
Amed Milletvekili Altan Tan, AKP Hükümeti’nin seçimler sonrası sürdürdüğü yeni politika ve sonuçlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
AKP artık perdeleme ihtiyacı bile duymadan ‘KCK operasyonlarına’ sahip çıkıp ve kamuoyuna Kürt örgütlenmesinin kötülüğünü anlatmakla ne yapmaya çalışıyor?
AKP, sadece demogoji ve kamuoyunu yanlış bilgilendirme peşinde. Yozgat, Edirne, Trabzon ve Konya’daki için „PKK ve KCK hepsi terörist. BDP ve DTK’liler bundan talimat alıyor“ şeklinde bir izlenim yaratıyor. Biz de AKP’lilere şunu söylüyoruz: ‘Farzedelim ki bunların hepsi doğrudur. Peki 3 milyona yakın kişi bu partiye oy vermiş. PKK, KCK, DTK, BDP, Roj TV ve artı bütün bu kuruluşları aynı kabın içine koysan buna oy verenleri öyle kabul edersen nasıl çözeceksin bu sorunu? Senin bir çözüm planın var mı? Farzet ki, senin söylediğin doğru. Dağdakileri öldürerek, şehirdekilerini de tutuklayarak mı bu sorunu çözeceksin? Bununla nereye varacaksın? Bu iş ne zamana kadar sürecek? Dağdakilerin hepsini öldürdünüz, ya da şehirdekilerin hepsini tutukladınız, üç milyon oy veren kitleyi de sindirdiniz. Peki sonrası için bir projeniz var mı? Siz anadille eğitimine ne diyorsunuz? Bölgesel yönetim hakkı için ne diyorsunuz? Kürtçenin bir dil, Kürtlerin bir halk olduğunu kabul ediyor musunuz? Hükümet ve Erdoğan’a şunu söylüyoruz: ‘Aklını başına al. Önce bir çözüm projesi ortaya koyarsan dağdakini öldürmene, şehirde ve ovadakini de tutuklamana gerek kalmayacak. Çözüm kendiliğinden ortaya çıkacak. Bir çözüm projesi ortaya koyarsan ve samimi olarak bunu uygularsan dağdaki dağdan inecek ve demokratik bir zeminde hareket edecektir. Şehirdeki de sivil siyasetine devam edecek. Siyaset legal ve meşru zeminde devam edecek.’ Biz bunu söylüyoruz. Ama bir şey anlatamıyoruz. Gene bildikleri yola devam ediyorlar. Bu yolun bir çıkmaz yol olduğunu Tansu Çiller ve Süleyman Demirel gibi onlar da anlayacak.
Devletin bu kadar gözü kara yönelimlerinin temelinde Kürtlerin Demokratik Özerklik talebi ve Demokrasi Bloku’nun başarısının etkisi var mı?
Var tabii ki. Emek ,Özgürlük ve Demokrasi Bloğu başarılı olmasaydı, seçimlerde böyle güçlü bir listeyi ortaya çıkarmasaydık, iyi çalışmasaydık, halkı aydınlatmasaydık AKP şunu diyecekti: ‘Bakın Kürtler bunlara oy vermedi. Halkın böyle bir talebi yok. Halk anadile eğitimi istemiyor. Bunları isteyen bir avuç terörist...’
Blok, başarılı çalışması ve seçim döneminde halkın verdiği destekle AKP’nin bütün planlarını boşa çıkarttı. Bu boşa çıkış da onları çıldırttı. Daha da öfkelendiler. „Ben ne yaparsam yapayım Kürtler vazgeçmiyor“ düşüncesi onları tutuklamaya, öldürmeye yöneltti. Ama biz şunu söylüyoruz: ‘Öfkeyle kalkan zararla oturur.’Öfkeleneceğine ne istediğini dinlemelisin.
AKP içindeki Kürt milletvekilleri partilerinin bu uygulamalarından hiç rahatsızlık duymuyorlar mı?
AKP geçmiş dönemde ve bu dönemde mümkün olduğu kadar bizim gibi düşünmeyen insanları milletvekili yaptı. Erdoğan bu dönemde daha çok dikkat etti. Geçen dönemde az sayıda da olsa bize yakın düşünen veya bizim söylediğimizi anlayabilen Kürt milletvekilleri vardı ama bu dönem işi kendi açısından sıkı tuttu. Konuşabilecek, kişiliği olan, fikir beyan edebilen insanlar elendi. Şu anda partisinin büyük bir bölümü Erdoğan’ın her dediğine ‘evet’ diyen, bunun dışında fikir beyan edemeyen, korkak, silik kişiliklerden oluşuyor. 3 ya da 5 tane ‘ümit var’ diye düşündüğümüz Kürt milletvekilleri ise şu ana kadar ağzını açmış değildir.
AKP’nin ‘teröre destek’ gerekçesiyle Kürtlerin ekonomik varlıklarına el koymasını, yine ‘taş atan,’ ‘molotof atan’ çocukların ailelerinden koparılması yönündeki girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hepsi boş çalışmalardır. Kimsesiz çocukları için çocuk esirgeme yurtları kurmuşsun ve sen o çocuklara bakamıyorsun, besleyemiyorsun, milyonlarca Kürt çocuğunu nereye koyacaksın? Bunların hepsi halkı korkutmak, caydırmak, sindirmek için söylediği şeylerdir. Biz de meydan okuyoruz: Al alabilirsen!Diyarbakır Valisi gelsin Diyarbakırlı çocuğu esirgeme yurduna alsın. Hodri meydan diyoruz. Sen 7 yaşında, 10 yaşında bir çocuğun niye bu kadar çok öfkesi var? Onu araştır. Sor, araştır; bu çocuklar anne ve babalarına rağmen niye bu kadar öfkeli? Niye askere, polise taş atıyor? Bu soruların cevabını bul. Soruları doğru cevapladığın zaman, çözümü de bulacaksın.
Sen, „Ben Kürt’üm“ diyen herkesi „Mal varlıklarına el koymarım“ diyerek tehdit ediyorsun. Sizden korkmuyoruz. Hodri meydan diyoruz. Ben Kürt’üm diyeni ‘terörist’ sayacaksın, ‘teröre destek verdi’ diyeceksin, dava açacaksın ondan sonra da mal varlığına el koyacaksın tıpkı Hitler gibi. Hitler’in yaptığı buydu. Tabii, onun sonu ne olduysa senin sonun da o olur.
Peki kendini dindar olarak tanımlayan Kürtler, AKP’yi nasıl değerlendiriyor. Siz o kesimleri yakından tanıyan bir siyasetçi ve aydın olarak, onların AKP konusunda bir hayal kırıklığı yaşadığını söyleyebilir misiniz?
Dindar Kürtler üzerinde yoğun bir propaganda var. Dindar ve Alevi Kürtler üzerinde yoğun bir politika yürütülüyor. Alevi Kürtlere ‘BDP Şafiilerin partisidir’ deniyor. Bu kesimdeki Kürtler endişe içine girerek CHP’ye oy veriyor. Sünni Kürtlere ise „Bunlar Zerdüşt, dinsiz, ateist, sosyalist, Marksist“ diyerek din üzerinden politika yürütüyor. Bunun ikisi de yanlış. Mesele bir din ve mezhep meselesi değil. Bu hak ve hukuk meselesidir. Farzet ki bütün Kürtler Hıristiyan olsun. Hıristiyanların hakkı yok mu? Yani ateist olsa da, ateistin hakkı yok mu? bunları kesecek misin? Hak ve hukukta meşru bir ibare var. İslami kuraldır: „Mazlumun dini sorulmaz“ diye. Adam sokakta zulme uğruyor, Hindu mu, Çinli mi, Brahman mı, Tibetli mi, Müslüman mı, Katolik mi? Bunlar sorulmaz. O mazluma yardım edilir.
Erdoğan’ın Dersim özrünü nasıl okumak gerekiyor?
Madem Başbakan, Sason’dan, Dersim’den bahsetti. Biz de bu defterin açılmasını istiyoruz. Öncelikle lafla değil, Meclis’te bir araştırma komisyonu kur. İstiyorsan dışarıdan adam getir, istiyorsan uluslararası güçlerden adam getir. Elindeki bütün belgeleri ortaya dök ve net ol. Askeri istihbarat, başbakanlık arşivini, ne var ne yok bunları hepsini ortaya dök. Eğer bu olsaydı sistem üzerine çökecek ama olmadı. Başbakan diğer konular gibi bunun üzerine de oturdu. Amaç da zaten Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırmaktı. „Sünni Türklere bak, bir de Alevi üstelik de Kürt olana bak“ böyle bir ikilem yaratarak oy veren kitleyi bölmek istiyor. Ama bu işi bırakmış değiliz. Bunu her platformda dile getireceğiz. Eğer Dersim çözülürse, faili meçhullerden bugünkü olaylara kadar çözülecek, devletin içindeki karanlık odaklar ortaya çıkacaktır.
Siz aynı zamanda anayasa komisyonu üyesisiniz BDP neye ‘evet’ neye ‘hayır’ diyecek?
Çok kısa ve net bir biçimde; insani, İslami, vicdani, hukuki ne varsa getirsinler. Hak ve özgürlükleri barındıran her konuda biz varız. Ama AKP eskimiş anayasayı cilalayarak süreci bu şekilde kapatmak istiyor. BDP de bu şekilde olmayacağını, bunun günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini söylüyor. Anadilde eğitim ve öğretim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, devlet ve din ilişkisini düzenleyecek maddeler ve vatandaşlık tanımını içeren maddeler bizim için çok önemli. Yeni anayasa Türkiye için bir fırsat. Bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Bunu Mayıs ayında daha net şekilde tartışmalarda göreceğiz. Biz masadan kalkmayacağız.
CAN YILDIZ - LONDRA