
DAİŞ çeteleri ile Kobanê'nin Şêxler köyünde, 26 Haziran'da girdiği çatışmada yaşamını yitiren YPJ'li Melek Erkek (Hîvda Avareş), Amed'in Bismîl ilçesine bağlı Akbaş (Sergevra) köyünde dünyaya gelir. Henüz 2 yaşındayken devletin baskısı ile tanışan Erkek'in ailesi 1984 yılında Mersin'in Akdeniz ilçesine taşınır. Burada da devletin sistematik baskısına maruz kalan baba Recep Erkek ise 1994 yılında cezaevine girer. Babası cezaevine girdikten sonra küçük yaşı ile evin sorumluluğu üstlenen YPJ'li Erkek, babası cezaevinden çıkana dek annesinin eli ayağı olur. Cezaevinden 1995 yılının başlarında çıkan baba Erkek, bu sefer ailesini alarak İzmir'e yerleşir. Baba Erkek aktif siyaset yürütürken, kızı Melek de onu örnek alır. Bir yandan tekstilde çalışan YPJ'li Erkek bir yandan da parti çalışmalarına katılır. 2008 yılında artan askeri operasyonlara dikkat çekmek için İzmir'de DTP öncülüğünde başlatılan açlık grevine katılan Erkek, kısa bir dönem sonra operasyonlara karşı 'canlı kalkan' olmak için gittiği Kürdistan topraklarında yüzünü özgür dağlara çevirir. Kürdistan'ın birçok bölgesinde mücadelesini yürüten YPJ'li Erkek, tarihi Kobanê direnişine katılmak için bu kez de Kobanê'ye geçerek YPJ saflarına katılır. DAİŞ ile ön saflarda çatışırken sonsuzluğa gözlerini yuman YPJ'li Melek, doğduğu ve özlem duyduğu köyde binlerce kişinin katılımıyla 30 Haziran'da ebediyete uğurlandı.
Girişken, cesur, paylaşımcı
YPJ'li Erkek'i anlatan anne Nuran Erkek, kızının halkının özgürlüğü ve toprakları için mücadele ettiğini belirtiyor. Kızının yaşamını onurlu bir yolda sürdürdüğünü dile getiren anne Erkek, kızı ile gurur duyduğunu belirtti. Kızının hem arkadaşı hem de ona yoldaşı olduğunu aktaran anne Erkek, kızını paylaşımcı, girişken ve cesur biri olarak tanımlıyor.
Kızının özgür dağlara gideceğini bildiğini belirten anne Erkek, "Bir yandan içim yanıyordu bir yandan da ise mutlu oluyordum" diyerek, kızının verdiği kararın arkasında durduğunu kaydetti. Kızının gitmeden önce vedalaşmak istediğini fakat kendisinin vedalaşmayı kaldıramadığını dile getiren anne Erkek şöyle devam etti: "Gitmeden önce evden çıkmak istedim. Gittiğini görmeyeyim diyordum; yoksa canım acırdı. Evden tam çıkacaktım ki, geldi; 'Ağlamazsan sana sarılacağım, seninle vedalaşacağım' dedi. Beni öptü. Yüreğim yandı."
Rojava'dan sonra Çarçela hayali
Yaşamını yitirmeden önce kızı ile telefonda görüştüğünü ifade eden anne Erkek, "Şehit olmadan 5 gün önce telefonda konuştum. Durumu iyiydi. Hakkını helal etmesini istedim. Hep gülüyordu" dedi.
Kızının telefonda kendisine "Rojava'yı özgürleştirdiğimizde Çarçela'ya gideceğiz" dediğini aktaran anne Erkek, "Bana orayı çok sevdiğini ve cennet gibi olduğunu söylüyordu" dedi. "Bugün Rojava halkının özgürlüğü dünden daha yakındır" diyen anne Erkek, şöyle devam etti: "Her gün çocuklarımız şehit düşüyor. Rojava çocuklarımızın mücadelesi ile özgür bir ülke olacak. Biz çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Çünkü gittikleri yol, şerefli bir yoldur."
Yanına gidecekti, olmadı
Uzun bir aradan sonra kızını görmek için Kobanê'ye gitmeye hazırlandığını belirten anne Erkek, "Onun yanına gidecektim; fakat olmadı. Şehadet haberini aldım. Yüzbinlerce kişi ile toprağa verdik. Artık yüreğimiz yanmasın. Binlerce çocuğumuzu kaybettik" diye konuştu. Anne Erkek, artık annelerin yüreğinin yanmaması için tüm Kürt halkının birleşmesi gerektiğini belirterek, "Ya biz Kürler hep birlikte başaracağız ya da bu zülüm karşısında yok olacağız" diye konuştu.
DİHA/İZMİR