İngiltere Gündemi


Her ne kadar göçmen yüklü gemilerin batması sonucu şu ana dek hayatını kaybeden binlerce göçmenden sadece İngiltere sorumlu olmasa da, İngiltere diğer tüm AB ülkeleri gibi eşit oranda bu ölümlerden mesul. Her ne kadar mesulmüş gibi değil de global bir trajedi diye algılasalar da bu felaketleri, AB ülkeleri birer katil olduklarının farkında değil.
Her sene binlerce göçmen siyasi ve ekonomik nedenlerden ötürü topraklarını terk etmek zorunda kalıyor ve yüzlercesi yolculuk esnasında tedbirsizlikten dolayı hayatını kaybediyor.  Bu tarz ölümler doğal afet şeklinde algılanıyor. Ölenler fakir göçmenken çoğunluğunun da siyahi olduğu için aynı gün unutuluyor. 10-20 yılda bir Fransız veya Amerikan uçağının düşmesinden ötürü verilen kayıplar ise çıkan sesle bizlerde ve herkes de şok etkisi yaratıyor. Hem Amerikalı veyahut Fransız daha değerli diye. Hem de o göçmen gemisinde değil de o Amerikan ve Fransız uçağında ‘ben de olabilirdim’ şeklinde düşünülüyor diye.  
Avrupa Konseyi’nin raporuna göre 2011 yılı boyunca Afrika kıyılarından Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 1500 insan denizde hayatını kaybetti. 2012 Mayıs’ında 63 Libyalı mülteci yine İtalya yakınlarında hayatını kaybetti. İki hafta önce İtalyan adası Lampedusa’da 319 göçmen boğularak hayatını kaybetti. Geçtiğimiz Cuma günü Malta yakınlarında alabora olan teknede 50 kişi hayatını kaybetti. Aynı gün Mısır’ın İskenderiye limanı açıklarındaki bir tekne kazasında en az 12 göçmen hayatını kaybetti.
Peki bir de son yirmi beş yıla bakalım. 1988’den beri Avrupa sınırları boyunca en az 19.144 insan öldü. Akdeniz ve İspanya’ya uzanan Atlantik Okyanusu’nun sularında 14.309 göçmen öldü. Libya ve Tunus’tan Malta ve İtalya’ya uzanan rota üzerindeki Sicilya Kanalı‘nda 6.837 kişi hayatını kaybetti. Kamyonlarda kaçak yolculuk yapan 372 kişi ölü bulundu. 114 kişi kamyonlarla özellikle Türkiye-Yunanistan arasındaki buzlarla kaplı dağları geçmeye çalışırken donarak öldü. Yunanistan’ın Türkiye sınırındaki Meriç nehrinde hala mayınlar var. Yunanistan’a geçmeye çalışan en az 88 kişi mayınlara basarak hayatlarını kaybetti. 294 göçmen sınır polisleri tarafından vurularak öldürüldü. 2008’de Türkiye ve Irak Kürdistanı sınırında zorla sınır dışı işlemi sırasında Türk polisi tarafından bir nehre atılan dört kişi boğularak hayatını kaybetti. Yine 2008 yılında İsrail sınırında Mısır polisinin açtığı ateşte Eritreli bir mülteci vurularak öldürüldü.
Bunların dışında hayalet gemi enkazlarının kurbanları var. Gemiler batıyor ama az sayıda cesede ulaşılabiliyor. Batan gemiye ait bir ize rastlanamıyor. kimse tam olarak kaç yolcunun boğulduğunu da hiç bilmeyecek örneğin. Kimi savaştan kimi yoksulluktan kimi kabile sorunlarından ülkelerinden gitmek ve bu yolculuğa çıkmak zorundaydılar.
Gemilerin alabora olmasıyla sonuçlanan ölümleri engellemenin arasında göçmen taşıyan teknelerin alıkonulması için Avrupa Birliği’nin Akdeniz çapında bir arama ve kurtarma çalışması yapılması var. Böylelikle göçmen tekneleri tespit edilip kurtarılacak ve trajediler önlenebilecekmiş! Bu mudur yani? 28 AB ülkesinin vardığı çözüm bu mudur yani? Bu elma çalayım derken ağaçtan düşme ihtimali olan bir çocuğu kurtarmak için ağacın yanına bekçi dikmeye benziyor. Çözüm, bekçi dikmeye de hümanist bir yaklaşımla kılıf uydurmak mıdır? Dalgıçlarla cesetleri çıkarmayı bile nimetten sayıyorlardır bu AB ülkeleri. Çıkaramadıkları cesetlerle bile Akdeniz çoktan mezarlığa döndü. Haberleri var mı?
Ne suç sadece gemi kaptanının, ne suç sadece yakıtı biten geminin, ne suç sadece kötü hava koşullarının, ne suç sadece aradaki şebekenin, ne de sadece terk edilen ülkenin. Suç göçmenlik yasalarıyla insanları felakete sürükleyen AB ülkelerinin. Suç AB’nin göçmen ve mülteci politikalarının. Suç NATO’nun. Suç bu tarz göçmen ölümlerin ardından  hükümetleri harekete geçirmeyen sivil toplum örgütlerinin. Suç bizim ve sadece kendi evinin önünü temizlemekle meşgul dünyalarımızın. Suç benim, senin, onun ve onların.