HDP’nin İmralı heyeti, Öcalan’ın büyük bir özen ve incelikle hazırladığı çözüm taslağının satır başlarını kamuoyuyla paylaştı. Çözüme giden yol da diyebileceğimiz taslağın detaylarını ise taraflarla görüşmeler yapıldıktan sonra göreceğiz.
Ancak kaba bir bakışla bile Sayın Öcalan’ın, 21 aylık süreçte yaşananları (artıları ve eksileriyle) değerlendirerek çözümün yol haritasını güncellediğini söylemek mümkün. Bundan sonrası ise bu yolda yürüyeceklere kalıyor.
Nasıl ki doktor hastaya teşhiste bulunduktan sonra ilaçları belirleyip reçete yazarsa; Kürt Halk Önderi de işte bunu yaptı.
Sürecin başladığı 2013 Newrozundan bu yana ciddi bir ilerleme kat edilmeyince hatta başlara dönülünce; Sayın Öcalan, müzakere taslağı ile bu baş aşağı gidişe dur dedi. Sürece yeni bir mecra kazandırdı. Çözümün yolunu gösterdi.
Buna, doktor inisiyatif alarak 'hastaya yeniden müdahale etti' de diyebiliriz. Sayın Öcalan, yeni bir reçete hazırladı. Tedavinin aşamalarını ve hangi ilacın gerekli olduğunu yazdı. Ancak tarafların tutumu elbette ki önemli.
KCK, Öcalan’ın "başmüzakereci" olduğunu defalarca deklare etti. Bir mülakatında KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, "AKP’nin kendileriyle görüşme istemini ret ettiklerini, çünkü muhatabın Önderleri Öcalan olduğunu" söyledi. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan ise (15 Ağustos 2014), "Sürecin kendileri açısından bittiğini ancak son sözü Önderleri Öcalan’ın söyleyeceğini" kaydetmişti. Dolayısıyla KCK’nin yol haritasına nasıl yaklaşacağını kestirmek zor değil.
Peki müzakere taslağı devlet cephesinden nasıl bir yanıt bulacak? Tamam mı, devam mı diyecek Ankara Hükümeti? Süreç açısından yeni bir başlangıç olacak mı? Hasta-doktor bağlamına dönecek olursak: Hasta tedavi olmayı kabul edecek mi? Yani devlet çözümü gerçekten istiyor mu, istemiyor mu? İşte bu kararın verileceği kritik günlerdeyiz.
Hasta için karar anı da diyebiliriz buna. HDP Heyeti'nin, Ankara Hükümeti'yle bugünlerde yapması beklenen görüşme bu açıdan oldukça önemli.
Ama hastanın tedaviyi kabul etmesi ve deklare etmesi de yetmiyor kuşkusuz. Hastanın verilen ilaçları zamanında kullanması, uyarılara yani yapması/yapmaması gereken şeylere dikkat etmesi, kısacası kendisini ve alışkanlıklarını radikal bir biçimde gözden geçirmesi gerekiyor.
Devlet bütün bunları yapsa bile yine de her şey yolunda gitmeyebilir. Yol kazaları olabilir ancak önemli olan hükümetin bu iradeyi, kararlılığı ve niyeti göstermesidir. O zaman doktorun yeni durum değerlendirmesi yapması (Sayın Öcalan’ın son değerlendirmesi gibi) gerekebilir. Doktor gerekirse ilaçları veya ilaçların dozajını değiştirebilir; ya da yeni bir tedaviye başlar. Yeter ki hasta tedaviden yani kangrenleşmiş sorundan köklü kurtulmaktan vazgeçmesin.
Nasıl ki tedavisi zaman alan hastalıklarda sabırlı, kararlı, iradeli ve umutlu olmak gerekiyorsa; kangrenleşmiş toplumsal sorunlarda da durum aynıdır.
Sözün özü, doktor teşhiste bulunarak tedavi için bir yol haritası belirlemiş; tedavi sürecini ve zorluklarını detaylıca hastaya anlatmıştır. Bundan sonrası, hastanın 'ben iyileşmek istiyorum’ demesine ve bu kararın gerekliliklerini yerine getirmesine kalıyor.