YPG Komutanlarından Cimşîd Osman, “Ahlaki ve politik toplum prensiplerine göre bir geniş vizyon çiziyoruz ve bunu pratiğe yansıtmaya çalışıyoruz. Meşru savunma da bunun bir parçasıdır. Bu doğal, insani ve ahlaki bir tarzdır; saldırganlıktan uzaktır” dedi.

YPG Serêkaniyê Komutanı Cimşîd Osman, çetelerin saldırıları, neden ateşkes talebine karşılık verdiklerini, askeri ve siyasi duruşları ile hedefleri konusundaki sorularımızı yanıtladı.

Çetelerin Serêkaniyê’ye girme teşebbüslerinin amacı neydi ve niye sizin güçlerinizi hedef aldılar?

Bu soruya gerçekçi bir cevap verebilmek için bugün Ortadoğu ve onun bir parçası olan Suriye’de yürütülen politikayı doğru anlamamız gerekiyor. Suriye’de; hem Kürt hem de Arap bölgelerinde farklı siyasetler yürütüldü. Arap bölgelerinin önüne silahlı kalkışma konuldu; şiddet bütün boyutlarıyla sergilendi, yerleşim birimleri yakılıp yıkıldı, rejim bütün vahşetini kustu. Kürt bögelerinde benzer bir planlama doğrultusunda yeniden işgal ve bastırma tasarlandı. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi, hem tarihsel deneyimlerden yararlandı hem de aktüel güçler ile planlamalarını iyi okuyarak hazırlıklarını hızlandırıp bu stratejiyi boşa çıkardı. 19 Temmuz’dan itibaren hem Efrîn, Kobanê, Dêrikê, Dirbêsiyê û Amûdê gibi kentlere YPG marifetiyle müdahale edildi. Bu, Kürtlerin artık kendilerini yönetmelerinin objektif haliydi. Yeni bir durumdu. Bu durum, Kürtlerin ciddi bir aktör ve irade olmasından korkanları da panikletti. Stratejilerinin çöküşünü seyretmek istemedikleri için bu kez açıktan örgütledikleri çeteleri saldılar. Serêkaniyê bu anlamda stratejik bir kapıydı; burada başarılı olmaları önemliydi. Böylece bütün Kürt bölgesini bir savaş alanına çevirerek Kürtleri yurtlarından sürüp gelecekte de bir satütü sahibi olmalarını engelleyebileceklerdi. Bunun için de elbetteki Kürtlerin en dinamik ve zinde gücünü aşmalarını gerekiyordu. Dolayısıyla YPG güçlerine saldırmaları zorunluydu.

Defelarca toprlanıp saldırdılar, ancak bahsettiğiniz çerçevede muvafak olamadılar. Sizce savaş dengeleri kimin lehine ve askeri açıdan mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında Kürtleri ve örgütlü silahlı güçlerini çok küçümsediklerini ve kısa süreli bir şiddet dalgasıyla püskürteceklerini hesaplıyorlardı. Küçümseyen ve aşağılayan üslupları, hem çetelerin hem de iplerini elinde tutanların açıklamalarına yansıyordu. İlk saldırıda silah ve cephane üstünlüklerine rağmen karşılaştıkları direniş onları şaşırttı, panikletti. 8 saatlik çatışma YPG güçlerinin büyük direnişi ve üstünlüğüyle tamamlandı. Her denemelerinde yanıldılar. Şimdi ise zaten askeri güç ve donanıp olarak daha iyi konumdayız, üstelik manevi olarak da haklı olmanın inancı ve meşru savunmanın moral değerleriyle donanımlıyız. Onlarla kıyası kabul etmeyiz. Bu öbjektif gerçekliği, son savaş üzerimize salınanlar ile arkalarındaki güçlere kabul ettirdi. Çok net olarak şunu söyleyebilirim; şimdi askeri olarak çok daha güçlü olan YPG, önümüzdeki dönem için daha da hazırdır.

Her saldırı sizin üstünlüğünüzle sonuçlanıyor ama buna rağmen ateşkes talebine olumlu yanıt veriyorsunuz. Neden?

Bunun nedeni bizim siyasetimizin dayandığı savaş ve barış felsefesindedir. Biz, saldırgan ve savaşa tapan bir güç değiliz. Adımız Halk Savunma Birlikleri’dir(YPG). Önceliğimiz halklarımızın meşru savunmasıdır. Barışçıl bir ortamda toplumsal düzenimizi kurmak, kendimizi özgücümüzle yönetmek istiyoruz. Yendiğimiz bir gücün ateşkes çağrısını reddetmek, bizim ahlaki ve etik normlarımıza ve toplumsal anlayışımıza aykırıdır. Biz kan akıtmak meraklıları değiliz, kadim geleneğimizde bu yok. Her ateşkes çağrılarına yanıt verdik ama onlar toparlanıp yeniden saldırdı, bu da onların insani ve moral değerleriyle ilgilidir. Şu temel motivasyonları var; savaş, eğer ölürsen cennete gidersin, sağ kalırsan kadın dahil yağmadaki/talandaki payını alırsın. Türkiye de itekleyince yeniden saldırıyorlardı.

Siz sadece Suriye ve Batı Kürdistan’daki Kürt halkını savunan bir askeri güç müsünüz?

Bir önceki sorunuzda Halk Savunma Birlikleri olduğumuzu söylemiştim. Bunun anlamı şudur; halkı savunuruz. Dediğiniz kapsamda olsaydı sadece Kürt halkını savunma birlikleri derdik. Bunu demiyoruz, çünkü bizim bölgemizde sadece Kürtler yaşamıyor. Diğer halklar ve inançlar da yaşıyor ve hepsi Baas zulmü altında yarım asırdan fazladır inliyor; hepsinin özgürlüğe ihtiyacı var. Dolayısıyla birlikte veya yanyana yaşayaşağımız toplumlarla düşmanlık edemeyiz, zaten bu bizim siyaset felsefemize ve mücadele anlayışımıza da uymaz. YPG içinde herkesimin olmasını istiyoruz. Diğer halkların da bunu böyle anlaması için uğraşıyoruz.

İdeolojik ve siyasi çizginizin karekterini biraz daha açabilir misiniz?

Tekrar edelim, çünkü bunun anlaşıldığını sanıyorum. Ahlaki ve politik toplum prensiplerine göre bir geniş vizyon çiziyoruz ve bunu pratiğe yansıtmaya çalışıyoruz. Meşru savunma da bunun bir parçasıdır. Bu doğal, insani ve ahlaki bir tarzdır; saldırganlıktan uzaktır. Siyasi olarak soruyorsanız YPG olarak siyasi değil, askeri bir gücüz. Fakat savunduğumuz ve rehber aldığımız siyaset, size çizdiğim vizyonun vazettiği demokratik ulus mentalitesiyle bütün halkları kapsıyor.

Tecrübelerinize dayanarak şunun yanıtını verebilir misiniz: Karşınızdaki güçlerin, bu kadar anlayışlı; halkın kutsal mekan ve değerlerine, varlıklarına saygıları var mıdır?
Bu çok önemli, yerinde ve cevap verilmesi gereken bir soru. Savaşta ne olursa olsun kutsal mekanlara saldırılmamalı ve korunmalı. Aslında bütün dinler ve insani değerler bunu emreder. Fakat karşımızdaki çeteler, İslam dinini istismar edip hiçbir değer tanımadı. Camileri ve diğer kutsal mekanları ne hale getirdiklerini gördük. İslam, ahlakı merkeze alan bir dindir. Bunların bu dinle de alakası yok. Cami, cephane veya sorgu ve infaz merkezi yapılır mı? Ahlaksızlık dizboyu. Yetişmeseydik bir kiliseyi harap ediyorlardı. İlkel dürtülerle hareket ettikleri için ilke ve ahlak tanımıyorlar. Egemenlerin yönlendirdiği çapulculardan öteye değildiler.

Serêkaniyê’deki diğer topluluklar ve Hıristiyanlar, semtlerini çetelere karşı savunduğunuz ve koruyup kurtardığınız kesimler, sonra sizi nasıl karşıladı?
Evlerine dönebildiler, YPG’nin neler yaptığını gördüler. Onların YPG’yi kutlayıp kutsamaları bizim için çok değerlidir. Sadece Hıristiyanlar değil, diğer kesimler için de bu geçerlidir.

Askeri gücünüzü rakamsal olarak ifade edebilir misiniz, bu anlamdaki hedefiniz nedir?

Size ancak şöyle bir yanıt verebilirim: Biz azız, kimsenin bizi göremeyeceği kadar; çokuz, heryerde olabilecek kadar.

Baas güçleriye aranızda Serêkaniyê’deki çatışmaların hemen ardından Eşrefiye’de çatışmalar yaşandı. Sizce amaçları neydi?

Bu korelasyon bizi de meşgul etti. Hemen ardından başlaması manidardı. Şöyle bir izahat getirebilirim; provokatif bir çaba vardı. Bize güçleri yetmeyenler bizi reçim güçleriyle terbiye etmeye çalıştı, bunun tezgahını kurdu. Burda da Suriye, Türkiye ve çeteler koalisyonu sözkonusu. Dikkat ettiyseniz rejime karşı Gir Zîro’da çatışırken aynı hevesle Serêkaniyê’ye saldırdılar. Planlı bir tezgahtı‪ ama iki yerde de başaramadılar.‬

Son olarak bölge halkları için bir mesajınız var mı?

YPG adına söylüyorum; bölgedeki halkların içi rahat olsun. Sonuna kadar bölgenin değerlerini, halklar mozaiğini koruyacağız ve bunu temel ilke olarak benimseyeceğiz. Hiç bir gücün bu zenginlik ve değerler bütünüyle oynamasına izin vermeyeceğiz. Bölgedeki tüm gençleri YPG saflarına katılmaya ve bölgemizi savunmaya davet ediyoruz.


AZAD EHMED / SERÊKANİYÊ