Türk-İş'in açıkladığı rakamlara göre, yoksulluk sınırı Ağustos’ta 5 bin 900 lira olarak ölçüldü. Geçen yıla göre bin, bir önceki aya göre ise 241 TL artış gösterdi.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun her ay yaptığı “açlık ve yoksulluk” sınırı araştırmasına göre, açlık sınırı dört kişilik bir aile için 1,800 liranın üzerine çıkarken, yoksulluk sınırı ise 5 bin 903 liraya yükselerek, 6 bin lira sınırına dayandı.
Türk-İş raporunda, fiyatlardaki artışa vurgu yapıldı ve mutfak enflasyonunda 12 aylık artışın yüzde 20.45 olduğunu belirtti.
Rapora göre bir kişinin aylık geçim maliyeti 2 bin 225 lira olurken, döviz, elektrik, doğalgaz ve benzin fiyatlarındaki artış ve temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki yükselişle geçim şartları daha da ağırlaştı.
Türk-İş açlık ve yoksulluk araştırması sonuçlarına göre; dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ( yoksulluk sınırı) 5 bin 903 TL.
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı geçtiğimiz aya göre 74 lira, yoksulluk sınırı tutarı ise 241 lira arttı. Yılbaşına göre artış tutarı sırasıyla 204 lira ve 666 lira oldu. Son bir yılda mutfağa gelen ek yük 308 lira ve aile bütçesine gelen ek yük bin lira arttı.
Oysa yılbaşında net asgari ücret sadece 199 lira artışla bütün yıl için aylık net bin 603 lira olarak belirlenmişti. Asgari ücretin yürürlüğe girdiği Ocak 2018’de bin 989 lira olan tek bir işçinin geçimi için yapması gereken aylık harcama bu ay 2 bin 226 liraya yükseldi. Böylece asgari ücretle aradaki fark 386 liradan 622 liraya yükseldi.
Büyüme tahminlerini düşürdü
JP Morgan, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler sonrasında Türkiye için makroekonomik tahminlerini aşağı yönlü revize etti.
JP Morgan, 23 Ağustos’ta yayımladığı raporla Türkiye'nin büyüme beklentilerinde aşağı yönlü revizeye gitti. Dünya'nın aktardığı habere göre raporda, kötüleşen finansal şartlar ve daha sıkı likidite şartları nedeniyle 2018 için GSYH büyüme tahminini yüzde 3.7'den 3.5'e çeken JP Morgan, 2019 beklentisini ise yüzde 2.8'den yüzde 1.1'e indirdi.
2019 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 9.5'ten 11'e çıkaran JP Morgan, TCMB'nin kredibiliteyi yeniden inşaa etmek için para politikasını daha da sıkılaştırması gerektiğine inandıklarını vurguladı.
JP Morgan, TCMB'den eylül toplantısında 250 baz puan faiz artırımı beklediklerini ifade etti.
Cari işlemler açığının bu yıl sonunda 51 milyar dolar ile GSYH'nın yüzde 6.7'si seviyesinde gerçekleşmesini bekleyen JP Morgan, 2019 sonunda ise cari açığın 26 milyar dolar ile GSYH'nın yüzde 3.9'u seviyesine ineceğini tahmin etti
Reel kesim güveninde sert düşüş
Reel kesim güven endeksi Ağustos’ta 96,3 seviyesine geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) reel kesim güven endeksi raporunu açıkladı. Ağustos’ta bir önceki aya göre 6,3 puan azalarak 96,4 oldu. Endeks Haziran’da 102,7 seviyesinde yer almıştı.
Tarım faturası 21 milyar TL
TZOB Başkanı Bayraktar, kurlardaki son artışların tarıma ek faturasının yıllık 21 milyar lira olduğunu açıkladı.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, döviz kurlarının geldiği bu noktada tarımda ithalat yapmanın artık cesaret isteyeceğini söyledi. Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım, hayvancılık ve balıkçılıkta, 2017’de yapılan 9 milyar 50,5 milyon dolarlık ithalatın TL karşılığının 32 milyar 984,6 milyon lira olduğunu, bu ithalatın 17 Ağustos 2018 kuruyla karşılığının ise 54 milyar 350,1 milyon doları bulduğunu, dünya fiyatları aynı kalsa ve aynı miktarda ithalat yapsak bile ithalatın TL karşılığının 21 milyar 365,5 milyon lira artacağını belirtti.
İnşaata ‘güven’ geriledi
Hizmet sektörü ve perakende ticaret sektörü güven endeksleri önceki aya göre yüzde yüzde 4 civarında düşüş gösterirken, inşaat sektöründe güven yüzde 10.7 oranında geriledi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos’a ilişkin 'Sektörel Güven Endeksleri' raporunu açıkladı.
Raporda yer alan ÜÇ sektörde de düşüş görülürken, en önemli düşüş inşaat sektöründen geldi.
Ağustos ayında hizmet sektörü güven endeksi yüzde 4,2 oranında düşüşle 88, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 4 düşüşle 93,4 seviyesine indi ve referans değerden oldukça uzaklaştı. Aynı ay inşaat sektörü güveni yüzde 10,7 oranında düşüş kaydederek 68,8 değerine geriledi.
Alman bankalarına sıkı denetim
Alman Finans Hizmetleri Denetim Kurulu (BaFin) bazı Alman bankalarının Türkiye’deki faaliyetleri üzerindeki denetimini artırdı.
Alman Börsen Zeitung gazetesinin haberine göre, bu bankaların Türkiye’deki faaliyetleriyle ilgili Alman makamlarını “daha düzenli olarak”, yani haftada birkaç kez bilgilendirmesi istendi. Gazete, sayıları çift hanelere ulaşan bu bankaların küçük ve orta ölçekte olduğunu aktardı. Habere göre BaFin, denetim altındaki kurumlardan herhangi birinin tehlikede olmadığı görüşünde. Ancak BaFin’den konuya dair resmi bir açıklama gelmedi.
Türk Lirası’nın yıl başından bu yana dolar ve Avro karşısında yaşadığı rekor değer kayıpları ve Türk şirketlerinin yabancı bankalara olan borçları Avrupa bankalarına yönelik risklerle ilgili endişelere yol açmıştı.
Alman Merkez Bankası ( Bundesbank) verileri, Alman bankalarının Haziran’da Türkiye’de yaklaşık 21 milyar eurosunun risk altında olduğunu ortaya koymuştu.
'Yasal tefecilik’ gayrimenkul zengini
Ekonomik kriz derinleşirken ipotek olarak gösterilen binlerce gayrimenkul de birer birer bankaların eline geçiyor. Bu yılın ilk yarısı itibarıyla batık krediler 74 milyar TL ile dramatik boyutlara ulaşırken, bankalar icra yoluyla elde ettiği gayrimenkullerle emlak zengini oldu.
Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre şu anda 13’ü özel, üçü kamu ve üçü de katılım bankası olmak üzere 19 bankanın elinde satışa hazır 13 bin 305 gayrimenkul bulunuyor. Bu yılın Ocak ayında bankaların elinde 12 bin 744 adet gayrimenkul bulunurken aradan geçen 7 ayda icradan el konulan gayrimenkul sayısı yüzde 5.6 artış gösterdi. Bir kısım gayrimenkul de değerleme aşamasında olduğu için henüz satışa çıkarılmış değil. Bunlar da dikkate alındığında finans sektörünün elindeki satılık gayrimenkul sayısının 15 bini geçeceği tahmin ediliyor.
Ödenemeyen ticari ve bireysel krediler nedeniyle konuttan, fabrikaya, otelden düğün salonuna, kümesten bağ bahçeye kadar binlerce gayrimenkul bankaların eline geçti.
Son dönemlerde birçok büyük projeyi finanse eden kamu bankaları el konulan gayrimenkullerde de başı çekiyor.
74 milyarlık batık kredi
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin Haziran 2018 verilerine göre, batık kredi miktarı 74 milyar TL’ye ulaştı.
2017’nin ilk yarısı itibarıyla 189 milyar TL konut kredisi kullanılırken bu yılın aynı döneminde bu oran 208 milyar TL civarına yaklaştı. Geçen yılın ilk yarısında konut kredisi kullanan kişi sayısı ise 2 milyon 465 bin kişi iken bu yılın ilk yarısında bu sayı 2 milyon 531 bin kişiye yükseldi. Bu yılın ilk yarısında konut kredilerinde batık oranı ise 835 milyon TL’ye çıktı. 2017’nin ilk altı ayında kişi başına ortalama konut kredisi riski (ana para ve faizin ödenmeme riski) 76 bin 700 TL civarındayken bu risk bu yılın ilk yarısında 82 bin TL’ye yükseldi.
Kâğıt krizi çözüm bekliyor
TGS Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, döviz kurundaki artışla birlikte gazetelerin kağıt sorunu yaşadığını belirterek, “Kâğıt krizine acil bir çözüm üretilmeli” dedi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, basın yayın organlarının yaşadığı kağıt sorununa ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’de medya tarihinin en zor zamanının yaşandığını belirten Oral, tekelleşme, işsizlik ve siyasi otoritenin, medyanın tamamını yönetme isteği gibi sorunların yanına şimdi de dolardaki artışın eklendiğini belirtti. Kâğıt fiyatlarının dolara bağlı olarak üç kat artmasının basına büyük darbe vurduğunu kaydeden Oral açıklamasında, “Türkiye’nin gazete kâğıdı temini sağlayan SEKA’nın özelleştirilmesiyle başlayan bu süreç ülkemizi kâğıt sektöründe dışa bağımlı hale getirdi. Son bir yılda fiyatlar üç kat arttırıldı. Gazeteler kâğıt temininde sıkıntılar yaşadı. Dolardaki artışla birlikte de bugünkü tabloyu yaşıyoruz. Gazeteler adeta yaşam mücadelesi veriyor” ifadelerini kullandı.
Habertürk gazetesinin dijitalleşme ve maliyeti gerekçe göstererek yazılı yayın hayatına son verdiği, Sözcü gazetesinin bir ekini kapattığı, yayına devam etmek isteyen gazetelerin de fiyat artışı yapmak zorunda kaldığını vurguladı. Dünya gazetesinin geçen ay fiyatını 3.75 TL’den 4.25’e çıkardığını belirten Oral, açıklamasında şunları kaydetti: “Geçen günlerde de Sözcü gazetesi fiyatını 1.25 TL’ye, Cumhuriyet gazetesi de 2.5 TL’ye yükseltme kararı aldı. Posta ve Birgün gazeteleri de 2018’e zamlı girdi. Bu sıkıntı sadece gazetelerle de sınırlı değil. Kağıt krizi kitap ve dergileri de vurdu. Yayıncılar da ayakta kalma savaşı veriyor. Aktüel Arkeoloji Dergisi basımını ileri bir tarihe erteledi. Leman Dergisi sıkıntı yaşadıklarını duyurdu. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı kitaplarını basamadığı için okurlarından destek istedi.”
Gazetelerin kamu görevi yaptığını vurgulayan Oral açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Halkın haber alma hakkı kâğıt sorunuyla engellenemez. Hükümetin basın özgürlüğünü sağlaması demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kâğıt krizine acil bir çözüm üretilmeli. Aksi halde yeni kapanmalar kapıdadır. Gazetelerin bağımsız biçimde yayın yapabilmesi için kâğıt sübvansiyonu hayati önemdedir. SEKA gibi köklü bir kurumumuzun özelleştirilmesiyle başlayan süreç durdurulmalı ve Türkiye yeniden kağıdını kendisi üretir hale gelmelidir. Kısa vade de kâğıtta vergiler sıfırlanmalıdır. Basın İlan Kurumu ilan tarifelerine zam yapılmalıdır. Yazılı basına düşük faizle kredi ve teşvik paketleri hazırlamak da hızla gündeme alınmalıdır.”