Noel ve Yılbaşı tatillerinin Çarşamba gününe rast gelmesi nedeni ile iki haftadır yazılarımı yazamıyorum. Hepinizin yeni yılını bir daha kutluyor, yeni yılın başta Kürt halkı olmak üzere tüm insanlığa barış, huzur ve sağlık getirmesini diliyorum. Böylece yazılarımın neden yayınlanmadığını merak eden  okurlarımın ve meraklı çevrelerin merakını da gidermiş bulunuyorum.

Yeni yıla hepinizin bildiği gibi Brüksel’de girdim. Yoğun televizyon programları, Sterk TV’deki yılbaşı programından sonra sürgün yıllarımı geçirmekte olduğum Almanya’ya döndüm.
Cumartesi günü Halle’de Kürdistan’ın en uzun süreli kan davasını sona erdirme toplantısına katıldım. Mardin’in Midyat İlçesi’nin Bacini Köyü’nde 85 yıldır devam etmekte olan kan davası “barış şöleni” ile sona erdirildi. Bu önemli barış anlaşmasında aracı olan, emeği geçen tüm insanları, barış toplantısına katılan tüm insanlarımızı çabalarından dolayı kutluyorum.
Renkli bir şölendi. Bacini köylülerinin yanında Avrupa’da yaşamak zorunda bırakılan Kürdistan’ın dört parçasından Kürt Êzîdîler, Mir, Peşimam, Şehit Aileleri Derneği, CİK ve Êzîdî Federasyonu Başkan ve yardımcıları, YMK, YEK-KOM temsilcileri, Müslüman, Êzîdî, Alevi, Hıristiyan inancından tüm Kürdistanlılar renkli bir tablo oluşturmuşlardı.
Bir anlamda Kürdistan’da yaşayan halkların ve inançların birliği Halle’de Rüyam Düğün Salonu’nda toplanmıştı. Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak’ın bu barışı Sakine, Fidan ve Leyla’ya armağan edilmesi önerisi büyük bir alkış tufanı ile onaylandı. Şüphesiz her ulustan, her inançtan Kürdistanlılar 11 Ocak’ta Paris’te üç Kürt kadınını anmak için Paris’te de buluşacaklar, aziz şehitlerini onların anılarına cevap olacak biçimde anacaklardır.  
Ben sürgün yıllarımda genellikle yılbaşını Bad Oeynhausen’da rahmetli Kürt yurtseveri Ağa Kanat’ın evinde kutlardım. İki yıldır yılbaşılarını onun evinde kutluyamıyorum.
Vefasızlıktan değil, onun yokluğunu içime bir türlü sindiremediğimdendir. Halle’ye gelmişken Ağa amcamın evini de ziyaret edeyim dedim. Beni hoş bir sürpriz bekliyordu. 58 yıllık Diyarbekir Maarif Kolejinden Ermeni kökenli arkadaşımı ve yine Kayserili Ermeni kökenli eşini de görebilme fırsatını buldum. Ermeni dostum ile sohbet etmek eski günleri anmak güzeldi. Dostum Diyarbekir Ermenilerin’dendir. 1915 olayları sırasında babası ailesi ile birlikte Deyri Zor’a göç etmiş. Ailesini kaybetmiş. Sonra Diyarbekir’e dönmüş.
İstiklal Mahkemesi Hakimlerinden birisinin evlatlığı olmuş.  Nüfus cüzdanında ismi değişmiş, dini de İslam olarak yazılmış. Dostumun rahmetli babası evlilik çağına gelince rahmetli eşine talip olmuş. Nüfus cüzdanın da dini İslam yazdığı için kızı vermek istememişler. Evlenmek için babası mahkemeye başvurarak nüfus cüzdanındaki İslam ibaresinin düzeltilerek gerçek dininin nüfus cüzdanına yazılmasını istemiş. Mahkeme kararı ile nüfüs cüzdanında dini bölümü düzeltilerek Hıristiyan olarak tescil edilmiş. Daha sonra evlenmiş muradına ermiş.  
58 yıllık arkadaşımın Hıristiyan olduğunu biz ortaokul 2. sınıfta iken mecburi din dersi nedeni ile öğrendik. Sınıfa giren Müdür Muavini iki arkadaşımızı ayağa kaldırarak isterlerse din derslerine girmeyecebileceklerini söyledi. Dostum ailesinden yazılı kağıt getirip din derslerine girdi. Din dersi notu hep 10 idi. Bir gün yatakhanede kendisine eşek şakası yaptılar, seni sünnet edeceğiz dediler. O akşamki tabloyu hiç unutmadım, hep utançla hatırladım. O gece şaka bitti.
Dostum Tıp doktorudur. Doktor olduktan sonra sağlık açısından iyi olduğu için kendisi sünnet olmuş. Bunu bana 56 sene sonra anlatmıştı. Bu sefer karşılaşmamızda gerçek ismini sordum?
Bana gerçek ismini ve soyadını söyledi. Irkçılık, faşizm insanların nüfusta isimlerini değiştirmeye zorluyor. Bana “Bak Serhatcığım bizi böylesine ötelediler, gerçek ismimizi bile nüfusa yazdıramadık. Ama benim kimliğimi benden alamadılar. Şimdi Almanya’nın bir şehrinde Ermeni cemaatının başkanıyım. Değişen bir şey olmadı” dedi. Hrant Dink’in “Su kaynağını buldu” sözünü hatırladım. Baskı, zulüm, ötekileştirme(asimilasyon) para etmiyor. Su kaynağını buluyor. 


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 5 Ocak 1994 tarihinde KUM Meclisi üyesi, DEP Viranşehir Yöneticisi Fethi Yıldırım bir barış toplantısına giderken kontrgerilla tarafından gözaltına alındı. Bugüne kadar kendisinden haber alınamadı.
* 7 Ocak 1946 tarihinde Muhabbad’ta Kurdistan dergisi çıkmaya başladı. Kurdistan, 67 sayı yayınlandı.
* Hawar ve Jin dergisi yazarlarından, Xoybûn üyesi, Avrupa Kürt Öğrenciler Derneği kurucusu ve başkanı, PDK-S kurucusu ve G. Sekreteri Dr. Nurettin Zaza İsviçre’nin Lozan kentinde yaşamını yitirdi. Gerçek ismi Yusuf olan Nurettin Zaza 1919 yılında Elazığ/Maden’de doğdu.
* 8 Ocak 1995’te Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe İstanbul’da polis işkencesinde yaşamını yitirdi.
* 10 Ocak 1958 yılında sahipliğini A. Efhem Dolak, Yazıişleri Müdürlüğünü Canip Yıldırım’ın yaptığı “İleri Yurt” gazetesi günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Musa Anter aynı gazetede “Amma Ne İleri Yurt” köşesinde fıkra yazıyordu.
* 12 Ocak 1971 tarihinde Ankara DDKO binası bombalandı. Bir kişi yaralandı.