65 yaşındaki Koçer Özdal, 4 yıl önce hiçbir delil olmadan gözaltına alındı, tutuklandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Cezaevinde kanser hastalığına yakalan Özdal’ın tedavisi geciktirildi. Kanserin tüm vücudunu sardığı Özdal, şimdi yoğun bakımda yatağa kelepçelenip Türk güçleri gözetiminde tutuluyor.

 

BERİVAN ALTAN / MA / ANKARA

Samsun Bafra Cezaevi’nden Ankara Numune Hastanesi’ne tedavi için sevk edilen ağır hasta tutsak Koçer Özdal (65) yoğun bakım ünitesine alındı. Özdal'ın eşi Sultan Özdal, durumunun çok kötü olmasına rağmen hala sağ elinin yatağa kelepçeli tedavi edildiğini söyledi.

 Samsun Bafra Cezaevi’nde tedavi edilmek üzere 19 Temmuz’da Ankara Numune Hastanesi’ne getirilen Koçer Özdal (65), “yer olmadığı” gerekçesiyle daha önce alınmadığı yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Özdal'ın eşi Sultan Özdal ve kızı Süheyla Özdal, Gemlik’ten Ankara'ya gelerek önce doktorla, ardından savcılık izniyle yoğun bakımda olan Özdal ile görüştü. Özdal'ın eşi Sultan Özdal, eşinin durumunun çok kötü olmasına rağmen hala sağ elinin yatağa kelepçeli tedavi edildiğini belirterek, görüşmeyi askerler eşliğinde gerçekleştirdiklerini belirtti.

Bana su vermiyorlar 

Özdal eşiyle yaptığı görüşmeyi şöyle anlattı: “'Koçer senin durumun nasıl?' diye sordum önce sesini çıkarmadı. Sonra ben yine sorunca ‘rahatsızım’ dedi. Seni bunlar tedavi etmiyor mu? diye sorduğumda ise ‘bilmiyorum’ dedi. Yemek, su veriyorlar mı diye sorduğumda da sadece ‘bilmiyorum’ dedi ve bizden su istedi. Koçer, ‘Ciğerlerim susuzluktan parçalandı bunlar bana su vermiyor’ dedi. Ona su verdik.  İki asker bizimle odaya girmişti. Koçer onlara bakıyordu ve onlar yüzünden rahat konuşamıyordu. Biz ona su verdik. Biraz rahatladı. Kim bilir kaç gündür su vermiyorlardı."

Özdal, eşine askerler tarafından yemek ve su verilmediği yönünde endişe duyduğunu söyledi.

Zalimlerin elinden çıkarın 

Eşine bakım yapılmadığının gözle görülebilir bir şey olduğunu dile getiren Özdal, eşinin yarı baygın halde sayıkladıklarını şöyle aktardı: “Başarabiliyorsanız beni buradan çıkarın. Bakın halim nedir beni bağlamışlar. Çıkarabiliyorsanız beni çıkarın buradan.  Beni bu zalimlerin elinden çıkarın.  Beni bu zalimlerin elinden alıp, götürün. Bunlar zalimdir. Bunlar da ne din var ne iman.”

Eşinin "Oy daye, oy bavo"  sayıklamalarıyla kendinden geçtiğini belirten Özdal, bunun üzerine dışarı çıktıklarını söyledi.

10 gun once haha iyiydi 

Bir önceki görüşmeyi 10 gün önce yaptıklarını ve eşinin o zaman çok daha iyi olduğunu aktaran Özdal, “Bu sefer Koçer kalmamıştı, perişan olmuştu. 10 gün önce tekerlekli sandalye ile yanımıza geldi, kendisi binip indi. Konuşuyordu. Bugün ise yarı yarıya erimişti. Kendinde değildi. Askerler yüzünden de konuşamıyordu” şeklinde konuştu.

Kanser vücuda yayılmış 

Koçer Özdal'ın tedavisini yapan doktor ile de görüştüğünü ve "Eşimi neden ameliyat etmiyorsunuz?" diye sorduğunu aktaran Özdal, doktorun kanserin eşinin tüm vücuduna yayıldığını aktardığını ve son durumu böylelikle öğrenebildiklerini söyledi. Özdal, ciğerlerde biriken suyun da doktorlar tarafından vücudun yan tarafından açtıkları bir bölümden çekildiğini ancak ameliyat edemeyecekleri düzeyde kötü olduğunu kaydetti

   

Ölecekse evinde ölsün

Eşinin serbest bırakılmasını isteyen Özdal, yüreğindeki acıyı şöyle anlattı: “Ya beni refakatçi yapsınlar ya da hastamı bana versinler evine götüreyim. Ölecekse de evinde ölsün. Sanki baskına gitmişiz; kaldığı odanın kapısı, balkonu asker doluydu. Yetmezmiş gibi içeride de iki asker vardı. Su vermiyorlar, yemek vermiyorlar halinden belliydi."

 Eşinin hastalığının cezaevinde başladığını öncesinde baş ağrısından kaynaklı bile tek ilaç içmediğini hatırlatan Özdal, "Eşim suçsuz yere cezaevinde. Onu tutuklayan hakim ve savcılar 'FETÖ'den tutuklandı. Olan benim eşime oldu. Allah sebep olanlara hakkımızı bırakmasın” sözleriyle isyanını dile getirdi.

Tahliye edilmesi başvurusu 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, Özdal için 21 Temmuz’da Bafra Cumhuriyet Savcılığı’na avukatlar aracılığıyla “İnfazın ertelenmesi ve tahliye edilmesi” için başvuru yaptıklarını, ancak usulden kararın reddedildiğinin kendilerine ulaştığını anlattı. Özdal’ın Ankara’ya sadece tedavi için sevk edilmediğini aynı zamanda dosyasının da Ankara’ya gönderildiğini öğrendiklerini aktaran Çevirmen, İHD avukatlarının geçtiğimiz hafta Ankara Savcılığı’na infazın durdurulması için başvuru yaptıklarını belirtti. Kanserin tüm vücuda yayıldığını öğrendiklerini belirten Çevirmen, şöyle devam etti: “Hastalığının bu kadar yayıldığını bilmiyorduk. Bu kısa sürede yayılması, tedavisinin geciktirilmesi, teşhislerinin geciktirilmesi soru işaretleriyle dolu. Uzunca süreden beri bu hastanın durumunun bilinmesi gerekirdi. Neden geciktirildi? Bunların cevaplandırılması gerekiyor.”

Hasta tutuklular sorununun kangrene dönüştüğüne işaret eden Çevirmen, "Yoğun bakım ünitesine gelen hasta ne gibi bir sıkıntı yaşatabilir ki bir eli kelepçeli yatağa bağlı. Bu kabul edilemez, insani bir muamele değil” diye konuştu.

 HDP’li Koçyiğit: Muhatap yok 

Adalet Bakanlığı nezdinde “İnfazın ertelenmesi ve tahliye edilmesi” için girişimde bulunduklarını söyleyen HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları belirtti: “Eğer bu olamıyorsa da eşinin yazdığı refakatçi talep dilekçesinin kabul edilmesini istedik ama herhangi bir dönüş yok. Ankara’da şimdi yoğun bakımda kelepçeli muayene ediliyor. Bu konuda hem muhatapsızlık hem de duyarsızlık sorunu yaşıyoruz. Belki yaşamının son günlerini ne yazık ki yatağa kelepçeli şekilde geçirmek zorunda. Bu insanlık dışı uygulamalar, ne ahlaka ne vicdana ne insanlığa ne de hukuka uygun. Bir düşman hukuku üzerinden yaklaşılıyor."

Hiçbir delil/kanıt yok

 Ağır hasta tutuklu Koçer Özdal, bulunduğu Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) gönderdiği mektupta yaşadığı sıkıntıları anlatmış ve tedavi edilebilmek için yardım istemişti. Özdal mektubunda, 4 yıl önce Muş’ta gözaltına alınıp, tutuklandığını aktararak, hiçbir delil ve kanıt olmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtmişti. Cezasının onaylanmasından sonra tek kişilik hücrede yaşamak zorunda kaldığını dile getiren Özdal, cezaevi koşullarından kaynaklı mesane kanseri olduğunu ve hastalığa bağlı olarak böbreklerinin iflas ettiğini ve her gün diyalize girmek zorunda kaldığını dile getirmişti.

 Ağır hasta tutuklu Koçer Özdal (70), bulunduğu Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nden sağlığının kötüye gitmesi nedeniyle 19 Temmuz’da Ankara Numune Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Özdal ile görüşmek için 21 Temmuz’da Bursa’nın Gemlik ilçesinden Ankara’ya gelen ailesi savcılık izni olmadığı gerekçesiyle görüştürülmemişti.

 
 

Kanser hastası rehin tutuldu

     

Şakran Cezaevi'nde tutulan kanser hastası tutsak Enber Kürtgözü’nün infazı, ayakta sayım dayatmasını kabul etmediği gerekçesiyle yakıldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, kanser hastası tutsak Enber Kürtgözü'nün durumuna dikkat çekmek amacıyla şube binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya dernek üyelerinin yanı sıra Enber Kürtoğlu'nun eşi Hasan Bakıroy ve oğlu Jehat Bakıroy da katıldı.

Tek hücreli odalara konuldular

Şakran Cezaevi’nde tutulan Enber ve arkadaşlarının kötü muamelelere maruz bırakıldığı belirten İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, dayatılan bu muamelelere karşı gerekli müdahaleler için ise avukatlar ile görüştüklerini aktardı. Şakran Cezaevi'nde bulunan tutsakların cezaevi yönetimi tarafından hukuksuz yere cezalandırıldıklarını belirten Gürbüz,"Enber'in avukatı ile görüştük. Enber ve arkadaşlarının ayakta sayım vermeyi reddetmelerinden kaynaklı tek hücreli odalarda konulduklarını ve cezaevi yönetimi tarafından infazlarının yakıldığı bilgisini aldık. Avukatlar, kadın tutsaklara dayatılan bu hukuksuz cezalandırmalara karşı önlemler almaya çalışıyorlar. Bizler insan hakları aktivistleri olarak umuyoruz ki; hasta tutsak Enber'e dayatılan bu hukuksuz cezalandırmalar son bulur ve biran önce serbest bırakılır" şeklinde konuştu.

Enber Kürtgözü'nün 2011 yılında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İl Eşbaşkanı görevindeyken yaptığı açıklamalar ve katıldığı etkinlikler gerekçe gösterilerek tutuklandığının anımsatan Hasan Bakıroy ise "Eşim 6 yıldır hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyor. Enber kanser hastası. Enber'in hastalığının daha fazla ilerlememesi için bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

Enber’in tutukluluğu gerekçe gösterilerek işinden ihraç edildiğini belirten Hasan Bakıroy, “Oğlum Jehat ise uzun yıllardır annesinden uzak büyüyor. Oğlumun annesinden uzakta olması gelişimini olumsuz etkiliyor. Cezaevi yönetimi tarafından dayatılan bu hukuksuzluk yalnızca eşim Enber'e yönelik değil, cezaevinde tutulan tüm kadın tutsaklar için geçerlidir. Ayakta sayıma zorlanan kadın tutsakların bu uygulamaya karşı gelmesi üzerine kadın tutsakların infazları yakılıyor ve tek hücreli odalarda tutuluyorlar. Dayatılan bu hukuksuz muamelelerin derhal sonlandırılmasını ve Enber'in biran önce serbest bırakılmasını istiyorum" diye konuştu.

İki yıl daha uzattılar 

Annesinin cezaevi yönetimi tarafından hukuksuz bir şekilde infazının yakıldığını söyleyen Jehat Bakıroy da şunları ifade etti:  "Annem yaklaşık 7 yıldır cezaevinde. Annemin infazını çok saçma sebepler yüzünden yakarak cezasını iki yıl daha uzattılar. Annemi hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuyorlar. Hakkımızı aramaya devam edeceğiz."