Kürt sorunu konusundaki görüşleriyle dikkat çeken MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, çatışmalı süreçten çıkılması için, „Çözümün parametreleri ve çatışmada gelinen sınır“ başlıklı kendi deyimiyle bir „yol haritası“ hazırladı. „BDP Parlamento çatısı altında ve siyasi platformlarda Türkiye’nin demokratikleştirilmesi çalışmalarının önemli ve öncelikli aktörlerindendir. Ateşkes şartlarının tespiti ile silahsızlandırma meselelerinde ise PKK muhatap olup görüşmeler uygun aktörleri ile yapılabilir. PKK’nin bu konuda da BDP’nin yetklili kabul etmesi durumu ise çözümün kolaylaştırabilecek bir yöntem olarak değerlendirebilir“ diyen Öneş ile hazırladığı yol haritası üzerine konuştuk.


Neden bir yol haritası hazırladınız?
Silahların konuşmakta olduğu, şiddetin tırmanışına tanıklık etmekte olduğumuz bir ortam, Kasım 2011 Türkiye’sine yakışmıyor. Kendi tecrübelerim doğrultusunda böyle bir çalışma yapmak istedim.

Çözümün ana parametreleri nelerdir?
- Tarihsel boyut yani Kürt realitesi,
-  PKK gerçekliği,
- Demokratik zihniyet ve demokratik sistem,
- Demokratik süreçte devamlılık,
- Yeni Türkiye için yeni iklim; karışıklıklı güven ile bölgesel ve uluslararası bağlantılar,
- Psikolojik travmatik sosyal yapı ve çatışmada gelinen sınır.

Kürt realitesini biraz daha açar mısınız?
Osmanlı’dan miras kalan Kürt meselesi, dönemin şartları içerisinde, Cumhuriyet’in „ulus-devlet“, „tek millet“ yaratma çalışmalarında yapılan bazı hatalar sebebiyle, sosyo politik ve güvenlik boyutu olan bir sorun ortaya çıkardı. Günümüzde Kürt realitesinin kabul edilmesi ve meseleye demokrasi kriterleri çerçevesinde yaklaşımıyla ilgili gelişmeler, çözümün en önemli temel unsurları.

Peki, PKK gerçekliği sizce neye tekabül ediyor?
Türkiye Kürt sorununu çözemediği için PKK silahlı hareketi, sonuç olarak ortaya çıktı. Tarihsel koşullar, sosyo-politik şartlar ve fiili durum, PKK gerçekliğinin kabulünü de zorunlu kılmakta.

Demokratik zihniyet ve demokratik sistem, çözüm noktasında nasıl şekillenmeli?

Kürt sorunu ile PKK’nin koparılmaz bağlarını da görerek çözüm politikaları üretebilmeliyiz. Öncelikle kimliklerimizi ve tüm farklılıklarımızı içselleştiren, zenginlik olarak gören bir yapıya ihtiyacımız var. PKK’nın fiili gerçekliği kabullenilirken, PKK de çoğulcu-hukuki-demokratik sisteme geçiş pratiğinde, içerik ve şekli kurallara uyum sürecinin önemini görebilmelidir.

Karşılıklı güveni de parametrenin önemli ayaklarından biri olarak tanımladınız...
12 Eylül 2010 Anayasa Kısmı Değişiklikleri Referandumu ile 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimi sonuçları, çözüm için millet iradesinin açık göstergeleri olmalarına rağmen, karşılaşılan kırılmalar ve gelişmeler, önceden kapsamlı bir çözüm politikası hazırlıklarının yapılmadığını ve çözüme odaklanan bir siyasi iradenin oluşturulmadığını göstermektedir.
Özellikle, yeni anayasa sürecinin hazırlık döneminde etkili olabilecek „güven arttırıcı önlemler“ yeni Türkiye iklimi yaratılabilir. Öncelikle TMK, TCK, Ceza Usülü Mahkemeleri Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nda değişikler yapılmalı.
Kapsamlı çözüm politikası hazırlanmalı, ardından güven arttırıcı önlemler yani toplumsal çözüm şartlarının olgunlaştırılması gerekmektedir. Hazırlanan yol haritasının parlamento, siyasi partiler ve toplumla paylaşılması da öncelikli olarak yapılması gerekenler arasında. Her iki taraf içinde koşulsuz bir ateşkes ve en nihayetinde yapılması gereken silahsızlandırma ve af şartlarıdır.

Çözüm politikası hazırlamak kimin sorumluluğundadır?

Siyasi iktidarın sorumluluğudur. Siyaset aktörleriyle en geniş mutabakatın sağlanmasını gerektirir.

Ateşkes çağrısına ilişkin neler söyleyeceksiniz?
Yol haritasındaki demokratikleşme adımları atıldıktan sonra siyasi iktidarın PKK’ye yönelik yapacağı, koşulsuz ve sürekliliğe sahip ateşkes çağrısının, çok güçlü toplumsal desteğin yanı sıra, PKK’nin de olumlu yaklaşımın gelişebileceği kuvvetle muhtemel. Siyasi iktidarın, ateşkes çağrısıyla birlikte, süre koyarak geçici olarak operasyonları durdurduğunu açıklaması durumu da, ateşkes çağrısına etkinlik kazandırabilecek bir husus. Bu çağrıda, sürekliliğe sahip ateşkes durumunun gerçekleşmesi halinde, silahsızlandırma şartları ve silahsızlandırma sonrası durumun tespiti için, ilgili aktörlerle görüşmeler yapılacağı da belirtilmesi gerekir. 
Sürekliliğe sahip ateşkes durumunun sağlanması ve korunmasında, tarafların yaratabilecekleri, „güvenin“ yanı sıra bir denetim mekanizmasının geliştirilmesi konusu da dikkate alınması gereken konulardır.

Müzakere için görüşülmesi gereken taraflar kimler sizce?

BDP Parlamento çatısı altında ve siyasi platformlarda Türkiye’nin demokratikleştirilmesi çalışmalarının önemli ve öncelikli aktörlerindendir. Ateşkes şartlarının tespiti ile silahsızlandırma meselelerinde ise PKK muhatap olup görüşmeler uygun aktörleri ile yapılabilir.

Genel bir af çözüm noktasında etkili olur mu?

Evet. Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veren „Devlete karşı işlenen suçları“ kapsamı içerisine alan bir afla yeni Türkiye için beyaz bir sayfa açılacağını umut ediyorum. Türkiye’nin potansiyeli, bir tek çocuğumuzun dahi ölmesini ortadan kaldıran; barışa, eşitliğe, adalete, mutluluğa yürüyen bir sürecin başlatılabilmesi için gerekli olan güce ve enerjiye sahiptir. Yeter ki Türkiye siyasetleri toplumsal dinamikleri doğru okuyup doğru yönlendirebilsinler.


EVRİM KEPENEK - DİHA/İSTANBUL