Pazartesi günü BDP Kadın Meclisi, yerel seçim beyannamesini basın toplantısıyla açıkladı. Açıklamayı yapan DÖKH aktivisti ve BDP Ekoloji ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Parti Meclis Üyesi Kibriye Evren; “Erkek ile kadın arasındaki güç dengesizliğinin ve eşitsizliğin bir sonucu olarak gelişen bir yöntem arayışı olan yüzde 40 cinsiyet kotasını tüm politik yapılanmalarda tüzüğe koyarak hayata geçirdik... Eşbaşkanlık sistemi kadın özgürlük mücadelesinin en somut ve en önemli başarılarından birisidir. Bu sistem klasik bir eşitlik anlayışından ziyade cinslerin özgürlüğüne dayanan bir eşitlik anlayışıdır. Eşbaşkanlık sistemi ile kadın-erkek eşitliğini ve özgürlüğünü hayata geçirmek için erkek egemen iktidarı yıkıp köleliği ortadan kaldırarak tam eşitlik ve özgürlük sistemini kurmayı hedefliyoruz. Bu kadının eşit temsiliyeti konusunda devrimsel bir adımdır” dedi.
Peki eşit temsiliyet neden devrim niteliği taşır?
Yerel yönetimlerin her ne kadar siyasal yanı öne çıksa da; siyasi olduğu kadar, fazlasıyla sosyal, kültürel, ekonomik yapılardır. Esasta toplumsal dokuyu oluşturan, yaşamın en temel yanları ile inşa edilen birimler olması itibari ile de oldukça hayatidir.
Yine açık, şeffaf çoğulcu ve katılımcı demokratik ilkeleri hayata geçiren özerk demokratik kuruluşlardır.
Toplumun en alt ve temel birimleri olması itibari ile de toplumsal sistemin şekillenmesinde, zihniyet ve form kazanmasında en etkili alanlardır. Demokratik ilkelerin hakim olduğu böylesi yapılanmalar toplumların tüm dokularının etkili bir biçimde kendi ihtiyaçlarını; kendi söz, emek ve karar gücü ile karşılaması demektir. Bir toplumun en alt birimlerinde ortaya çıkacak demokratik formlar ve işleyişler; üste kadar etki yaratacak yani belirleyecek mekanizmalar anlamına gelmektedir. Yerel yönetimler toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin toplumda oynadığı role benzer bir pozisyondadır. Ailenin demokratikleşmesi toplumun demokratik zihniyeti ve bireylerinin yetişmesi anlamını taşıyorsa; yerel yönetimlerin demokratik mekanizmalara kavuşması aynı etkiyi yapacaktır.
Yerel yönetimler tek başına demokratik bir işleyiş anlamına gelmez. Öz olarak bu muhtevayı taşısa da; bunun açığa çıkması ancak mekanizmaların demokratik ilke ve işleyişe kavuşması ile oluşmaktadır.
Toplumun farklı kesimlerinin kendini ifade ettikleri mekanizmaların demokratik öz kazanmaları ise kadının bu mekanizmalarda yer alması oluşmaktadır. Çünkü cins eşitliğine dayanamayan sistemlerin demokratik mekanizmalara sahip olsalar bile demokratik bir toplum yaratamadıkları tarihi deneyimlerle sabittir. Toplumsal farklılıklar bu mekanizmalarda yer almalarına rağmen cinsiyetçi yapılar demokratikleşme önünde ciddi engeller oluşturmakta ve zamanla anti demokratik yapılara dönüşmektedir. Dolayısı ile DÖHK aktivisti Kibriye Evren’nin dediği gibi eşbaşkanlık sistemi demokrasi adına atılmış devrimsel bir adımdır.
BDP ve HDP oluşumlarının olmazsa olmazı haline alan eşbaşkanlık sisteminin pratikleşmesi, bunun toplumun bütün dokularına nüfus etmesi demokratik toplum oluşumunun yegane motor gücü olacaktır.
Bu sistemin gelişmesinde önemli deneyimlere sahip olan Kürt siyasal hareketi ve Kürt toplumu Ortadoğu toplumları içerisinde ciddi bir fark yaratsalar da halen aşılması gereken yanlar mevcuttur. Cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplum ve sistem sadece kadının kazanımı anlamına gelmemektedir. Kazananın toplum olduğu geçen yıllarda ortaya çıkan temel veri olmuştur. Kürdistan’ın en ücra alanlarında sözde ‘cahil’ görülen onlarca Kürt kadını, anası bugün siyasal alanda en etkili ve radikal demokrasi mücadelesi veriyorsa; bunun toplumsal bir kazanım olduğu açıktır. Gerek ulusal demokratik birlik, gerekse de toplusal farklılıklar ve barış mücadelesi konusunda ki ısrarları da bunu ispatlamıştır. Ancak şu noktaya dikkat çekmek önemlidir;
Demokratik bir toplumu oluşturmak, kadının olduğu kadar erkeğin de işi olmalıdır. Bu sadece siyasal, yasal bazda değil yaşamın her alınana dönük olmalıdır. ‘Kadının ihtiyacı var o zaman kadınlar sadece bunun mücadelesini versin’ yaklaşımı demokrasi iddiası olanlar için artık anlamsızlaşırken; halen bu konuda ısrar eden, direnen zihniyetinde aşılması gereklidir. Eğer gerçekten demokratik bir toplum ve sistem arzusu söz konusu ise ataerkil zihniyetle mücadele etmek bir o kadar da erkeğin işi olmalıdır.
Yerel yönetim ve eşbaşkanlık sistemi