Kitaplara geçtiği kadarıyla Yezid uçanın, konanın ve kaçanın en küçüğünü, yuvasında kendisini besleyecek olanı bekleyen  yavruları bulur, öldürdüğünde de ya parçalar ya da postallarıyla  başını ezermiş! Yine böylesi bir avdayken kendisine babası Muaviye’nin son nefesini vermekte olduğu haberi gelir! Yüz yapısında pek bir değişiklik olmaz ama babadan kalacak hazineyi düşününce atına atlar, saraya doğru gider. Kapıda attan inerken annelerinin getirdiği avı kapmak için cıvıldayan yavru serçeleri farkeder. Silahını ateşliyerek ağzında yem olan ana kuşu ve o yemi almak için başını uzatmış daha yuvasında çıkmamış o serçelerin güzel geleceğini karartır. Tıpkı Recep’in dünyalarını kararttığı Roboskî çocukları gibi...
Nitekim Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan Uludere Alt Komisyonu Başkanı AKP’li İhsan Şener’in “Önceki operasyonlar nasıl yapılmışsa şimdi de aynı usulle yapılmıştır, o zaman emri kim verdiyse şimdi de o vermiştir” şeklindeki alaylı açıklaması Roboskî’de katliam yapan zihniyetin Muaviye sarayı önünde serçeleri katleden Yezid zihniyetinin günümüzdeki simgesi Recep olduğu açıktır. Komisyonda Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten ve diğer komutanların suçlanmamış olmaları da tetikçinin Recep Erdoğan olduğuna işaret etmektedir. 
Recep’in Roboskî’de birkaç subayı ve ülke genelinde ara sıra birkaç görevliyi (zaptiyesini) açığa alması da Muaviye nasihatıdır. Ölüm nefesi çeken Muaviye oğlu Yezid’e “Gerektiğinde, bir memurunu/emirkulunu/celladını  görevden almak, çekilecek yüzbin kılıcın/isyanın önünü boşluğa getirir. Halkı, memurlarınla (sana biat edercesine/ iliklerine kadar) korkut/cezalandır! Ama korkuları dayanılmaz olunca/isyan başlayınca, suçu fermanlarda değil, memurlarda/zaptiyelerde aramaları için memurlarını çek ve cezalandır. Cezalandır ki, halk hoşnut olsun. Sen de dilediklerini sürdürebilesin...”      
Ancak bu Muaviye vasiyeti Kürdistan’da olduğu gibi Roboskî’de de tutmadı. Başta BDP’li seçilmişler olmak üzere bütün Kürdistan ayağa kalktı. Gerilla kontrol alanlarını genişletti. Paşa Recep sivil halkı cezalandırmak amaçlı yasaklı bölgeler ilan etti. BDP seçilmişleri inceleme için gittikleri yasaklı bölgelerden dönerken Gerilla denetimindeki alanlarda Özgürlük Savaşçıları’yla karşılaştılar. Onların ellerinde zulüm makinesi İdris’in copları/topları/gazları yoktu. Barış elçileri olarak gördükleri heyeti coşkuyla karşıladılar. Bir kısmını da kucakladılar. Bu çok açık bir Barış Özlemi’ydi ve Barış’ı kucaklamaydı.
Demokrasi/barış/özgürlük uğruna ölüm gömlekleriyle dolaşan BDP’lilerin barış özlemine sırt çevirmeleri düşünülemezdi. Ancak ahlaki, vicdani ve insani olan bu soylu davranış başta Recep olmak üzere barış düşmanı ırkçı/faşistleri çılgına çevirdi! Dengesini kaybetmiş Paşa Recep BDP’lilerin olmayan dokunmazlıklarının kaldırılmasını emir buyurdu. Zaptiyeler tam tekmil hazırola geçti...   
Karşılaşmayı yargılayan bu ırkçı faşistler, Roboskî Anaları’nın kanayan yürekleri ve parçalanmış ciğerleriyle, yeni katliamlar için bölgeye giderken kaza geçiren yaralı Türk askerlerini emzirmeğe alınan bebekler gibi kanlı giysileriyle kucaklamalarından bile utanmadılar. İşte ayırımsız gerçek  insan sevgisi budur. Kürtler/Gerillalar bunu esir Türk askerlerinin özgürlüklerine kavuşmalarında da gösterdiler. Roboskî katliamının ilk gününde oraya giden Türk bürokratları korumaya alanlar da Kürtler oldu. 
Kaldı ki bu karşılaşma siyasi alanda yürütülen barış çabalarının bir tarafıydı. Barış köprüsü, köprünün iki ucundakilerle yapılacak görüşmelerle kurulur! Üstelik de karşılaştıkları bu kişiler uzaydan gelmediler. Onlar, hergün alanlarda/salonlarda o siyasilerle omuz omuza barış/demokrasi/özgürlük isteyen geniş halk kitlelerinin isyana zorlanmış çocuklarıdır! Onlar Kürt Halkı’nın gözbebeğidir/yüreğidir. Demokrasinin, özgürlüğün ve barışın teminatıdır.
Ve kucaklaşanların bir kısmı anadır. Onlar ki, o gençlerin özlemiyle tutuşan anaların acı ortağıdır. Onlar o gençleri analarının yerine de kucaklamışlardır! Nitekim dönüş sonrası buluşmada hasret dolu analar çocuklarını kucaklayan BDP’lileri çılgın zılgıtlarla bağırlarına bastılar. BDP’lilerin dokunulmazlığı işte bu sevgi çemberidir. Onların başları dik, alınları açık! Paşa Recep başta olmak üzere yolsuzluklar çuvalını deli dana çıngırağı gibi boynunda taşıyanlar utansın/korksun!