14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu eyleminin üzerinden 33 yıl geçti. Bir eylemin tarih ve toplum açısından ne gibi sonuçlar doğuracağına en iyi örnek 14 Temmuz direnişidir. Sadece PKK ve Kürtleri değil, tüm Ortadoğu tarihini nasıl etkilediği bugün daha iyi anlaşılmaktadır.
14 Temmuz’un birinci derecede Kürtleri, ikinci derecede Türkiye'yi etkilediği açıktır. Bu her iki etkilemenin bileşkesi olarak Ortadoğu'yu da etkilemiştir, etkilemektedir. Eğer 14 Temmuz Direnişi olmasaydı bugün Kürdistan özgürlük mücadelesinin ve Ortadoğu'nun çehresi farklı olabilirdi. Kürt Özgürlük Hareketi Türk devletine karşı mücadelesinde zorlanır; bugünkü etkisine ulaşmada çok ciddi sorunlar yaşardı. Türk devletinin konumu da Ortadoğu'da farklı olur; belki de bugün en etkili siyasi güç olarak Ortadoğu'nun siyasi ortamını yönlendiren bir ülke haline gelirdi. Ancak 14 Temmuz buna izin vermemiş, Ortadoğu bugün büyük sıkıntılar yaşasa da demokrasi ve özgürlüğün uzak olmadığı bir döneme, daha doğrusu özgür yaşamın içinden çıkacağı kaos sürecine girmiştir. Ortadoğu'nun yerleşmiş, oturmuş, sarsılmaz olarak düşünülen otoriter sisteminin çözülmesinde, halkların özgürlük ve demokrasi isteğinin gelişmesinde 14 Temmuz Direnişi ve bunun yarattığı siyasal gelişmelerin belirleyici rolü bulunmaktadır.
12 Eylül askeri faşist rejimi 1982 yılında içeride ve dışarıda emperyalist sistem aleyhine gelişen siyasal bir ortamda gerçekleşmiştir. Nitekim NATO’nun desteğiyle faşist darbe yapılmıştır. NATO, Türkiye’yi bu darbeyle sağlama alarak Ortadoğu üzerindeki hakimiyetini pekiştirmeyi amaçlıyordu. Türkiye'yi gerçek anlamda Ortadoğu'nun jandarması yapmak istiyorlardı. O yıllarda özellikle İran ve Afganistan’da sistemi zorlayan gelişmeler yaşanmıştı. Bu açıdan istikrarsızlığı ortadan kaldırarak Türkiye'ye büyük rol vermek istemişlerdi. Ancak 14 Temmuz Direnişi, 12 Eylül askeri faşist direnişini ideolojik yenilgiye uğratmış; 15 Ağustos hamlesi de siyasi ve askeri olarak Türkiye'yi bir çökertme içine sokmuştur. Türkiye, bölgedeki askeri ve siyasi tılsımını yitirmiştir. Bu bile başlı başına Ortadoğu'da birçok gelişmenin önünü açmıştır.
14 Temmuz, direnişin gücünü gösterdi
14 Temmuz sadece Kürdistan'da değil, Ortadoğu'da da zorluklar ne kadar fazla olursa olsun, karşısındaki güç siyasi ve askeri olarak ne kadar güçlü olursa olsun özgürlük ve demokrasi çizgisinde direnildiğinde yenilmeyecek gücün olmayacağını kanıtlamıştır. Halkların öz güçlerine güvenmelerini, bir irade haline gelmelerini sağlamada çok önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle despotların ve emperyalistlerin irade kırma hareketine karşı bir irade savaşı olarak tarihteki yerlerini almış, bu konuda tüm halklara örnek olmuştur. Ortadoğu halklarının en fazla yoksun olduğu değeri halkların eline vermiştir. Bu açıdan 14 Temmuz Direnişi Ortadoğu halkları açısından çok büyük tarihsel öneme sahiptir. Nasıl ki Haçlı Seferlerine karşı direniş Ortadoğu'ya bir kimlik ve karakter kazandırmışsa, 14 Temmuz da bu düzeyde tarihsel sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Nitekim daha sonra 14 Temmuz’un da verdiği moral güçle büyük gelişme gösteren Kürt Özgürlük Hareketi'nin Ortadoğu'da yarattığı etkiden dolayı Önder Apo'yu Selahattin Eyyubi’ye benzetenler olmuştur.
Ortadoğu, zorun zoru bir coğrafyadır. Ortadoğu'da mücadele edip özgür ve demokratik yaşamı kazanmak kolay değildir. Ortadoğu bu anlamda zor bir coğrafyadır. Kürdistan ise bu zorun zoru coğrafyadan daha da zorun zoru koşullara sahiptir. 14 Temmuz Direnişi işte böyle zorun zoru bir coğrafyada daha da zorun zoru olan koşullarda gerçekleşmiştir. Bu kadar zorun zoru olan bir yerde böyle bir direnişi gerçekleştirmek, tüm zorun zoru koşullarda yaşayanlar için bir çilingir haline gelmiştir. 14 Temmuz Direnişinin yarattığı mücadele tarzı ve bunun ortaya çıkardığı ruhla aşılmayacak hiçbir engel yoktur. Bu nedenle 14 Temmuz direniş tarzı ve ruhuna zorun zoru koşulların direniş tarzı ve ruhudur diyoruz. Bu nedenle bu ruh ve tarzı kendine esas almış Kürt Özgürlük Hareketi hiçbir koşulda yenilmemekte, başarı üstüne başarı kazanmaktadır.
Bugün Rojava’da başarıyı sağlatan 14 Temmuz Direniş tarzı ve ruhudur. Bu ruh ve tarz dışında Rojava’da başarmak mümkün değildi. Eğer ağır silahlara ve büyük imkanlara sahip devletler IŞİD önünden kaçarken, YPG ve YPJ IŞİD’i püskürtüyorsa, bunu sağlatan kesinlikle 14 Temmuz ruhu ve tarzıdır. Bu başarıların ve gösterilen büyük direnişin kaynağını başka yerde aramak büyük gaflettir. 14 Temmuz Direniş ruhu ve tarzının olduğu hiçbir yerde yenilgi söz konusu olamaz.
Onlara borçluyuz
14 Temmuz Direnişi, çok zor koşulları olan Amed zindanında gerçekleşmiştir. Bu direnişi gerçekleştirenler fedailiğin en çarpıcı örneğini ortaya koymalarına rağmen "Mezarımıza ‘halka borçludurlar’ diye yazın" demişlerdir. Şahadete giderken bile mezarlarına halka borçludur yazdıran bir fedai ruhun önünde kim durabilir ki? Nitekim kimse duramamaktadır. Bu gerçeği tüm dünya da kabul etmiş durumdadır. İşte bunu yaratan 14 Temmuz ruhudur; Hayriler, Kemaller, Akifler ve Ali Çiçeklerdir.
Kemal Pir, daha 1982 yılında "Önder Apo ve Mahsum Korkmaz bu devrimi başlatırlar ve geliştirirler" demiştir. Çünkü kendilerine militan ruhu kazandıran gerçeği bildiklerinden Önder Apo'nun 14 Temmuz ruhunu daha da ileri taşıyacağına inanmışlardır. Nitekim şahadetleri yaklaştıkça moralleri daha da yükselmiştir. Şahadet anları, morallerinin en yüksek olduğu andır. Bugün de Kürt halkına, Kürt gençlerine, kadınlarına; tüm Ortadoğu halklarına gerekli olan tarz ve ruh budur. Bu tarza sahip olunduğunda zorluk ne olursa olsun aşılır ve başarıya ulaşılır. Bu nedenle artık Kürt Özgürlük Hareketi'ni yenilgiye uğratmak zordur. 14 Temmuz’la birlikte bu Hareket ve bu halk yenilmezliğin iksirini içmiştir.
Kemal Pir 1982 yılında direnişe katılan 20 civarında arkadaşını kastederek, "Bugün 20’yiz, yarın 20 milyonlar olacağız" diyerek bugünleri öngörmüştür. Dün zindanda onlarca şehit verilmişken, bugün PKK'nin 14 Temmuz ruhuyla direnip şehit düşen on binlerce fedaisi vardır. Bu on binlerce fedai ruh 14 Temmuz ruhunu daha da yaygınlaştırıp toplumsallaştırdı. Bu açıdan bu ruhun, bu tarzın başarıları 33 yılda yarattıkları ve kazandırdıklarından daha fazla olacaktır. 14 Temmuz tarzı ve ruhu bundan sonra hükmünü daha fazla icra edecektir. Kürt halkına ve Ortadoğu halklarına lazım olan, zor koşullarda direnip başarmanın tarzı ve ruhudur. Bu da ellerine verildiğine göre, Kürt halkının ve Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik yaşam konusunda önleri sonuna kadar açıktır. 14 Temmuz ruhu ve tarzı temsil edildiğinde Ortadoğu'daki tüm despotlar, otoriteler yıkılacak, özgür ve demokratik yaşam mutlaka kazanılacaktır.
Amed zindanında bırakalım direniş yapmayı, direnmeyi akla getirmek bile zordu. Direnmeyi sağlamak zordu. Öyle ki zindandaki 12 Eylül faşizmi direnişi ve onurlu bir ölümü bile tutsakların elinden almıştı. Ölürseniz ben öldürürüm diyordu; siz yaşamınızı ortaya koyarak bile olsa bana karşı direnemezsiniz, diyordu. Solunan havanın bile işkence olduğu, irade kırma olduğu, insanların ruhunun çekilip alındığı ortamda 14 Temmuz Direnişçileri "Bizim tarihsel rolümüz böyle imkansız ve zor koşullarda direnerek, direnmenin imkansızlığını sağlamak isteyenleri yenmektir" demişler ve tarihsel büyük direnişleriyle 14 Temmuz Direniş ruhu ve tarzını ortaya çıkarmışlardır. Bu açıdan 14 Temmuz Direnişi çok değerli ve anlamlıdır. Tarihteki hiçbir birey ya da toplum direnişine benzemez, tekil bir örnektir. Kim ki 14 Temmuz Direnişi'ni anlarsa, o kişi ve topluluğu yenilgiye uğratmak zordur. Bu nedenle 14 Temmuz direnişçilerine bir daha minnetlerimizi sunuyoruz. Bizler halk olarak ne yapsak da onlara borcumuzu ödeyemeyiz.