Geçtiğimiz günlerde İstanbul Nişantaşı’nda Kare Sanat’ta açılan ‘Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak’ adlı sergiye ‘Yol’ adlı çalışması ile katılan Abdulkadir Avcı, kötüye ve ötekiye sıra dışı bir teknikle yaklaşarak “Gerçek ve rüya arasında bir öte dünyayı” yaratmanın izini sürüyor.
Abdulkadir Avcı, 1993 yılında, devletin “zorla göç” politikası nedeniyle İstanbul’a yerleşmek zorunda kalmış bir Kürt ressam. Resmin, sürekli deneme ve değiştirme arzusunu içinde barındırdığını kendisinin de en çok bu yüzden resme yöneldiğini söyleyen Avcı ile çalışmaları, genel anlamda Kürtler ve sanat ilişkisini konuştuk.
Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde burslu olarak Plastik Sanatlar bölümünde eğitimini tamamlayan, aynı üniversite ve bölümde yüksek lisans eğitimini sürdüren Avcı, resme olan merakının çocukluğundan itibaren başladığını ifade ediyor.

Yol sınırlılıktır

Resimleri için yağlı boya ile karışık teknikleri kullanmayı tercih eden Avcı, ‘Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak’ adlı sergideki “Yol” adlı çalışması hakkında şunları söylüyor: “İnsanlar yol’u sanki sınırsız ve bitmek bilmeyen bir döngüymüş gibi tahayyül ederler ve hatta çoğu kez özgürlükle koşutluk içinde anlamlandırırlar. Oysa bana göre yol, bir sınırdır, kapalılıktır. Benim “Yol” isimli çalışmam ise bu ‘sınırlılığa’ bir gönderme yapar. Bu sınırlara hapsolmuşları temsil eden bir yol vardır tablomda. Tıpkı bir yılanın yuttuğu bir eşya ya da böcek gibi. Ve unutmamak gerekir ki yol’u iktidarlar yapar; yani sınırları onlar çizer. Önemli olan bu yollardan taşmaktır...”

Kürtler ilerleme kaydetti

Özellikle son 15 yılda Kürtler açısından resim sanatında, uluslararası anlamda, büyük ilerleme katedildiğini ifade ediyor.  “Bilindiği üzere sanat, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesinin de kurucu bir unsuru olarak öne sürülmektedir. Bu yüzden sanattaki ilerleme, hareketin mücadelesi ve bu mücadele kapsamındaki kazanımlardan da bağımsız düşünülemez” diyen Avcı, “Özgür sanat, özgür toplum” mottosu, sanata verilen önemi ve değeri ortaya koyar niteliktedir, diyor.
Kendi resimlerinin ne salt bir politiklik ne de apolitiklik ile yoğrulmuş olduğunu söyleyen Avcı sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocukken karşılaştığımız veya şu an devam eden siyasi baskıları ya da bir başka deyişle devlet terörünü bir ‘malzeme’ olarak kullanmaktan her zaman kaçınmışımdır ve bu yüzden resimlerime de ‘malzeme’ etmemişimdir. Bunun nedeni ise; var olan gerçekliği, ortada olan somut mücadeleyi ‘anında’ bir ‘nostalji’ nesnesine dönüştürmek istemememdir. Aslında bunun da nedeni, altını çizdiğim şeyleri bir sergide ya da resimde değil, hayatımda bir gerçeklik olarak yaşamak ve yaşatmak istememden kaynaklıdır. Günümüz sanatı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar, yeni teknolojilerin de sayesinde, ‘anındalığın’ kurbanı olabilmektedir. Yani bazen bir sanatçı farkında olmasa da bir katliamı ya da bir vahşet durumunu ‘malzeme’ haline getirebilmekte ve bu da ‘anında’ tüketilen bir ürüne dönüşüp, hemen sonra unutulabilmektedir. Bu yüzden, bahsettiğim şey benim açımdan önemlidir”.

Kötü kendini gizlemek zorundadır

Sanatını icra etmede ekonomik ve siyasi zorluklar yaşadığını ifade ediyor Avcı. “Sanatımın, resimlerimin önüne, kimliğimin önüne geçtiği zamanlar” olduğunu söyleyen Avcı, sanatını tüm karşıt koşullara rağmen icra etme konusunda epeyce kararlı. Daha önce de Colemêrg’de “Kayıp Yüzler” isimli bir sergi açan Avcı, 2014 yılı içinde de Kürdistan’da sergi planlarının dış sebeplerden ötürü gerçekleşemediğini, ancak gerek Kürdistan’da gerekse uluslararası arenada sanatını sergilemekten vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.

“Kötü, kendini gizlemek zorundadır ya da kendini bir iyi olarak sunmak zorundadır. Zaten kendini gizleyen şey kötüdür. Ötekiyle bağ kopmuştur. Herkesin gözü önünde ölümler en vahşi yöntemlerle sürüp gitmektedir. Ötekinin ölümü sıradanlaşmıştır” diyor gazeteci Bekir Avcı “Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak” adlı serginin metninde. Kötülük niye gizler kendini? Bu sorunun cevabını bize vermese de sanat yoluyla bizi düşündürtmeyi hedefleyen ‘Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak’ adlı sergi, 15 Şubat 2015 tarihine kadar İstanbul Nişantaşı Kare Sanat’da görülebilir.


ÖZLEM GALİP/İSTANBUL