Yönetmenliğini İlker Savaşkurt’un yaptığı Yılmaz Güney’in sürgünlüğü ile birlikte diğer sürgünleri anlatan, “Sürgün Türküleri” belgeseli dünya prömiyerini Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde yapıyor. 31 Ocak ve 3 Şubat tarihlerinde gösterilecek belgeselde, Yılmaz Güney’i canlandırma sahnelerinde oyuncu Barış Atay rol alıyor. 

Türkiye, Fransa ve İngiltere ortak yapımı olan belgeselin hikayesi, senarist Mehmet Kala’ya ait.

Yönetmen Savaşkurt, belgeselde odaklandığı noktanın Yılmaz Güney’in 10 yıllık hapishane sürecinden sonra sürgündeki ilk işinin tekrar bir hapishane kurup hapishane hayatı geçirmesi ile 80 öncesi ve sonrası sürgün hikayeleri olduğunu söyledi. Yılmaz Güney’in sinemaya olan tutkusunun belgeselde de yer bulduğunu ifade eden Savaşkurt, “Yılmaz Güney’in sürgünde başka bir sürü uluslararası teklif olmasına rağmen, “Duvar” filmini çekmek istiyor. Film için yeni bir hapishane inşa ederek kendisi ve oyuncularla birlikte 3-4 ay boyunca orada yaşıyor. Bu durum filmin odaklandığı nokta” dedi.

Belgeselin Yılmaz Güney’in yaşamını anlatmadığını belirten Savaşkurt, “Yılmaz Güney özel hayatından kareler yok. Yılmaz Güney’i anlatan genel belgeseller dışında farklı bir iş yapmaya çalıştım. Yılmaz Güney belgeselde bizi bir yere taşıyan karakter. Yılmaz Güney’in yaşamını anlatmaktan öteye Yılmaz Güney’in sürgünü ve bu hikayelerden etkilenen diğer sürgün insanlarla ilgilendim. O insanların gözünde neydi, bir sürgün insanı olarak neler yaşadı. Sürgünlük dramatik işlenmiyor ama özlem işleniyor” diye konuştu.


Yılmaz Güney’in kaçışı

Belgeselde Yılmaz Güney’in Fransa’ya kaçısı ve sürgünde yaşadığı bazı ayrıntıların da yer aldığını kaydeden Savaşkurt, “Yılmaz Güney’in 12 Eylül 1980 darbesinden sonra oluşan siyasi baskılar sonucu 9 Ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’nden Paris’e kaçışı üzerine durdum. Kaçmasına yardım eden yapımcıyla konuştum. O anlattı. Yine Yılmaz Güney’in bir ikiliemi bir pişmanlığına da yer verdik. Hem politika hem de sanatla ilgilenip ikisini de yarım bırakmasının pişmanlığını düşünmesi gibi. Ayşe Emel Mesci ve Sarp Kuray’a bir gece Paris’te anlattıkları üzerinden aktarıyoruz bu anektodu” dedi.


Arap Muharrem

Yılmaz Güney ile dedesinin tanışıklığının belgeseli çekmede etkili olduğunu sözlerine ekleyen Savaşkurt, şunları kaydetti: “Yılmaz Güney ile dedem Muharrem Can (Arap Muharrem) aynı hapishanede kaldı. “Zavallılar” filmindeki Arap karakteri dedeme hitaben yazılmıştır. Yılmaz Güney dedemin hayat hikayesini yazmasını istiyor. Çıktıktan sonra o kitabı filme çekmeyi düşünüyorlar. Ama ikisinin de imkanı olmuyor ve ömrü yetmiyor. Ben bu filmi yapmak için sinemaya başladım. Ama öncesinde bu belgeseli çektim. Dedemin kitabının adı “Bizim Kafes”. En son 74’te basıldı ve toplatıldı.”



ÖNDER ELALDI/İSTANBUL