı olduğu gibi, bu devrime hizmet etmekten başka bir sonuç vermeyecektir.
Şu açık ki, bu seçimde eşbaşkanlığa geçemeyen partiler gelecek yerel yönetim seçimlerinde mutlaka eşbaşkanlığa geçmek zorunda kalacaklardır. Yoksa eşbaşkanlık sistemine geçen partiler karşısında kaybedeceklerdir. Bu seçimlerde BDP ve HDP’nin en önemli güç kaynaklarından biri eşbaşkanlık sistemi olacaktır. Çükü bu proje sadece erkeğin yanında bir kadının bulunması değil, yeni bir yerel yönetim modeli olacaktır. Hizmetin toplumla, topluma götürüleceği bir yerel yönetim modeli ortaya çıkarılacaktır. Halkçı belediyecilik, halka hizmet, toplumla birlikte yapılan belediyecilik eşbaşkanlıkla güvenceye alınacaktır. Rantçılığa bu modelle büyük darbe vurulacaktır. Artık hiç kimse bu tür şeylere cesaret edemeyecektir. Çünkü kadın buna müsaade etmeyecektir. Sadece eşbaşkanlıkta değil, tüm yerel yönetim birimlerinde artık kolektif, yani toplum iradesi kendisini ifade edecektir. Yerel yönetim alanında çalışanlar ya kendini değiştirecek ya da bu sistemin dışında kalacaktır.
Bu seçimde eşbaşkanlık sisteminin neler getireceğinin iyi anlatılması gerekir. Eşbaşkanlık sistemi iyi anlatılırsa bu sistemle seçime giren BDP ve HDP’nin karşısında hiçbir güç duramaz. Kürdistan’da bu biraz anlaşılıyor ve anlatılıyor; ama Türkiye cephesinde iyi anlatılmadığı görülüyor. Halbuki esas olarak da Türkiye’de bu sistemin anlatılması gerekir. Yoksa bu sistemin gücünden ve getirisinden yararlanılamaz. Eğer iyi anlatılamazsa bu sistem Türkiye’de sadece erkeğin yanına bir kadının katılması olarak anlaşılır. Dolayısıyla sistemin ideolojik felsefi paradigmasal karakteri iyi anlaşılamaz. Özellikle İstanbul’da bu sistemin iyi anlatılması gerekmektedir. Böyle büyük bir projenin, büyük bir ideolojik hamlenin, büyük demokratik siyaset hamlesinin iyi anlatılamaması en büyük güç kaynağından yoksun kalmak anlamına gelir.
Kürdistan’da da bu sistem daha fazla anlatılmalıdır. Bu sistem aynı zamanda Kürt’ün özgür ve demokratik yaşamıdır. Kürtlerin özgürlüğü ve demokratik özerkliği eşbaşkanlıkla daha da somutlaşmıştır. Demokratik özerklik sadece fiili olarak değil, resmi olarak da kendini kabul ettirmesini yakınlaştırmıştır. Sömürgeci, kültürel soykırımcı sisteme en büyük bir darbe de bu eşbaşkanlık sisteminin patrikleşmesiyle vurulacaktır.
Eşbaşkanlık, yerel yönetimlerde en büyük hamle olarak görülmezse, seçimlerde en büyük güç olarak ele alınmazsa yüzeysel yaklaşılmış olur. Bu nedenle eşbaşkanlık sistemi daha fazla tartışılmalı ve tartıştırılmalıdır. Bu konuda toplum bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir. Bu seçim sisteminin en ayırt edici propagandası bu yönlü olmalıdır. Çünkü bu yerel yönetim modeli aynı zamanda özgür ve demokratik yaşam projesidir.