Kimine göre barış ancak düşmanlarını öldürdükten sonra gelir.

Bunun için Şah İsmail, savaş meydanında esir düşen Muhammed Şaybani’nin kellesini oracıkta uçurmuş, kafatasını altınla kaplatmış, zümrüt ve diğer değerli taşlarla süsleyip kendisine şarap kadehi yapmıştı.
Kimilerine göre barış ancak yeteri kadar düşman öldükten sonra gerçekleştirilebilir.
Bunun için Birinci Dünya Savaşında Alman, İngiliz ve Fransız generaller savaş alanından yüzlerce kilometre ötedeki karargahlarından mutlak ölümle sonuçlanacak harekat emirleri yağdırmış ve yüzde 95’i 20 yaşının altında 3.5 milyon asker batı cephesinde can vermişti.
Kimilerine göre barış zayıfların, korkakların hanesinde boş bir çabadır. Tarih yalnızca kan dökenleri yazmıştır.
Bunun için Kastilya Kralı VI Alfonso ile Yusuf ibn Taşfin’in Arap ordusu Badolja’nın kuzeyinde çarpıştığı yere hala “Zallaka” (kaygan toprak) denir. Rivayete göre o gün o kadar çok kan akmıştı ki savaşanlar ayakta duramamıştı.
Bizim barışımız bunların hiçbiri değil.
***
İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarına sahne olan, en korkunç savaş makinalarının icat edildiği bir çağda doğmuş olmanın ağırlığı hepimizi esir almış durumda.
Silahla kendini var eden ulusların diğer uluslar üzerinde egemenlik sürdüğü bir çağdayız hala.
Tankların, topların, uçakların, dev savaş gemilerinin ulusal gurur simgesi olduğu bir çağdayız.
Klasik çelişkiler bitti, bitiyor denildiği her dönem o çelişkiler kendini savaşlarla, çatışmalarla dünyanın değişik yerlerinde mazlum halklara bedel ödetilerek yaşatıldı; yaşatılmakta.
Kürtler bu halklardan sadece biri.
***
Oturup bir insanın başka bir insana zarar vermesinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını yazmak kolay. İçinde yaşadığımız dünyanın gerçekleri var. Bunlar hepimizin niyetlerinden uzak, binlerce yıllık insanlık tarihinin oluşturduğu gerçekler.
Hiçbirimizin bugünden yarına değiştiremeyeceği gerçekler.
***
Bugün barış yeniden gündemde. Abdullah Öcalan ile son gerçekleştirilen görüşmenin ardından Türkiye ile PKK arasındaki savaşın bir barışla nihayetlenmesi yönündeki umutlar arttı.
Bu gelişmeye ilişkin haberlerin Diyarbakır’da 10 PKK’linin öldürüldüğü operasyonun zafer nidalarıyla verildiği haberlerin yanında yer alması işin tezat yanı.
***
Türkiye ile PKK arasındaki barış, savaşan taraflar arasındaki barış olmayacak. Türk tarafının bunu çok iyi anlaması lazım. Türk tarafının Kürt halkı üzerindeki klasik egemenlik politikalarından vazgeçtiğini beyan etmesiyle silahlı mücadelenin gerekçelerinin ortadan kalkacağı bir barış olacak.
***
Kürtlerin mücadelesi, bu savaş başka bir milletin üzerinde egemenlik kurmak, topraklar fethedip üzerine bayrak dikmek ya da düşmanın önünde diz çöktürüp aman diletmek için değildi.
Barışı da bunun için bildiğiniz savaşların barışına benzemeyecek.