Halfeti’de gözaltına alınanlardan Ruken Deniz, “Polis, ‘Buna etki etmiyor, 200 volt verelim’ dedi. Bir saat elektrik verdiler” derken, Rabia Alakuş ise doktorların çığlıklarını duymazdan gelerek rapor vermediğini söyledi.
Urfa’nın Halfeti ilçesi Dêrto (Dergili) Mahallesi’nde 18 Mayıs’ta yaşanan çatışmadan sonra gözaltına alınanlar, gördükleri işkenceyi anlatmayı sürdürüyor. Kadınlar da gözaltındaki işkenceyi anlattı.
Ruken Deniz
Urfa’nın Halfeti ilçesi Dêrto (Dergili) Mahallesi’nde 18 Mayıs’ta yaşanan çatışmadan sonra gözaltına alınan 51 kişiden 3’ü çocuk 30 kişi serbest bırakılırken, 20 kişi ise hala gözaltında tutuluyor. Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi, gözaltındakilerin işkencenin rapor edilmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) sevk edilmesi ve TEM Şube dışında başka bir yerde tutulma taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini bildirdi. Açıklamada, “Daha önce de gözaltındaki kişilerin işkence gördüklerine ilişkin somut emarelerin bulunduğunu ve olayın takipçisi olduğumuz bildirmiştik. Bugün itibariyle şüphelilerden 20’si soruşturma savcılığınca gözaltı sürelerinin uzatılması talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildiler. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan duruşmada şüphelilerden 9’u beyanlarında kendilerine işkence yapıldığını belirtmişlerdir. Hâkimlik tarafından da şüphelilerin vücutlarında çok sayıda morluk ve yara bulunduğuna ilişkin kendi gözlemleri de zapta geçirilmiştir. Şüphelilerin Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edilmesi ve TEM Şube dışında başka bir şube de tutulmasına dair taleplerimiz reddedilmiştir. Bu taleplerin savcılıkça değerlendirilmeye alınmasına ve gözaltı sürelerinin uzatılmasına karar verilmiştir. Soruşturmanın etkin yürütülebilmesi ve işkence iddialarının araştırılması noktasında Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak süreci takip ediyoruz” denildi.
Önceki gün serbest bırakılan Bozova’nın Koçhisar Dutluca Mahallesi’nden Ruken Deniz, jandarma karakolu ve Urfa Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’de yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’na anlattı.
Gaz bombası attılar
Deniz, saat 05.00 gibi evinin basıldığını ve tüm aile fertlerinin gözaltına alındığını belirterek, şunları söyledi: “Evde ziynet eşyalarımızın olduğu bir kasa vardı. Bana ‘Anahtarı getir, siz burada silah saklamışsınız’ dedi. Odanın kapsını açmadan vurdular, açtığım gibi gaz bombası attılar. Gazdan o an ben de etkilendim. Bizim evi yıktılar.”
Askıya aldılar
Önce Sait amcasının evine sonra karakola götürüldüklerini aktaran Deniz, şöyle devam etti: “Bırakmadılar kardeşime gömleğini giydirelim. Vurdular, darp ettiler. Her gün darp ediyorlardı. Beni, annemi ve iki kardeşimi bıraktılar. Bize söylemediklerini bırakmadılar. İşkencehaneydi, bize çok işkence yapıldı. Beni yere yüzüstü yatırıp üstüme çıktılar. Sonra bir tanesi kemerle ayaklarıma vurdu. Kollarım arkadan bağlıydı, o şekilde beni askıya aldılar.”
Elektrikli işkence
Deniz, gördüğü işkenceyi anlatmayı sürdürdü: “Elimi bağladılar ve siyah bir torba kafama geçirdiler. Gözümü kapattılar. Ayaklarımı bağlayıp beni tavana astılar. Sonra beni tekrar başka bir yere götürdüler. Orada elektrik verdiler. Bana, ‘Buna elektrik veriyoruz bu hiç etkilenmiyor. Domuz gibi olmuş’ diyorlardı. Kollarımdan elektrik veriyorlardı. İlk başta düşük dozda verdiler. Sonra ‘Buna etki etmiyor, 200 volt verelim’ deyip artırdılar. Yaklaşık bir saat elektrik verdiler. Bizim aileden 7 kişi aldılar gözaltına. Biz beş kadındık. Bir kadın daha vardı aşağı köyden. Ona da çok işkence yaptılar. O kadının her yerine elektrik verdiler.”
Hakaret ve küfür
Çatışmanın yaşandığı Halfeti’nin Dergili Mahallesi’nden gözaltına alınan Rabia Alakuş da önceki gün serbest bırakıldı. Alakuş, gece saat 02.30 civarında iki evlerinin birden basıldığını, hiçbir şeyden haberlerinin olmadığını, ne yapacaklarını şaşırdıklarını ifade etti. Alakuş, şunları aktardı: “Silah sesleri geliyordu. Biz de bilmiyorduk neler olduğunu. Sonra bize ‘Aşağı inin, yoksa ateş ederiz’ dediler. Korkudan ne yapacağımızı bilemedik, aşağı indik. Bizi yüzüstü yatırmışlardı, bir şey göremiyorduk, izin de vermiyorlardı. Evin bahçesinde hepimizi yüzüstü yere yatırdılar. Evin bahçesinde babamı ve ağabeyimi yerde çok darp ettiler. Annemi de karakolda darp ettiler. Urfa TEM Şubesi’nde de sürdü. Bizi aldıklarında hakaret, küfür ediyorlardı. Anneme işkence yapmışlardı, annem sırtüstü yatamıyordu. Annemin sırtını açtım, baktım kemer izine benzer darp izi vardı. Annem, yengem ve başka kadınlar vardı. Onların gözlerini kapatıp sorguya götürüyorlardı. ”
Doktorlar duymazdan geldi
Babası Zeki Alakuş, annesi Xezal Alakuş, ağabeyi Mehmet Alakuş, yengesi Güley Alakuş ve misafirleri Celal Ercan’la birlikte gözaltına alındıklarını söyleyen Rabia Alakuş, şöyle konuştu: “Aileden sadece beni bıraktılar, diğerleri hala gözaltında. Ağabeyimin çığlıkları geliyordu, aramızda perde vardı. Abime çok işkence yapıyorlardı. Lavaboya gitmek istiyorlardı, ona bile izin ermiyorlardı. Doktorların hepsi bu darp izlerini gördüler ama hiçbir şey yapmadılar. Göz göze bakmamıza bile izin vermiyorlardı. Hastanede ağabeyim çığlık atıyordu, sesi bana geliyordu, doktorlar müdahale etmiyordu. Doktorlar bize rapor vermedi. Bizi doktora götürdüklerinde elimiz arkadan kelepçeli şekilde doktorun yanındaydık.”
Cinsel organlarına elektrik
Gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra maruz kaldıkları işkence ve kötü muameleyi anlatanlara Bozova’nın Qoser (Koçhisar) Mahallesi’ndeki gözaltına alınan Ahmet ve Müslüm Yıldırım kardeşler de eklendi. İfade işlemlerinin tamamlanması sonrası serbest bırakılan Yıldırım kardeşler, Yaylak Jandarma Karakolu bahçesinde elleri arkadan kelepçeli halde yüzüstü yere yatırılmış vaziyette fotoğrafları yansıyan kişiler arasındaydı. Yıldırım kardeşler, evlerinde başlayıp Jandarma Karakolu ve TEM Şube’de devam eden maruz kaldıkları kötü muamele ve işkenceyi MA’ya anlattı.
Kafasında kırık, vücudunun farklı yerlerinde ise darp izleri bulunan Ahmet Yıldırım, yapılan işkencelerden dolayı oldukça bitkin ve halsiz. Yıldırım, Urfa TEM Şube’de kendilerine yaşatılanları şu sözlerle dile getirdi: “TEM’de bize elektrik verdiler. Beni gelip nezarethaneden alırken, kafama siyah bir torba geçirdiler. Sonra dövmeye başladılar. Hiçbir şey göremiyordum. Kaç kişi vuruyordu belli değildi. Elbiselerimi çıkarıp çıplak hale getirdiler. Bana vurup yere yatırdılar. Elimi, ayağımı bağladılar. Beni sırt üstü yatırıp cinsel organıma elektrik verdiler. Kafamı kırdılar. Kafamdaki yara izi hala var. Bir de benim yanımda Ömer Gül vardı, ona da çok işkence yapıyorlardı.”
Yıldırım, sağlık kontrolü için götürüldükleri hastanedeki doktorların işkence gördükleri her hallerinden belli olmasına rağmen hiçbir müdahalede bulunmadığını da ifade etti. Yıldırım, “Ağzımız burnumuz kan içindeydi ama doktorlar bunu gördükleri halde bize müdahale etmiyorlardı” dedi.
URFA