Yunanistan halkı, AB ve IMF yönetimlerinin mali-ekonomik köleleştirme dayatmasını 5 Haziran referandumuyla reddetti.
Yalnızca bıktırıcı müzakere görüşmelerine son vermekle kalmadı. Halk iradesini emperyalist yöneticilerin karşısına dikerek Syriza liderliğinin uzlaşma siyasetine de soldan uyarıda bulundu.
Bilindiği gibi Syriza'nın seçim bildirgesinde yer verdiği Selanik programı, eski görüşlerini revize ederek uzlaşma öngörüyor fakat yine de mali ekonomik sömürgeciliğe karşı emekçilerin, yoksulların yararına bazı talepleri içeriyordu.
AB ve IMF'nin emperyalist yöneticileri Syriza'nın bu uzlaşıcılığını bile reddetiler. Geçmiş burjuva hükümetlerin yaklaşık 300 milyar Dolar civarındaki borç yükünün ağır sonuçlarını dayattılar. Yoksullaştırılmış ve işsizlik girdabına sokulmuş, genç vasıflı işgücünün göçetmek zorunda bırakıldığı Yunanistan halkının, bu tahrip edici girdaba daha çok batmasını istediler. Referandumda Yunanistan halkı iradesini ortaya koydu. Emperyalist yöneticilerin daha ağır yoksullaşma dayatmasına karşı yeniden ayağa kalktı.
Referandum öncesi ve sonrası, borç taksitlerinin ödenmesi için verilecek yeni borç dilimi verilmeyince bankacılıkta halk paniği başlatılmış, bunun mali çöküşe yol açması beklenmişti. Halkın bu durumda kölece boyun eğerek "evet" diyeceği emperyalistlerce umuldu. Halkın siyasal eylemi çöküş beklentisini de, emperyalistlerin siyasal beklentisini de bertaraf etti. Syriza koalisyon hükümetinin eline önemli imkanlar verdi.
Tsipras liderliği, bu imkanı değerlendirecek mi?
Bilindiği gibi Tsipras etrafındaki Syriza merkezi liderliği, seçim öncesi Syriza'yı demokratik cephe olmaktan partiye çevirerek sağa doğru çekmişti. Müzakerelerde yeni iş olanakları yaratma ve emekçilerin asgari ücretini kısmen yükseltme programından taviz vermiş, yeni bazı kesintileri kabul etmişti.
Refrandum sonrası eli güçlense de, Tsipras ve ekibi, bunu mevcut uzlaşma tutumunun AB emperyalist haydutları tarafından kabul görmesinin aracı yapmaya çalışacak. Ama daha ileri siyasi tavır almayacaktır.
Ama Yunanistan emekçileri, iradesini göstermenin özgüvenini kuşanıyor. Yeni ve daha ileri talepleri ileri sürmeye elverişli hale geliyor. Syriza bileşen ve destekçisi devrimci ve demokratik partileri, kararlılık göstermede cesaretlendiriyor.
Euro bölgesinden çıkış, borçların silinmesi, yeni iş imkanı, AB mali oligarşisinin köleliğine hayır, bankaların kamulaştırılması taleplerinin Yunanistan halkının geniş kitlelerinin mücadelesinde daha cesurca yükseleceği bir zamanı getiriyor.
Syriza liderliği, uzlaşıcılığıyla saflarında bölünmenin yol ayrımını getirmişti. Referandumla bu ihtimal ertelenmesine rağmen, uzalaşıcılığıyla yeniden yol ayrımını kaçınılmaz kılacaktır.
AB içinde Yunanistan halkının durumu izole ve ayrıksı bir şey değil. İspanya, Portekiz, İtalya halkları ve diğer bazıları da benzer durumda. Yunanistan halkı, kardeş halklara taleplerini, eylemlerini ve halktan yana yeni hükümet seçeneği yükseltmelerini cesaretlendiriyor.
AB'nin en azından pek çok ülkesinde burjuva iki partili sisteme halklar ve ezilen yığınlar son veriyorlar. Demokratik, halktan yana yeni demokratik cephe partileri kuruyor veya yükseltiyorlar.
Bu, ağır ekonomik bunalım ve durağanlıkta milliyetçi ve göçmen işçi düşmanı neofaşist partilerin gelişmesine karşıt yönde bir eğilimi yükseltiyor. Faşist milliyetçiliği geriletiyor.
Fakat Syriza ve Podemos örneklerinde görüldüğü gibi, halk hareketlerine dayanan demokratik cephe partilerine katılım, AB mali oligarşisiyle uzlaşıcılık, ılımlılık da geliştiriyor.
Geçmişte daha devrimci veya kapiatlizme karşı daha çok mücadeleci kadrolarda uzlaşıcı çizgiye geçişte bu durum yansıyor. Syriza ve Podemos liderlerinin etrafında kapitalizmle uzlaşma çizgisini tercih edenlerin artışı bunun örnekleri.
Yunanistan halkı başını kaldırarak, bu uzlaşıcılığa karşı koyan devrimci ve halkçı safları cesaretlendiriyor, güçlendiriyor. İşçi ve ezilen yığınlarının taleplerini, mücadelesini ve örgütlenmesini yükseltmeyi güncel görev haline getiriyor.
Elbette Yunanistan işçi sınıfı ve ezilenleri, Avrupa ülkeleri işçi sınıfının mücadelesiyle birlikte ve amaçlayacakları Avrupa sosyalist devletleri federasyonu yoluyla kurtulacaktır.
Yunanistan ve Avrupa işçileri ve yoksullaşmakta olan kitleleri, mücadele deneyleri içinde saflarını büyüterek, bilinçlerini geliştirerek ve örgütlenmelerini güçlendirerek kurtuluş yolunda ilerleyecekler.
Syriza ve Podemos merkezi liderlerinin uzlaşıcılığı, destek aldıkları bu kitleleri kapitalizm içine çekmeye çalışsa da, AB oligarşisinin ve kapitalizmin bunalımı uzlaşmazlığı yeniden yeniden üretiyor.
Kitlelerle sımsıkı kaynaşmış öncü devrimci güçlerin inşasını yükseltmenin koşullarının varlığını Yunanistan halkı bir kez daha gösteriyor.