Newroz, Kürt halkının Demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne isyan ateşini tutuşturduğu ve zaferle taçlandırdığı gündür. Baharın coşkusudur. Demirci Kawa’nın öfkesi ve cüreti ile bütünleşen bir direnişin, isyanın simgesidir. Yok sayılan kimliğinin, yasaklanan dilinin özgürleştirilmesi için direnenlerin, teslimiyete karşı özgürlük halayına duranların günüdür. Resmi ideolojinin imha ve inkar politikalarına karşı birleşme ve mücadeleyi büyütme çağrısıdır Newroz.
Demirci Kawa’dan günümüze gelene kadar devletin baskı ve şiddetine maruz kalan Newroz bayramlarında kadınların öncü konumu her daim hissedilmiştir. Özellikle 90’lı yıllarda yürütülen kirli savaş dönemlerinde Newroz bayramlarında devletin kanlı yüzü açığa çıkmıştır. Yaşanan bu katliamları boşa çıkarma yolunda en ön saflarda kadınlar hep var olmuştur. Kadınların isyancı ve direnişçi yönü, devlet terörünün boşa çıkartılmasında etkili rol oynamıştır.
Tarihte de örneklerini çokça gördüğümüz kadınların direnişi, Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı yürüttüğü özgürlük mücadelesinden bağımsız değildir.
Kürdistan tarihinde direnişçi kadınlar
İran taraflarında yer alan Dimdim Kalesi’nde Kürtler, Safevi ve Osmanlıların etkisine girmeyerek, kendi kültürlerini koruma yoluna gitmişlerdir. O dönem Şah Abbas tarafından kaleye düzenlenen seferler, kadınların öncü ve birleştirici gücü ile boşa çıkartılmıştır. Kaleyi ele geçiremeyen Şah Abbas, içine ajanlar yerleştirerek kaleyi alma yoluna gitmiş, ancak bunun önü yine kadınlar tarafından kesilmiştir. Mücadeleye moral ve güç veren Kürt kadınlar, yedek bir güç olmaktan ziyade öncülük yapmıştır. Şah Abbas, kahramanca savaştıktan sonra cansız bedeni yerde yatan kadınları görünce “Bu savaşı kazandığımızı belirtemiyorum’ demiştir. Bu, aslında direnen Kürt kadınların savaşı kazandığının itirafıdır. Nitekim kalede sağ kalan Zaide, kalede yaşanılanların unutulmaması ve intikamı için ömrü boyunca mücadele vermiştir; parçalanmış olan Kürt aşiretlerini birleştirmiş, intikamını alması için aşiret ileri gelenlerini cesaretlendirmiştir. Altı yıl süren hazırlıklar sonrası, dokuz ay süren savaşla kale tekrar ele geçirilmiştir. Zaide bu başarısından sonra, Perizatxan namıyla Erdalan Kürt bölgesini yirmi beş yıl yönetmiştir. Yönetimdeki başarısı ve adaletli yaklaşımlarıyla dillere destan olmuştur.
Kadınlar açısından düşmana teslim olmamak, onunla uzlaşmamak meşru savunmanın temel ilkelerindendir. Yukarıdaki örnek hemen hemen tüm isyanlarda görülmüştür. Dêrsim isyanında sağ ele geçmemek için Laç Deresi, kendisini uçurumlardan atan Kürt kadınlarının cesetleri ile dolmuştur. Burada da kadının direngenliği ve onuru yansımıştır. Kendini düşünsel, duygusal ve bedensel olarak düşmanına kullandırtmamanın savunması yapılmıştır.
Aynı şekilde Leyla Qasım’da Baas rejiminin eline geçince ‘tutsaklıkta zafer susarak kazanılır’ şiarına göre davranmış, özellikle en vahşi işkencelerde Kürt kadınının direnişini efsaneleştirmiştir.
Ağrı İsyanı sırasında çatışmada ağır yaralı olarak esir düşen Gülnaz, Muş Cezaevi’ne gönderilerek ağır işkencelerden geçirilir. Buna rağmen sonuç alamayan düşman, Gülnaz’ın zayıf yönünü yakalama yoluna gider. Kadının duygusallığını kullanmak için kardeşi ve oğlunun kesik başını Gülnaz’ın önüne koyar ancak hiç beklemediği bir tavır ile karşılaşır. Gülnaz önce kardeşinin kesik başına eğilerek direniş üzerine ağıtlar yakar, ardından da “Ben bu oğlu bugün için büyüttüm. Eğer bu kahraman görüntüyü görmeseydim, sütümü helal etmezdim” der.
Rewanduz Direnişi’nde Osmanlılara karşı savaşan Xatu Xanzat, kendi adına yaptırdığı ünlü kalesi ile tanınır. Kılıcı ve atı iyi kullanan Xatu Xanzat, savaşta eşi ölünce 1813’ten 1836’ya kadar süren savaş sürecinde yer yer ele geçen alanları kendisi yönetir. Aslında Xatu Xanzat’ın bu duruşu daha gençliğinde belirginleşir. Para karşılığında evlendirilmek istenince ‘benim bedelim başlık değil, Kürdistan’dır. Evlenirsem bile Kürdistan için savaşmak ve mücadele etmekten vazgeçmeyeceğim’ demiştir.
Koçgirî ve Dêrsim isyanlarındaki devrimci ve direnişçi rolü ile biz kadınların öz savunma konusunda rehber olma özelliğini koruyan Zarife Hanım da kadın özgürlük mücadelemiz açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Kadın olarak kendi kaderini halkının kaderiyle birleştirmiştir. Zarife Hanım savaşkan bir kadındır. Silahını hep yanında taşır. Dêrsim İsyanı’nın ikinci büyük ismi eşi Alişer’in Rayber tarafından öldürülmesi olayında silahını çekerek, hainlerden birini öldürür. Bunun üzerine Rayber, Zarife Hanım’ı şehit düşürür. Kürdistan gibi feodal geriliklerin kör kuyularının olduğu bir coğrafyada kadın olmak ne denli zorsa, bir kadın olarak, erkeğin işi olarak bilinen savaşta yer almak daha zordur. Buna rağmen kendindeki enerjiyi açığa çıkararak tarihte önemli bir rol oynamıştır. Daha Dêrsim isyanı başlamadan önce Kürdistanda birliğin ve yurtseverliğin öncüsü olan Zarife Hanım, hem askeri hem de örgütleme alanında üstün yeteneklere sahipti. Bu yetenekleri ile o dönem kadınlara da ilham kaynağı olmayı başarmış bir kişilikti.
Kürdistan tarihine baktığımızda kadının asimilasyon, baskı ve zora rağmen kendi kültürünü koruyup bugünlere taşıdığını görebiliriz. Kürt kadını türlü türlü asimilasyona, şiddete rağmen içinde taşıdığı yurtseverliği kaybetmeyerek, asıl kültüründen hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Kürt kültürünün şimdiye kadar kaybolmamasında kadınların rolü bu anlamda çok büyük yere sahiptir.
Zekiye Alkan ve Newrozlaşan kadınlar
Kadının bu direnişçi özelliği kendini Newrozlarda da göstermektedir. Özellikle 90’lı yıllar bir dönüm noktasıdır. Bu dönemler Kürt özgürlük mücadelesi hızla gelişirken beraberinde yükselen en büyük dinamik, kuşkusuz kadın hareketiydi. Kürt Kadın Hareketi, kadın mücadelesinin kitlesel ve bireysel katılım potansiyeli iken hareketin tamamını etkileyecek bir dinamizm yaratmıştır. Bu dinamizm ile Kürt hareketi evrensel ve ulusal olarak sayısız özellik kazanmıştır. Bu yönüyle Kürt kadın mücadelesinde dönem itibari ile sayısız devrimci dönüştürücü kadın figürleri ortaya çıkmıştır. Zekiye Alkan, o döneme damgasını vuran önemli bir figürdür. 90’lı yılların baskıcı, yasakçı atmosferinde Newroz’un tarihsel misyonunu kavrayarak, bedenini ateşe vererek kadın özgürlük mücadelesine meşale olmuştur. Genç bir kadının bedenini Diyarbakır surlarında ateşe vererek hakikati arama çabası, tüm Kürt kadınları adına onlarca yıllık sömürü, baskı, eşitsizlik tarihine yakılan bir ateştir.
Sara yoldaşın meşalesi hala yanıyor
Kürt özgürlük ve kadın hareketinin kurucularından Sakine Cansız da kadın özgürlük mücadelesinin Newrozlaşmasında belirleyici bir yere sahiptir. Sara yoldaşın direngenliği, mücadele azmi, bağlılığı, kararlılığı mücadelemiz açısından her dönem rehber olma özelliğini taşımaktadır. Önderliğini, partinin ilk kurulduğu yıllardan katledildiği güne kadar sürdürerek kararlılığını ve bağlılığını ortaya koymuştur. Uzun yıllar kaldığı Diyarbakır Cezaevi pratiğinde kadının devrimci direnişçi yönünü dosta da düşmana da göstermiştir. Sara yoldaşın düşmanının yüzüne tüküren bu duruşu, kadınının özgürlük mücadelesinin bugünlere gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Kendini bu tarihsel direniş ve dönüştürücü zemin üzerine inşa eden Kürt Kadın Özgürlük Mücadelesi, günümüzde de direnişçi ve isyancı ruhunu korumaya devam etmektedir. Erk’ek egemen sistemin dayatmalarına, tekçi cinsiyetçi yaklaşımlarına karşı kadınlar, yıllarca yürüttükleri bu mücadelelerle boşa çıkarmaya devam ediyorlar. 8 Mart’ta sokakları terk etmeyen kadınlar; Zarifelerden Sara yoldaşa, Arîn Mîrxanlara direniş geleneğinin sürdüğünü bir kez daha haykırmışlardır. DAİŞ barbarlarına karşı bedenleri ve yürekleri ile siper olan YPJ’li kadınlardan, erkek egemen sistemin kurbanı Özgecan’ın hesabını sormak için sokakları zapt eden kadınlara kadar direniş geleneği hala sürmektedir.
Kobanê direnişi ile açığa çıkan Kürt kadınlarının direnişçi gücü, tüm dünyaya bir kez daha kadının dönüştürücü gücünü göstermiştir. Tarihteki kadın direnişçiler, bugün YPJ’li kadınların mücadelesinde de rehber konumundadır. Kobanê’de kadın öncülüğünde ortaya konulan direniş Ortadoğu halklarının Newrozu’dur, Newrozlaşan kadın devrimidir.
Kadınların dönüştürücü gücü, ezilen halkların özgürlüklerini kazanmasının mihenk taşlarından birisidir.
*Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı