“En bedbaht millet, kaleleri ayakta iken kültürü ve sanatı harabe olan millettir” Sokrates
Ciddi ‘değer’ kayıplarının yaşandığı ‘etik’ kavramının anlamını yitirdiği bu sistemde tüketim kültürleri kendine geniş bir yaşam alanı buluyor ne yazık ki... Günümüzdeki hakim anlayış, kendi kokuşmuşluğunu sürdürmek için ya değerleri tümden yok ediyor ya da ‘değer’lerin taşıdığı anlamın içini boşaltıyor...
Türkiye’de her tür kültürün belli rant grupları eliyle bir etkisizleştirme sürecine çekilmek istenmesi, sistemin ruhuna ve mantalitesine ters bir olgu değil elbet. Bir bilgi toplumundan, bilinç düzeyinden söz etmek olanağı yoktur ne yazık ki maniple edilmiş bir bilgi ve beğeni toplumunda yaşıyoruz. Toplumun ve bireylerin hızla kendine yabancılaşması insana hüzün veriyor.
Kültürün kelime ve kavram olarak değilse bile anlam ve muhteva bakımından insanlığın tarihi kadar eski olduğuna kuşku yoktur sanırım. Hangi kültür tanımını esas alırsak alalım, ulaşacağımız sonuç şudur ki; her toplum kolektif aklın esiri olan bir dünya görüşünün, toplumsal hafızasının kabulleriyle pekiştirilmiş bir ahlakın ve hukukun, sanat ürünlerinin, uzun bir geçmişi yansıtan folklorun şekillendirdiği bir hayatı yaşar. Bu hayat ise kültürün kendisidir.
***
Hayat istikametsiz ve menzilsiz kalınca; kimi değerlerin içi boşalır, toplum hafızasını kaybeder ve geleceği yaratmanın anahtarı olmaktan çıkar. Hafızasız, ütopyasız, üretimsiz toplumlar artık kolay elde edilebilen, tüketilmesi için birikim ve bilgi gerektirmeyen, kullanılıp hemen atılabilen, geçmişten beslenmeyen ve gelecek kaygısı taşımayan günlük ve geçici bir hayata bağlanır ki, gelinen bu noktada kültürün adı artık ‘Popüler Kültür’dür.
Bu adlandırma iki sıcak ve karşı çıkılmaz sözcükten oluşmuşsa da; büründüğü ve göründüğü o masum anlamın çok ötesinde, aslında koyun postuna bürünmüş kurt misali tehlikeli ve sinsi bir kavramdır. Bu kavramın seslendirdiği yerde artık değerler ucuzlaşmış, hayat sıradanlaşmış, toplum derinliğini yitirmiş, bireyler ruhsuz, ütopyasız kalmış ve kendi benliğine yabancılaşmıştır. Her şeyin para ve metaya dönüştüğü, insanın gelip geçici, uçucu zevklerin telaşıyla daldan dala seğirttiği bir anlamdır bu kültür... Her şey size rağmen oluşur, birileri sizin adınıza size uygun alanı oluşturmuştur, size düşen bunu hiçbir ayıklama ve eleştiriye tabi tutmadan kabullenmektir.
***
Fransız filozof Alain, “Arslanın vücudu yediği diğer hayvanların vücudundan meydana gelir, ama arslan her zaman kendisidir” der. Arslan sabahleyin bir tavşan yediği zaman kulakları uzamıyor, öğleden sonra bir geyik yediği zaman boynuzları çıkmıyor. Yaratıcı, arslana hazmettiği herşeyi arslana dönüştürme özelliği vermiştir.
Alain, kültürlerin de böyle olduğunu söylüyor. Kültürler birbirlerinden beslenir, birbirlerinden etkilenirler. Ancak etkilenme, aynileşme, kopyası haline gelmeye dönüştüğü zaman işte o zaman yozlaşma ve sonuçta yok olma süreci başlar.
Kültür ve Sanat, nesneleşmiş, parçalanmış, yabancılaşmış insanın açık kimliğine kavuşması gibi bir işleve sahipken içi boşaltılıp koflaştırılıyor. Düzenin ve sistemin bir parçası haline dönüştürülüyor.
***
Popüler kültür, insanlara her alanda bir tüketim mantığı içinde hareket etme alışkanlığı aşılar. Kişiyi amaçsızlaştırır ve bir meta haline dönüştürür. Kendi öz kültüründen ve benliğinden uzaklaştırır. Bu kültürün mimarları kitleleri güdülmeye hazır bir sürü haline dönüştürerek istedikleri gibi bir gelecek kurgusunu geliştirir ve kullanıma açık birer piyon haline dönüştürürler. Bunu toplumların geçmiş ve gelecek arasındaki köprülerini dinamitleyerek gerçekleştirirler.
Kimse hafife almasın. Popüler kültür bir salgın olup hava, ses ve ışıkla bulaşır. Demem o ki: her türlü yeniden yapılanmada bu tür hastalıkları yaratan zehirli bakterileri de yaşamın hücrelerden söküp atmak gerekecek.
İnsani duyarlığa yakışan ve aslolan, bize yitirilmeye çalışılan ‘değer’lerimize, yüreğimiz, beynimiz ve duruşumuzla sahip çıkmaktır.
Bu yazıyı Gandhi noktalasın istiyorum;
“Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür.
Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür.
Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür.
Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür.
Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür.”