
İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), mevcut sorunların çözümü bir tarafa, sorunları daha da derinleştirecek despotik bir sultanlık rejimindeki ısrarını ortaya koyarken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise sorunlara ilişkin palyatif ve pansuman etkisi yapacak vaatler ortaya koydu.
CHP, ekonomi başta olmak üzere sosyal demokrasiye dönüşe meyleden bir görünüm yansıtmaya çalışsa da, Türkiye'nin kangrene dönmüş Kürt ve Alevi gibi temel sorunlarına çözüm getirecek bir perspektif ortaya koyamadı, bu sorunların temel kaynağı olan devletin "tekçi" yapısına ve mantığına dokunmaya cesaret edemedi.
CHP: Ne şiş yansın ne kebap
CHP, seçim beyannamesinde Kürt sorununun çözümünde kilit konu olan anadilde eğitimin anayasal güvenceye alınmasını vaat edemedi. Erdoğan'ın, "Cezaevlerinde Kürtçe konuşmanın önünü açtık ya, daha ne istiyorlar" demesine benzer şekilde, ancak, "İsteyen anadilini konuşabilmeli" diyebildi. Anadili ve etnik sorunlar konusundaki vaatleri, Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin bir kazanımı olarak Türkiye'de zaten de fakto olarak yaşanan gelişmelerin ötesine geçemedi.
Aynı şekilde CHP, Türk-İslamcı kimlikli rejimin yasak ve katliamlarla yok etmeye çalıştığı Alevilik, Êzîdîlik, Hristiyanlık gibi inançların özgürce yaşanabileceği, gerçekten laik bir sistemin yapılandırılmasından da bahsetmedi. Asıl sorunu görmezden geldi, Türkiye'deki tüm inanç sorunlarının ana kaynağı ve halka devlet adına din dayatan Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumu kaldırmaktan söz etmedi. Bundan da öte, AKP liderlerinin "CHP İmam Hatipleri kaldıracak" tongasına düştü ve "İmam Hatip'leri kuran parti bizzat CHP'dir" çıkışını yaparak farklı inançları yok sayan devletin inanç politikasının bizzat mimarı ve destekçisi olduğunu "gururla" ilan etti. Yani ana muhalefet misyonu ve sözde laik söyleminden dolayı bugüne kadar özellikle Alevilerin bel bağladığı CHP, AKP'nin Türkçü-İslamcı kimlik siyasetine laf etmek veya değiştireceğini vaat etmek bir yana, bizzat destekçisi olduğunu bir kez daha yinelemiş oldu.
90 yıllık cumhuriyetin tek etnisite ve tek din ile mezhebe dayalı kimlik politikasının Türkiye'deki tüm sorunların temel kaynağı olduğunu açıktan ortaya koyan tek parti ise HDP oldu. Seçim bildirgesini demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir bakışla ele alan HDP, Türkiye'deki tüm etnik kimlikleri ve inanç grupları ile kadınların ve emekçilerin haklarını garanti altına alan ve her toplumsal kesimin kendi rengi ve iradesiyle ülke yönetimine dahil olmasının önünü açan bir yeni anayasa sözü verdi. "Devlet kimlik alanından elini çekmeli" diyen HDP, kimlik konusunun tamamen toplumsal alana bırakılacağı, gerçekten laik ve demokratik bir rejimin anlayışını ortaya koydu.
Alevilerin talep ettiği tüm sosyal ve kültürel hakları genel seçim bildirgesine yediren HDP, Aleviler için ayrıca bir de özgün seçim bildirgesi yayınladı. "Halklara eşitlik, inançlara özgürlük" başlığıyla yayınlanan 15 maddelik HDP Alevi-Bektaşi Seçim Bildirgesi'nde, Türkiye'de inançların özgürce yaşanmasını engelleyen, devletten kaynaklı tüm yapılanma, anlayış ve uygulamaları ortadan kaldıracak köklü çözümler ortaya kondu.
AKP'nin sahte dinciliği deşifre oluyor
HDP'nin Alevi-Bektaşi Seçim Bildirgesi, bugüne kadar tabu haline getirilen ve neredeyse tartışılamaz bir konuymuş gibi korkuyla topluma dayatılan din konusundaki en cesaretli çıkıştır. Bu nedenledir ki, AKP iktidarı bildirgenin yayınlandığı günden bu yana HDP'yi "din karşılığıyla" suçlamayı propagandasının temeline oturtmuş durumdadır. HDP'nin inanca toplumsal bakışının etkili olmasıyla "devlet dini" örtüsü altında halka dayattığı zulüm, baskı ve hırsızlıklarının deşifre olacağından korkan AKP, bu konuda panik halindedir. Toplumun yönünü kendi doğal inancına vermesiyle AKP'nin bugüne kadar toplumu aldatma ve sindirme aracı olarak kullandığı yegane ideolojik argümanı iktidarcı sahte Emevi dinciliğinin maskesi de düşecektir.
HDP'nin Alevi-Bektaşi Seçim Bildirgesi'ndeki, "Alevi kimliğinin tanınması; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması, devletin din ve inanç işlerinden el çektirilerek din ve inanç işlerinin sivil alana bırakılması; zorunlu din derslerinin kaldırılması; anadilinde eğitimin sağlanması; cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması; kültürel asimilasyonun bir parçası olarak uygulanan yer isimlerinin değiştirilmesine son verilmesi ve değiştirilenlerin iade edilmesi; Alevilere ve diğer din ve mezhep gruplarına karşı ayrımcı ve dışlayıcı yazılı ve sözlü söylem ve hakaretlerin nefret suçu olarak kabul edilmesi ve yasal yaptırıma tabi tutulması; inanç kimlikleri nedeniyle de ezilen Alevi kadınlara gerekli pozitif destek sağlanması; Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli yapısını kapsayacak eşitlikçi, özgürlükçü, laik, ekolojik, sosyal ve demokratik bir anayasanın yapılması" gibi maddeler, Türkiye'deki inanç özgürlüğü sorununa köklü çözüm sağlayacağı gibi gerçek laik ve demokratik bir sistemin toplumsal kültürünün gelişmesine de katkı sunacaktır.
HDP, şüphesiz bu bildirgede belirtilen konuları gerçekleştirmek için Kürt, Türk ve Arap her etnisiteden Alevileri hem oyuyla kendisine güç vermeye hem de iradeleriyle bizzat bu mücadelenin parçası olmaya çağırıyor. Bunu yaparken de bildirgenin son maddesinde belirtildiği gibi Aleviliğin paylaşımcı, komünal değerlerine ve eşitlikçi toplum felsefesine vurgu yapıyor: "HDP, bütün ezilen, sömürülen, dışlanan sınıfların, cinslerin, halkların, inançların mücadelesini kendi mücadelesi gören Alevi topluluklarla, bütün egemenlik biçimlerine, bütün egemenlik ilişkilerine, baskı ve zulme son vermek, demokratik, laik ve özgürlükçü bir Türkiye'yi inşa etmek için omuz omuza, gönül gönülle olacaktır."
Halil DALKILIÇ
@xdalkilic
h.dalkilic@hotmail.de