
MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG
Dilan Tigran ile ilkin Kasım ayında 33 gün boyunca ‘Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve tüm tutsaklara özgürlük’ talebiyle Avrupa kentlerini dolaşan “Öcalan Kütüphanesi” otobüs turunda tanıştık. 1992 yılında Paris’te dünyaya gelen Dilan’ın babası Ermeni, annesi Arap. Dilan, Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne gönül veren, yüreğine tüm mazlum halkların sevgisini sığdırabilen, her şeyi bir yana bırakıp bunun için mücadeleyi seçen bir devrimci. Sıradışı hayatıyla 25 yıla sığdırdığı yaşam tecrübesi oldukça fazla.
Dilan Tigran’ın devrimcilikte karar kılmadan önceki yılları arayışlarla geçer. 1980 askeri darbesinin mağdurlarından olan babası ve annesi hapse girmemek için zorunlu olarak tercih ettikleri Fransa’da sürgün hayatı ardından Türkiye’ye dönüp İzmir’e yerleşir. 14 yaşında yeni bir kültür ve dille tanışan Dilan’ın bu yıllarda karşılaştığı Kürt arkadaşı Berfin’le kurduğu dostluk ardından hayatı değişir. Berfin aracılığıyla Kürt özgürlük mücadelesini yakından tanıyan Dilan, gençlik çalışmalarında yer alır.

Paris’te çalışmalarını sürdürdü
Türkiye’deki yaşama adapte olmakta zorlanan Dilan Tigran, ailesinin itirazlarına rağmen Paris’e dönüp burada gençlik çalışmalarında yer almaya devam eder. Paris’te Turizm Yüksek Okulu’nu bitiren Dilan, o dönem yaşadığı çelişkileri şöyle anlatıyor: “Kendimi bir yol ayırımında hissediyor, geleceğim hakkında bir karar veremiyordum. Toparlanmak ve sağlıklı bir karar vermek için Fas’a gittim, bir buçuk yıl burada kaldım. Bu süreçte ‘Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin bir neferi olursam yapabilir miyim’ diye kendimi hep sorguladım. Layıkıyla yerine getiremeyeceğim konusunda tedirginlik yaşıyordum.”
Devrimci olmayı seçti
Sorgulamayla geçen bu süre ardından yeniden Türkiye’ye dönen Dilan, bu kez Ankara Hukuk Fakültesi’ne kaydını yapar. Fakat burada da arayışlarına yanıt bulamaz ve 3’üncü sınıfta okulu bırakır. Yaşadığı çelişkiler sonucunda tercih ettiği evlilik, sorunlarının daha da derinleşmesine yol açar. “Şiddet görmediğim gün yoktu. Bu eziyete ancak 6 ay katlanabildim’’ diyen Dilan Tigran, bu evlilikten olan çocuğu henüz doğmadan boşanıp bir kez daha Fransa’ya döner. Bu süreci “Ne evlilik ne de çocuk sahibi olmam arayışlarıma cevap vermedi. Sorgulamalarım derinleşti. Mücadele edeceksem bunu hakkıyla yapmalı, sadece kendi çocuğum için değil, dünyanın tüm çocuklar için mücadele etmeliydim” sözleriyle özetleyen Dilan, karar verip çocuğuna babasının bakmasının daha iyi olacağını düşünüyor.

Mücadeleden ödün vermiyor
Profesyonel olarak devrimciliğe başladığı bu dönemde beyninde tümör çıksa da, hastalığının kendisini engellemesine izin vermiyor. Riskli bir ameliyat atlatan Dilan, tedavi sürecinin ağırlığına ve zorlanmalarına rağmen mücadeleden ödün vermiyor. Hastalığına rağmen “Öcalan Kütüphanesi”nde yapmış olduğu yolculuğu da bir şans olarak görerek, “Arkadaşların ilgi ve sevgisi benim için tüm ilaçlara bedeldir” diyor.
Rojava ve Kobanê’deki direniş sürecinin ailesi üzerinde de olumlu etki yarattığını vurgulayan Dilan Tigran, “Sağlığım el verdiği sürece bu onurlu mücadelenin bir neferi olmak istiyorum. Bir yanım Ermeni, bir yanım Arap olsa da duyguda, düşüncede ve pratikte tüm mazlum halkların yanındayım, Kürt halkının bir evladıyım” diye belirtiyor.