
Kimi evlerde şampanyalar patlatılacak,
Hindi dolmaları yendi çoktan...
Gelecek yılın, mutluluklar, sevgi, bol para getirmesi için niyetler tutulacak.
Sokaklarda, tanıdık, tanımadık insanlar birbirlerine sarılacak...
Bakın! Tüm dünyanın caddelerinde noel ağaçları pırıl pırıl...
Ben ise, ülkemden binlerce kilometre uzakta,
Utançlar içinde giriyorum yeni yıla.
İnsanlığımdan utanarak, kahrolarak...
Bir şey yapamamanın acısıyla yüreğim burkularak.
Nişantaşı'ndaki Noel süslemelerinden kanlar damlıyor.
Uzakta, çok uzakta, karlar içindeki bir dağ başında,
İnsanlar feryad-ı figan ağlıyor.
Adlarını birkaç sene önce koyduğumuz, insanlar...
Güle dursun insanlar, şampanyalar patlasın bir yanda.
Kürtler, adını bir kaç sene önce koyduğumuz bir halk kahroluyor bir kez daha.
Otuzüç kurşun değil bu kez!
Otuzbeş bombalanmış, paramparça cesedin başındalar.
Ağıtlar yakıyorlar, ağlıyorlar, saçlarını yoluyor analar...
Akrabalar bizim evde toplanmış,
Çocuklar; 'Hadi biz de hava-i fişek atalım,' diye kolumdan çekiştiriyor.
Tamam çocuklar, diyorum içimden.
Acıları, açlığı, sefaleti, paramparça cesetleri atalım gökyüzüne,
Atalım ki, kendimizi affettirelim.
Sonra da bir kadeh şampanya, unutmak için,
Veya unutulanları anımsamak için.
Yıl başını kutluyor insanlar, mailler yağıyor bilgisayarımın ekranına...
Mutluluk, sevgi, barış, para, diye yazmış çoğu...
İstemem, istemem sizin olsun diyemedim.
Sahtekarca, iki yüzlü, ben de onlara iyi dileklerde bulundum.
Kalbim, acılı, yorgun kalbim ise, paramparça cesetlerin başında ağlayan analarla beraberdi.
Hiç sevmem keşke demeyi, ama keşke ben de içtenlikle mutluluklar dileseydim bana yazanlara.
Hava-i fişekler atılacak biraz sonra gökyüzüne.
Ben ise, Kürt analarının feryatlarıyla kanayan yüreğimi atacağım biraz sonra gökyüzüne.
ATİLLA KESKİN