
Yukardaki uzun alıntı içinde Albay Cemal Temizöz, birkaç itirafçı, uzaman çavuş, kurucu ve Kemal Atak’ın da bulunduğu dava dosyasından alınmıştır. Bu alıntı eğer başka bir ülkenin mahkeme tutanağından alınmış olsaydı emin olun ki yer yerinden oynardı. En başta ilgili ülkenin basını bu vahşeti günlerce, haftalarca, hatta aylarca işleyerek kamuoyunun harekete geçmesini sağlardı.
Elbette ki bununla da sınırlı kalmaz, siyasi iktidar, başbakan ve cumhurbaşkanı açığa çıkmamış olayların faillerini bulmak, infaz ve cinayetleri gerçekleştiren katilleri adalete teslim etmek için adeta seferberlik ilan eder, tüm savcı ve yargıçları göreve davet ederek, geçmişte yaşanan felaketin yarattığı acıları bir nebze de olsa biraz dindermeye çalışırdı.
Çünkü ortada büyük bir suç vardır. Onlarca, yüzlerce, hatta binlerce insan kaçırılmış, vahşice işkencelerden geçirilmiş, günlerce, aylarca aç ve susuz bırakıldıktan sonra hunharca katledilmişlerdir. Ama daha da önemlisi kaçırılan ve vahşice öldürülen insanların kemikleri toplu halde yeraltından fışkırıyordu. Bu satırları kaleme alırken tam 26 insana ait kafatası yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkmıştı. Kazılar sürdükçe kemikler de çıkmaya devam edecek gibi.
Şimdi burada sorun yapılan kazılar ve bu kazılar sonucuda kemiklerin ortaya çıkması değildir. Kürdistan ve Türkiye’nin herhangi bir yerinde yapılacak kazılar sonucunda insanlara ait kemiklerin ortaya çıkması olasıdır. Kemiklerin açığa çıkması olağanüstü bir durum değildir. Zira kaçırılan ve hala kayb olan yirmibinden fazla insan vardır. Bunlar nerede? Tabi ki yeraltında. Hepsi de ağır işkencelerden sonra hunharca öldürülerek yeraltına konulmuşlardır. Boşuna, ‘Kürdistan’ın her karış toprağında insanların kanı, kemiği ve ruhları vardır’ denilmiyor? Bu nedenle sorun tek başına yeri kazıp kemik bulmak değil, esas sorun adaletin gereklerini yerine getirerek katilleri açığa çıkartmaktır.
Başbakan Tayyip Erdoğan neredeyse hergün ‘bakın işte kemikleri çıkartıyoruz, vahşice öldürülen vatandaşlarımızı teker teker buluyoruz’ diyerek, adeta Kürtlerle dalga geçiyor. Sadece dalga geçmiyor, aynı zamanda kemikler üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışıyor. Sıkılmadan, yüzü kızarmadan ve utanmadan ‘bu cinayetler benim dönemde, AKP’nin iktidarında kaçırılmadılar, biz kayb olan insanları ölü veya diri bulup ailelerine teslim ediyoruz’ anlamına gelecek açıklamalarda bulunuyor.
Bir vicdansız, bir zalim, adaleti ayaklarının altında çiğneyen bir Dehak ancak böyle konuşabilir. Vurguladığımız gibi esas olarak sorun kemikleri bulmak değil, bu kadar cinayeti işleyen katilleri bulmaktır. Başbakanın esas işi budur. Herkes biliyor ki, kemikler eskiden kalma, ama başbakan bugün birinci derecede etkili ve yetkili kişidir. Adaletin tecelli etmesinde birinci derecede sorumlu olan başbakandır.
Üstelik başbakanın orada burada katilleri aramasına da gerek yoktur. İşkence yapan da, insanları kaçıranlar da, onları öldürüp çukurlara gömenler de bellidir. Daha da önemlisi tüm bu cinayetlerin işlenmesi için emir veren kişilerin kimlikleri ortada. Şırnak-Cizre hatında işkence edildikten sonra yüzlerce insanı öldürmekten sorumlu Kamil Atak, Albay Cemal Temizöz ve birkaç korucu ile itirafçı tutuklu olmalarına rağmen hiç birisi cinayetlerden dolayı yargılanmıyor.
Ama dahası var; işte Tansu Çiller, işte Mehmet Ağar, işte Doğan Güreş, işte o dönemde görvli olan yüzlerce bürokrat ve teknokrat. AKP döneminde bu kemikler yere gömülmedi, tamam, kabul, ama bu kemikleri yere gömenleri yakala, onları yargı karşısına çıkart ve gerekeni neyse onu yap/yaptır. Bunu yapmadan konuşmak pişkince ve yüzsüzce davranmaktan başka bir şey ifade etmez. Daha da önemlisi, eğer başbakan katliamı yapanları yargı karşısına çıkartması, o zaman o da en az katiller kadar günahkar ve suçlu olur.
fuatkav@hotmail.com