Çözüm sürecinin gidişatından endişe duyan çevreler hükümete baskı yapmaya devam ediyor. Aydınlar, siyasi partiler, insan hakları kuruluşları ve Akil İnsanlar Komisyonu'ndaki bazı isimlerden sonra akademisyenler de geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili bir imza kampanyası başlatarak adım atması için talepte bulundu. İmzacılar arasında arasında yer alan Yrd. Doç. Dr. Zafer Fehmi Yörük, AKP Hükümeti'nin 'yol haritası'nı kamuoyuna duyurmadığına dikkat çekerek, "Sürecin şeffaf olmaması ve hükümetin yol haritasını, aşamaları paylaşmaması sürecin kilitlendiğini düşündüren kaygı verici gelişmeler" dedi.

"Otuz senelik çatışmalı ortamdan bahsediyoruz. Bunun tekrar etmesi riskini kimse kaldıramaz" diyen Yörük, şöyle devam etti: "Ayrıca, Ortadoğu kaynıyor. Böyle bir atmosferde Türkiye'nin de çıkarları açısından iç barışını sağlamış bir ülke olarak, salim kafayla tavır belirtmesi çok daha iyi olurdu ancak görünen tablo kaygılandırıyor. İstikrarsızlaşma hakim. Türkiye de Ortadoğu'daki gelişmelere belirsiz bir şekilde dahil olursa daha kaygılı bir zamana gireriz."

Eski devlet geleneği

AKP Hükümeti'nin eski devlet geleneğinden kurtulamadığını vurgulayan Yörük, "En korkutucu olanı da, bu. AKP'nin kendisini karşısında konumlandırdığı cumhuriyet devleti geleneğine rehin düşmesi en kötü ihtimal. Eğer yenileştirici, özellikle Kürt meselesinde çözüm sağlayıcı yöntemle devam etmez de eski devlet reflekslerine teslim olursa en büyük kayıp olur. AKP'de de bunla ilgili bölünmüşlük var gibi" dedi.
Hükümetin seçmen kitlesini gözettiğini, ancak yine kendi seçmenine Kürt sorununu çözmenin gerekliliğini anlatamadığını kaydeden Yörük, "Aynı zamanda milliyetçi tabanı için popülist söylemlere girişmesi de bizlere güvensizlik veriyor. Bunları tehlikeli buluyoruz. Kürtler de haliyle güvensizlik hissedebilir. Kürt tarafı ve demokratik çevreler hükümetin bu tavrına ne kadar kredi açabilir ve anlayışla karşılar, bilemiyorum" diye konuştu.
Yörük, 'acil adımlar' için ise seçim barajının düşürülmesi ya da kaldırılmasını, anadilde eğitimin yasalaşmasını ve 'KCK' gibi siyasi yargılamaların sonlandırılmasını işaret etti; bunların sürecin önünü açacağını hatırlattı.

Milliyetçi taban ve oy kaybı

Öcalan'ın koşullarının normale döndürülmesi ve iyileştirmelerin yapılması ve Türk Hükümeti'nin bunu da 'tabanıma nasıl anlatacağım' diye düşünmekten vazgeçmesi gerektiğini kaydeden Yörük, "AKP milliyetçi tabanı gözettiği kadar Türkiye'deki demokrat kesimleri ve Kürtleri de gözetmeli" dedi. AKP'nin oy kayıplarını göze alması gerektiğini ifade eden Yörük, 'cesur adımların meyvelerini kısa vadede olmasa da, mutlaka vereceğini' belirtti.

Kemalist milliyetçilikle hesaplaşma
Türkiye'de halen Kemalist milliyetçilikle hesaplaşılmadığını savunan Yörük, şunları söyledi: "Kürt kimliğinin inkarı konusunda kapsamlı bir eleştiri, yasal bir söylem oluşmadı. Tarih kitapları ne yazıyor? İlkokulda çocuklara ne okutuluyor? Bu konularda ciddi değişimler olmadı. Sorun ideolojik. Kemalist milliyetçiliğin temelinde de Türk-İslam sentezi mevcuttur. Böyle bir ideolojik perspektifle yaklaşıldıkça bu aksamalar kaçınılmaz oluyor. Şu an süreci Türk İslamcıların yönettiğini; bunlarla barış sürecinin imkansız olduğunu söylemiyorum. Ama bunlarda değişimler gözlenmesi gerekiyor. Sürekli en başa dönüp Türk milliyetçiliğine sarılmak gibi, 'anadil yasak' gibi popülist yaklaşımların yapısında, ideolojik hamurunda olması gerekiyor. Bunlardan sıyrılmaları mümkün olmazsa sorunlar da kalıcılığını korur."


ALİ BARIŞ KURT / ANF/ANKARA