Ukrayna Kazakları, eski çağlarda her bahar, bölük bölük toplaşıp ordulaşarak dinlerini, uluslarını (ırk) gavur Tatarlardan, Yahudiler, Türkler ve Katolik Lehlerden koruma adına vurguna, talana çıkıyor, şehirleri kuşatıp insanlarını açlık ve her türlü yokluğa mahkum ederek teslim almaya, şehir kapılarını açmaya zorluyorlardı.

Gogol’un "Taras Bulba" adındaki romanıyla konu aldığı, 15. yüzyıl Kazaklarının Lehistan seferi, 500 yıl sonra, Recep Erdoğan’ın baş Generali Kayserili Hulusi’nin de savaş yolunu aydınlatan ışık olacaktı.

Türk devletinin yüz yılı, Kürdistan'ı sindirip ele geçirme ataklarıyla geçti. Kürt halkının "sonunu getirmek" için, kırım ve yıkıma dair denenmedik yol ile yöntem, bulaşılmadık insanlık suçu bırakmadılar.

Buna rağmen, başkaldıran Kürtleri teslim alamadılar. Potamyalı Recep Tayyip’in "tek ırk" demek olan "tek millet" narasına alkışa da durmadılar. "Tek bayrak" tapınmasına geçip, "tek dil"i kutsamadılar.

Kazaklaşmak, misilleme miydi, bilmiyorum. Ama, Kayserili General Hulusi (Akar), soyunun adı olan "Akar"a yaraşırlıkta akışkan kişiliğiyle, AKP’yle uyumda göz doldurandı. Kendini "aileden biri" olarak göstermeye, karşılık vereni olmayan "Roboskî meydan muaherebesinde" Kürt kinini de kanla donatan biriydi:

 Sadık hizmetkar!..

Bilirsiniz, Roboskîli çocuklar, hep yapageldikleri gibi dağın arka yüzüne ticarete gidiyorlardı.

Dört yıl önce, 28 Aralık sabahı atları, katırlarına binip yola çıkarken, o gün, Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, devlete yön veren Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, orduların komutası da yardımcısı General Hulusi (Akar)’nin avucundaydı. Akar, kafileyi çıkışta takibe almış, ticaret yerine varış ve dönüşü yerden, havadan görüntülemiş, beş koldan gelen bilgileri, belgeleri incelemiş, "onlar sınır taciri çocuklardır" diyen raporları hiçe sayıp, "terörist" saplantısını, rapor olarak Milli Güvenlik Kurulu'nda oturan komutanına sunmuştu:

"Bir düşman kolu sınırı geçiyor, derhal vurmamız gerek!"

Bu sözler, General’in son kararıydı. Görüntüler sağlam, teşhis doğruydu.

General Özel, yanılgı payına yer vermeyen rapora dayanarak, "vur" emrini yapıştırınca, savaş uçakları havalanıyor, bombardıman başlıyordu. Sonuç: Paramparça edilmiş 34 insan… Yarısından çoğu 18 yaşından küçük çocuk…

34 tane ayrı cinayet…

Cinayetin anında, katledilenlerin gerilla olmadıkları anlaşılıyor, panik hali başlıyordu. Olayın örtülüp gizlenmesi için, çare aranıyor ancak uygun bir yalan bulunamıyor, katliam haberi 12 saat sonra yayılıyordu.

Türk devleti, bir kere daha durup dururken cinayet işlemişti. Ancak, kollektif suç var, ortada katil yoktu.

Gerçek katil, tetikçi değildi. O emirle harekete geçen bir cellattı sadece. Katil, hükmü veren ve cellada "apart" diyendi. Onlar da ortada yoktu.

Katliam 2015’de, askeri mahkeme kararıyla Türk tarihinin kara deliği olan "faili meçhul"lerinden sayıldı. "Vur" teşhisine onay veren General Özel, madalyasını alıp tekaüde ayrıldı. Bir kanun devletinde, 34 cinayetin suçlusu olarak cezaevinde bulunması gereken Hulusi General de, ülkenin "tek adam"ı Recep Tayyip’in takdirlerini kazanmanın keyfiyle Genelkurmay başkanı oldu.

Ve General Hulusi, iş başı yaptıktan hemen sonra, Kazakların şehirleri ele geçirme stratejisini Varto’dan başlayarak hayata geçirmeye başladı. Sonra onu bırakıp Cizre, Silopi, Nusaybin, Kerboran (Dargeçit) ve Diyarbakır surlarının içini tanklar, toplar, zırhlı araçlara monte edilmiş mitralyözlerle kuşattı.

General Hulusi, Tanrı’nın Türk halkına "bir bağışı" olan Recep Tayyip’in "hayır" duasına hak kazanmış bir dünyali, "övgülerini başından aşağıya geçirmiş Türk oğlu bir Türktü.

Kürtlerle savaş tekniğine getirdiği yenilik, Ukrayna Kazaklarından çalma da olsa da, çocukları korkutma bakımından bir yenilikti. Ondan önce, hiç bir Türk komutan, bu kadar masum çocuğu topluca kokutamamış, onları çığlık çılığa bağırtamamıştı.

General, bu buluşuyla 100 yıllık Kürt savaşlarında çağlar açıyor, devirler kapatıyor, elbette yeni yılın adamı olma eşiğini aşıyor, tanklar, topların efendisi olarak "hortlak fatih" olmaya koşuyordu.

Öbür yanda, Ukranya bozkırı Zaporojye’nin Kazaklarını kıskandıran, yetenekleri ile tarih sahnesindeydi, General. Zaporojye Kazakları, ayrıca kadın ve çocuk katilliği ile övünmemiş, ölüye her türlü saygısızlığı erdem saymamıştı. 

Bu diyar erdemli ola dursun, dünyada Birleşmiş Milletleri, Türkleri durdurmaya çağıran sesler duyuluyordu. Hollanda ise Avrupa Birliği'nden, Türk devletin yaptığı yardımların kesilmesini öneriyordu.

Türk'e Türk propagandası ile Recep Tayyip Asrın lideri, baş generali Hulusi de yandan çarklı "yılın adamı…"