Açlık grevi ve ölüm orucu direnişçilerinin, tecridin kaldırılması talebini yerine getirmeyen AKP-MHP iktidarı, çocuklarının sesini duyurmaya çalışan annelerin üzerine dün bir kez daha polislerini saldı. Bakırköy ve Amed’deki saldırılarda çok sayıda tutsak yakını darp edilip gözaltına alındı.

Açlık grevleri ve ölüm oruçlarına dikkat çekmek amacıyla Türk devlet güçlerinin saldırısı altında bir çok merkezde bir araya gelen analar öncülüğündeki tutsak yakınları, tecrit kalkana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

Tutsak ailelerinin Bakırköy Cezaevi önünde sürdürdüğü nöbet eylemi, bir kez daha engellendi. E-5 Otoyolu kenarında toplanan aileler, buradan cezaevi önüne yürümek istedi. Aileleri burada durduran polis, eylemin yasak olduğunu ileri sürerek çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltı sırasında haber takibi yapan gazeteci İrfan Tuncçelik de gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan ismi netleşenler şunlar: Huri Turgut, Sacide Turgut, Emine Kaya, Vetha Bingöl, Naciye Karabaş, Asuman Çeşme, Yeter Seyhan, Gülsüm Dağ, Emine Saruhan ile soyadları öğrenilemeyen Güler ve Beyaz.

Amed’de TOMA’larla saldırı

Amed’de günlerdir yürüyüş ve oturma eylemleri yapan anneler, dün de sokağa çıktı. Sembolleri haline dönüşen beyaz tülbentleri ile sokağa çıkan annelere, bazı HDP milletvekilleri ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar da destek verdi. Polis barikatlarıyla çevrili Koşuyolu Parkı’na gelen anneler, burada oturma eylemi yapmak istedi. Onlarca Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA), zırhlı araç, ranger ve çevik kuvvetle parkı ablukaya alan polis, giriş çıkışları engelledi. Annelere destek vermek isteyen yurttaşlara tepki gösteren polis, gazetecilerin çekim yapmasını da engelleyerek, eylemin gerçekleştiği Batıkent Kavşağı’ndan uzaklaştırdı.

Koşuyolu de Caddesi’nde anneler toplandı. Annelere Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ve HDP Milletvekili Saliha Aydeniz, Remziye Tosun, Semra Güzel eşlik etti. Avukatlar cübbeleri ve beyaz yazmalar ile annelerin yanında yer aldı. Yürüyüş yapmak isteyen anneler, polis tarafından engellenerek ablukaya alındı. Anneler “Direne direne kazanacağız”, “Bijî berxwedana zindanan” sloganları ile oturma eylemine geçerek polis engeline tepki gösterdi. Yürüyüşte ısrar edilmesi üzerine tutsak anneleri, avukatlar ve vekiller, Batıkent Kavşağı‘ nda oturma eyleminde olan annelere doğru yürüyüşe geçti. Sloganlar eşliğinde Batıkent Meydanı’na doğru yürüyüşe geçilince polis saldırdı. Anneleri yerlerde sürükleyen ve darp eden polis, coplar ve tazyikli suyla dağıtmaya çalıştı. Bu sırada çekim yapan gazeteciler Beritan Canözer ve Medya Üren de polis şiddetine maruz kaldı. Kitle saldırılara karşı “Annelere uzanan eller kırılsın”, “Direne direne kazanacağız”, “Biji berxwedana zindanan” sloganları ile karşılık verdi.

   

Gebze’de aileler engellendi

Ailelerin Gebze Kadın Kapalı Cezaevi önünde başlattığı nöbet eylemi de 32. gününde devam etti. Araçlarıyla Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önüne gelen ailelerin cezaevi önünde inmesine izin verilmedi. Eyleme HDP Milletvekili Fatma Kurtulan ve Şevin Coşkun da destek verdi.

Cezaevi çevresi çevik kuvvet polisi, panzer, TOMA ile kapatıldı. Aileler cezaevinin karşısında bulunan sokağa yönlendirildi. Araçlarından inmek isteyen ailelere polis engel oldu. Polis ablukasına alınan aileler, bir süre cezaevi yakınında durduktan sonra alandan ayrıldı. Aileler, eylem kararlılıklarını yineleyerek hafta sonu tekrar cezaevi önünde olacaklarını belirtti.

 

AMED

 
 

İHD ve TİHV: Yaşama ses verin

   

İHD ve TİHV, Öcalan’la 2 Mayıs’ta yaptırılan görüşmenin tecridin bugüne kadar keyfi olarak sürdürüldüğünü açıkça gösterdiğini kaydetti. Kurumlar, bu nedenle başta siyasal iktidar olmak üzere herkese “İnsanın sahip olduğu onur ve değere saygı gösterin, yaşama ses verin” çağrısında bulundu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), cezaevlerinde devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri ve ölüm oruçlarına dair “Yaşama Ses Ver” başlığıyla bir açıklama yayımladı. Açıklamada, İmralı Cezaevi’nde tutulan Öcalan ve diğer 3 ismin, uzun süredir mektup, avukat ve aile görüşü, telefon vb. iletişim haklarından yararlandırılmayarak tecrit edildiği vurgulandı.

Öcalan’ın 27 Temmuz 2011’den beri avukatlarıyla görüştürülmediği hatırlatmasında bulunulan açıklamada, bu duruma dair şunlar anlatıldı: “Avukatlarının müvekkilleri ile görüşmek için yaptığı başvurular 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 59. maddesindeki hükümlülerin avukatlarıyla görüşebilmesine dair açık hükme rağmen keyfi sebepler gerekçe gösterilerek sürekli reddedilmekteydi. OHAL ilanından sonra 3 Ekim 2016 tarihli 676 KHK ile 5275 sayılı kanunu 59. maddesine ek fıkralar eklenerek, çeşitli somut durumlar nedeni ile avukat görüş yasağı getirilmiştir. Bu tarihten sonra da İnfaz Hakimliği kararı ile yasaklama sürdürülmüştür.

 İnsan haklarına saygılı, çağdaş ceza infaz anlayışına göre tutuklu ve hükümlülerin ruh ve beden sağlıklarını korumaları, savunma haklarını kullanabilmeleri için aile ve avukat görüşü yapmaları mutlak bir zorunluluktur. Kaldı ki, dış uyaranlardan yoksunluk anlamına gelen ve bu nedenle insan sağlığına doğrudan zararlı olduğu tüm bilimsel çalışmalarda kanıtlanmış olan mahpuslara yönelik tecrit uygulamalarının sonlandırılması gereği uzun yıllardır ülkemiz için temel bir gündem maddesi olmuştur.”

9 cezaevinde ölüm orucu

Açlık grevinin devam ettiği hatırlatılan açıklamada, 30 Nisan’dan itibaren 4 hapishanede 15 tutsak, 10 Mayıs’ta 5 hapishanede daha 15 tutsak olmak üzere toplam 30 tutsağın sürdürdükleri açlık grevini kendi ifadeleri ile ‘ölüm orucuna’ dönüştürdükleri kaydedilen açıklamada, “Bir başka deyişle talepleri kabul edilmezse ölünceye kadar açlık grevini sürdüreceklerini açıklamışlardır” denildi.

Devlet yasakları çiğniyor

 Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: “Gelişmelerin vardığı bu kaygı verici aşamada hapishanelerde açlık grevinde bulunan mahpusların anneleri, çocuklarının yaşamsal açıdan tehlikeli durumlarını kamuoyunun ve yetkililerin gündemine taşımak amacıyla basın açıklaması, oturma eylemi vb. etkinlikler yapmaktadır. Adeta bir çığlık şeklinde yapılan bu demokratik içerikli eylemlere dahi tahammülsüzlük gösterilmekte, anneler kolluk güçlerinin yoğun şiddetine maruz kalmaktadırlar. Toplanma ve gösteri hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağının pervasızca çiğnendiği, kamu vicdanında derin yaralar açan bu durum kesinlikle kabul edilemez.

Sürdürülen uygulama keyfidir

 Hal böyleyken avukatların Bursa 1. İnfaz Hâkimliği’nin aldığı İmralı Hapishanesi’ndeki mahpuslara yönelik görüş yasağı kararına karşı yaptıkları itiraz, 17 Nisan 2019’da Bursa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve hukuken yasak kaldırılmıştır. Buna karşın avukatları Abdullah Öcalan ile ancak 2 Mayıs 2019’da görüş yapabilmiştir. Bu görüşmenin ardından Abdullah Öcalan ve İmralı Hapishanesi’nde kalan diğer 3 mahpusun ortak olarak kaleme almış oldukları bir mektup bizzat devlet görevlileri tarafından avukatlara ulaştırılmıştır. Avukatlar da söz konusu mektubu 6 Mayıs 2019’da kamuoyu ile paylaşmıştır. Başta anneler olmak üzere açlık grevleri konusunda duyarlılığı olan kesimlerde açlık grevi sürecinin olumlu sonuçlanacağı umuduna yol açan bu görüşme ve mektup, tecridin kaldırılması önünde hukuki hiçbir engelin bulunmadığını, bugüne kadar sürdürülen uygulamanın keyfi olduğunu bir kez daha açıkça göstermiştir.

Çözümsüzlük kaygı verici

 Açlık grevini sürdüren mahpuslar ise temsilcileri aracılığı ile bir defalık avukat görüşünün tecridin kalktığı anlamına gelmediğini ve bu görüşmelerin rutin olarak yapılacağına dair Adalet Bakanlığı açıklaması olmadığı için açlık grevi eylemlerinin sürdüreceklerini açıklamışlardır. Aynı şekilde Leyla Güven ve dışarıda açlık grevi yapan milletvekilleri de eylemlerini sürdüreceklerini açıklamışlardır. Geçmiş deneyimlerden çok iyi bilmekteyiz ki gelinen aşamada açlık grevini sürdüren mahpuslar çok ağır ve ciddi bir yaşam tehdidi altındadırlar, geri dönülemeyecek sağlık sorunları ile karşı karşıyadırlar. Yukarıda aktarılan kitlenme ve çözümsüzlük hali kaygı vericidir. Toplumun vicdanında derin ve onarılmaz yaralar açacak olumsuz hiçbir gelişmeye izin verilemez. Bir an önce hukuku ve insanı esas alan bir çözüm ortamı oluşturularak açlık grevlerinin sonlandırılması sağlanmalıdır.

Bu nedenle başta siyasal iktidar olmak üzere istisnasız herkese sesleniyoruz: İnsanın sahip olduğu onur ve değere saygı gösterin, yaşama ses verin. Hiçbir şey insan yaşamından daha değerli değildir.”

 
 

Esenyurt Meydanı’nda abluka

   

Esenyurt Meydanı’nda 16 gündür aralıksız oturma eylemi yapan tutsak anneleri, önceki akşam da polis ablukası altında bir araya gelerek açıklama yaptı. HDP Esenyurt İlçe binası önünde buluşan anneler, oradan Esenyurt Meydanı’na geçti. Kısa bir süre sonra TOMA ve zırhlı araçlarla annelerin etrafını saran polis ekipleri, annelerin kimliklerini toplayarak Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirdi. Annelerin etraflarının ablukaya alındığını gören ve bu duruma tepki gösteren yurttaşlar ise alandan zorla uzaklaştırıldı. Aileler, bir süre daha alanda oturduktan sonra hafta sonu da aynı saatte, aynı yerde buluşmak üzere dağıldı.