
2015 Milletvekili Genel Seçimleri, sadece Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da değil yurtdışında da şimdiye dek görülmemiş bir hazırlık süreci ve heyecanla karşılanıyor. Hazırlık çalışmalarına şimdiden başlayan HDP’nin hedefi ise 400 bin oy. Peki Avrupa’daki mevcut seçmen tablosu ve HDP’nin bu tablo içinde tuttuğu yer ne söylüyor? HDP’nin seçmeninin önemli kısmını oluşturacak Kürt seçmenler, seçime nasıl ve ne derece etki edecek? Bunların yanıtını, sahaya ilişkin istatistiki veriler ve gözlemler ışığında bulmaya çalışacağız.
Genel bilgiler
Yurtdışındaki toplam Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı seçmen nüfusu, son verilere göre 2 milyon 809 bin 242. Bu rakam, Milletvekili Genel Seçimleri’ne katılan toplam seçmenin yüzde 5’ine tekabül ediyor. Dolayısıyla yurtdışındaki seçmen davranışı, seçim sonuçlarını etkileyebilecek kadar önem arz ediyor.
Yurtdışındaki seçmen kitlesinin başlıca ülkelere göre dağılımı ise -Cumhurbaşkanlığı Seçimleri verilerine göre- şu şekilde:

Almanya: 1 milyon 383 bin 42
Fransa: 298 bin 839
Hollanda: 240 bin 315
Belçika: 127 bin 517
Avusturya: 105 bin 479
İsviçre: 88 bin 748
ABD: 88.555
Birleşik Krallık (İngiltere): 79 bin 614
Avustralya: 40 bin 406
İsveç: 34 bin 991
Danimarka: 31 bin 180
Kanada: 21 bin 26
İtalya: 13 bin 231
Rusya: 10 bin 804
Yunanistan: 10 bin 343
Norveç: 7 bin 666
Romanya: 6 bin 169
Finlandiya: 3 bin 839

Bu veriler, yurtdışındaki seçmenlerin yüzde 87,13’ünün en çok Türkiyeli göçmeni barındıran ilk 9 ülkede bulunduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu dokuz ülkedeki seçim çalışması, belirleyici rol oynayacak gibi görünüyor. HDP de çalışmalarını bu ülkelerde yoğunlaştırıyor; koordinasyon merkezlerini bu veriye göre belirliyor. Yine miting planlaması da bu veri ışığında gerçekleştiriliyor.
Türkiyeli seçmenlerin özellikleri
HDP projesinin ruhu, hiçbir seçmeni seslenme alanının dışında görmemeyi gerekli kılıyor. Dolayısıyla, “hazır kitleye” yaslanan siyasal çalışma, “dönemin ruhunu” kaldıramaz, kaldıramıyor. Seçim çalışmalarında Adana’dan Edirne’ye, İzmir’den Ankara’ya değin bütün bölgelerden insanların da kendi taleplerini, renklerini bulabilecekleri bir tarz tutturmak elzem. Ne bu tarz Kürdistani duruşa, ne Kürdistani duruş bu tarza aykırı olmak zorunda. Halkların çıkarları ortaktır; bu çıkarları birbirinden koparan ulusal çatışmanın zemini, egemenlikçi siyasettir. Seçim çalışmaları, bu bilginin akıldan çıkarılmaması gereken en önemli yoğunlaştırılmış çalışma dönemlerinden biridir.
HDP’nin işçi sınıfının özgün sorunları, sendikal haklar, konut hakkı, ulaşım hakkı gibi temel bazı konulardaki talepleri ve program maddeleri, doğaldır ki, bu sorunların yakıcılığı altında yaşamını sürdüren kitleler için daha cezbedicidir. Yurtdışında yaşayan seçmenler içinse, programın genel görüntüsünün demokratikliği/alternatif ruhu ve kendi “kimliğine” ilişkin yörünge belirleyicidir. Dolayısıyla HDP’nin yurtdışı seçim çalışmalarına doğalında hakim olacak ruh, “kimlik siyaseti ruhu”dur. Değişik etnik, dinsel/mezhepsel veya politik kimlikler, kendilerine özgü motivasyonlarla HDP’ye veya diğer partilere oy verecekler. Bu süreçte başat olarak rol oynayacak kimlikleri ise şöyle sıralayabiliriz:
* Kürtlük
* Alevilik
* Sosyalist sol
* “Farklı” kimlikler
* Muhafazakarlık
* Radikal İslam
* Kemalizm/Laikçilik
* Türk milliyetçiliği
Kürtlük
Yurtdışındaki seçim sürecini HDP açısından konuşmaya, Kürt seçmenin davranışını konuşarak başlamak isabetli olacaktır. Kürt seçmenin bloklar halinde HDP’ye yönelme ihtimalinin daha kuvvetli olduğu aşikar. Dolayısıyla Kürt seçmene yönelik bir miktar özgün bir yaklaşım, zorunluluk gibi görünüyor. Zira diasporadaki Kürtlerin halihazırda önemli kısmı HDP seçmeni; HDP seçmeni olmayanların önemli kısmı ise kolay ikna edilebilir pozisyonda. Ayrıca diasporadaki Kürtler -Kobanê süreci bir kez daha teyit etti ki- Avrupa’nın sadece göçmenler bazında değil genel anlamda en mobilize kitlesi.
Yurtdışındaki Kürtlerle ilgili ayrı istatistiki veriler elde etmek ise oldukça güç. Zira Kürtler, istatistiğe konu herhangi bir resmi belgede (sözgelimi kimliklerinde) ulusal aidiyetlerini belirtemiyor. Ancak Kuzey Kürdistan kentlerinden ikameti yurtdışında olanlara dair verilere ulaşmak mümkün. Bu veriler, dilenen sağlıklılıkta bir sonuca ulaştıramayacaksa da bir fikir verebilir.
Kuzey Kürdistan’ın 23 ilinden 515 bin 873 kişinin kaydı, dünyanın 198 ülkesinde bulunuyor. (Anılan iller doğudan batıya şöyle: Iğdır, Hakkari, Kars, Ağrı, Şırnak, Siirt, Bitlis, Muş, Erzurum, Bingöl, Dêrsim, Erzincan, Batman, Diyarbakır, Mardin, Elazığ, Malatya, Urfa, Adıyaman, Antep, Kilis, Maraş. Bu kentlerin farklı sosyoekonomik, kültürel, etnik özellikler taşıdığını, bir politik kimlik olarak Kürdistaniliği sahiplenmeyen nüfusun çoğunluğu oluşturduğu kentlerin de bunlara dahil olduğu akılda tutulmalı ve istatistiki veri de buna göre değerlendirilmeli.) Bu rakama yoğunluklu olarak Kürtlerin yaşadığı Cihanbeyli, Kulu, Pazarcık ve Elbistan gibi merkezler eklendiğinde 609 bin 731 kişiye ulaşıyor. Bu veriye göre, yurtdışında, seçmen davranışını bazı ortak parametlerle değerlendirebileceğimiz asgari 450-500 bin dolayında Kürt seçmen bulunduğunu söylemek mümkün.
Yurtdışındaki bazı seçmen kitleleri ise memleketlerindeki seçim sürecine ciddi etkide bulunma potansiyeli de taşıyor. Sözgelimi Muş’un Varto ilçesinde yaşayan 6 bin seçmen bulunurken; yurtdışında 12 bin 024 Vartolu seçmen var. Yine Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinden 42 bin 192 seçmen, oylarını yurtdışında kullanacak. Dêrsim’in de on binlerce seçmeninin yurtdışında olduğu biliniyor. Bu seçmen kitlelerinin seçimlere HDP lehine aktif dahli, memleketlerindeki seçim çalışmaları açısından da önemli sonuçlar yaratır/yaratıyor. Dolayısıyla böylesi spesifik örneklemler için ayrı çalışmalar yürütmek, çalışmaları yöre derneği perspektifiyle ele almak, faydalı sonuçlar doğurabiliyor. Daha önceki seçim süreçleri, bu tezi kanıtlayan verilerle dolu.
Alevilik
HDP’nin Avrupa’daki seçim çalışmaları açısından en önemli dinamiklerden biri de Aleviler. Kürt ve Türk Aleviler, yaygın bir örgütlenme ağına sahip. Hemen bütün merkezlerde Alevi Kültür Merkezleri, dergahlar, cemevleri bulunuyor. Ayrıca diasporadaki Aleviler, kimliklerine daha bağlı; kimliğe dayalı refleksleri daha kuvvetli. Dolayısıyla Alevi kimliğine seslenirken “dışardan” bir seslenmeyi değil de “içerden” örgütlenmeyi esas almak gerekiyor. Alevi örgütlerinin hassasiyetleri ve talepleri ile özgünlüklerini de dikkate almak, ittifak ruhuna yaraşır hareket etmek gerekiyor. Ayrıca Alevi örgütlerinin Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ndeki tutuk, sahada olmayan duruşlarının ortadan kalkması, çalışmalara kendi özgünlükleri, talepleri, özgürlük mücadeleleri doğrultusunda aktif katılmaları için cesaretlendirici/kolaylaştırıcı olmak gerekiyor. Diasporadaki Aleviler, doğru anlatıldığında HDP projesiyle en güçlü ve derin bağı kurabilme potansiyeli taşıyor. Bu bağ, ülkedeki Alevi hareketinin CHP gibi sistem içi odaklardan “kurtarılması” anlamında da büyük önem taşıyor. Dolayısıyla bu çalışma, yalnız seçimlerle düşünülemeyecek kadar büyük, anlamlı bir çalışma olarak görülmeli; Alevilere “tutum dayatan” değil, onların kimliğini örgütlemesi için alan açan, özgün siyaset yapmalarına olanak tanıyan, “seslenen” değil “seslenecek yer açan” bir tarz tutturmak gerekiyor.
Sosyalist sol
Avrupa, ‘80 darbesi sonrası ve ‘90’lı yıllarda çok sayıda sosyalist örgütten insanın evi oldu. Bu insanların bir kısmı, örgütlü çalışmalarını yaşadıkları ülkeye taşıdı; bir kısmı ise apolitize oldu. İki grup da HDP’nin potansiyel seçmenidir. Keza Milletvekili Genel Seçimleri’nde sosyalist örgütlerle de Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni aşan ölçekte bir birlik oluşmuştur. Çok sayıda örgüt, HDP’yi destekleyeceğini daha şimdiden açıklamıştır. Bu kitle, oldukça büyük ve meşruiyet açısından da oldukça önemli bir kitledir. Yine özgünlüklerine göre ele alınmalı; hassasiyetlerine önem verilmelidir.
“Farklı” kimlikler
Ermeni, Süryani, Êzîdî, Çerkes... Yurtdışında Türkiye ve Kuzey Kürdistan illerinden baskılar sonucu göç etmek zorunda kalan binlerce insan yaşıyor. Özellikle bazı merkezlerde, bu kimliklerden insanların politik ağırlığı oldukça hissedilir. Birçoğunun oy potansiyeli kuvvetli görünmeyebilir; ama bu kitlenin HDP’ye desteğinin “demokratikleşme” programının ikna ediciliğiyle ilgili de özel bir anlamı var. Halihazırda da bu kesimlerden insanların HDP’ye desteği görünür. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ndeki “açıklamalarda net, sahada silik” karakter de aşılabilirse, hem seçim başarısına katkıları büyük olur hem de kimliklerine dair ülkede sürüp giden tartışmalarla ilgili de anlamlı bir yanıt verilmiş olur.
Muhafazakarlık
Yurtdışında yaşayan muhafazakar seçmen, büyük oranda örgütlü. Camiler, cemaat örgütlenmesi, devlet destekli dernekler ve vakıflar, bu kitleyi mobilize etmek için yoğun çaba ve kaynak harcıyor. Bu “birliktelik” insanlara devlet olanaklarından faydalanma ve dayanışma şansı da verdiği için cazip hale geliyor. Dolayısıyla bu kitlenin seçmen davranışının bloklar halinde değişmesi, zor görünüyor. Ancak biliniyor ki, bu kitleye dahil olan ama Kürt kimliğini de terk etmemeye çalışan azımsanmayacak bir toplam bulunuyor. Bu toplamın seçim davranışının değişkenliği, özellikle Kürt illerindeki seçim tarihiyle sabit bir bilgi. Fakat bunun kadar sabit bir bilgi de, bu kitleye dahil olan “ana akımın” seçim davranışının zor değişmesi... Hele de yurtdışındaki seçmenler için bu zorluk katlanıyor; çünkü buradaki davranışa İslami korunmacılık da öte yandan katkı sunuyor. Camiler ve dernekler üzerinden sağlanan bağ da bu korunmacılığa geniş ve meşru bir alan sağlıyor.
Dolayısıyla, muhafazakar seçmene seslenirken aralarındaki Kürt seçmenin vicdanına seslenmek; bunu yaparken de “ihanetçi”, “işbirlikçi”, “makarna-kömürcü” gibi aşağılayan ve ayrımı derinleştiren söylemleri değil, demokratik siyaseti tercih eden bir dil kullanmak gerekiyor.
Radikal İslam
AKP destekli cami/derneklerin dışında çok sayıda cami/dernek de bulunuyor. “Milli Görüş” camileri ile DAİŞ veya El Nusra çeteleriyle organik bağı bulunan camileri bu kategoride değerlendirebiliriz. Bu seçmen kitlesinin de oyu, büyük oranda AKP’ye, bir miktar ise Saadet Partisi’ne gidiyor. Küçük bir kısmı ise seçimleri boykot ediyor. Bu seçmen kitlesi, HDP’nin hiçbir seslenme biçimiyle oy alamayacağı, programıyla derin ve uzlaşmaz çelişkilere sahip insanları kapsıyor.
Kemalizm/Laikçilik
Ülkedeki bazı gelişmeler, daha önce bloklar halinde CHP’ye (radikal ulusalcılığa giden azımsanabilir oyu hesaba katmıyoruz) oy veren Kemalist seçmenin doğru bir tutumla dönüştürülebileceğini, HDP programından yana tavır koymaya ikna edilebileceğini gösteriyor. Ortadoğu’nun en büyük seküler halk hareketi olarak Kürt Özgürlük Hareketi, son gelişmelerle birlikte halklar nezdinde daha kolay anlaşılabilir bir pozisyonda. Bu olanak kullanıldığında bugüne kadar Kemalizme yedeklenmiş laik duyarlılıkları yüksek kitlenin de HDP’yle ilişkilenmesini sağlamak mümkün. Yine bu kitleye, İslami kesimlerle ilişkilenmenin, toplumun İslami duyarlılıklarını siyasetle barıştırmanın laikliğin karşıtı bir tutum olmadığını anlatmak da, aslında çok zor değil. Fakat bu husustaki zorluk, diasporanın özgünlüklerinden de kaynaklanıyor. Diasporadaki Kemalist/laikçi seçmen bloğu, ülke gerçeğinden en uzak seçmen kitlesini oluşturuyor. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nden bu yana bu blok içinde HDP’ye sempatiyle bakanlar çoğalsa da, bu sempatinin sandığa yansıması zor görünüyor. Yine de CHP’nin halk karşıtı, demokrasi karşıtı pratiği ile HDP’nin programı iyi anlatıldığı takdirde, mutlaka etkilenecek bir grup insan bulunabilir. Bu kitlenin hassasiyetlerine tümden yüz çevirmek veya devletin sistematik ideolojik yönelimi neticesinde oluşmuş fikriyatını alaya almak, kazandırmaz, dönüştürmez. Bunun yerine, AKP karşıtlığı vesilesiyle -özellikle Gezi Direnişi’nden sonra- oluşan demokratikleşme potansiyeline odaklanmak, buna göre söylem üretmek gerekir.
Türk milliyetçiliği
HDP’nin hiçbir biçimde oy alamayacağı bir kimlik de Türk milliyetçiliği... Ülkede emek üzerinden etkilemek/dönüştürmek mümkünse de, diasporadaki Türk milliyetçiliğinin çok daha şoven/hayattan kopuk olduğu biliniyor. Fakat bu kimlik, diğer kimliklere nazaran çok daha az mobilize. Bazı merkezlerde ocakları/dernekleri ve camileri var ise de, genel olarak irtibatsız bir yığını kapsıyor.
Geçen seçimin öznel sorunları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, yurtdışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bulundukları ülkelerde oy kullanması açısından bir ilk deneyimdi. Bu deneyim, oy kullanma sürecinin tatil dönemine denk gelmesi, randevu sisteminin karışıklıklara yol açması ve yurtdışında seçim atmosferinin oluşmaması gibi nedenlerle “prototip” olma özelliğine sahip olamadı. Ancak yine de seçmen davranışına ve seçim çalışmalarına dair bazı temel verilere bu deneyim üzerinden ulaşmak mümkün.
Her şeyden önce net olarak tespit etmek gerekiyor: Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ndeki başarısız tablo, sadece nesnellikteki sorunlarla açıklanamaz. Bu tabloyu yaratan nesnel gerekçeler malum; tekrarlamaya gerek yok. Öznel gerekçelerin ana hatlarını ise şu maddelerle özetleyebiliriz:
* Diasporada HDP çalışmasını yürüten kurumlar, HDP’nin ülkedeki söylem-eylem performansını ve kapsayıcılığını yakalayan bir pratik ortaya koyamadı. Geç başlayan yoğunlaştırılmış faaliyet, diasporadaki Türkiye ve Kürdistanlıları seçim atmosferine dahil edecek bir düzeye ulaşamadı.
* HDP seçmeninin ana kitlesini oluşturan Kürt seçmenin özgünlükleri, yeteri kadar öne çıkarılmadı. Özgünlükleri olan blokların/grupların HDP’ye desteğinin özel anlamı olduğu aşikar; ancak bunun kadar aşikar bir gerçek de belirleyici olanın Kürt seçmenin mobilizasyonu olduğu... Bu iki yaklaşım arasında optimal bir denge kurulamayışı, iki yaklaşımı da topal bıraktı.
* İttifaklar hususunda da “hayata geçen” bir pratik örgütlenemedi. Mutabakat beyanı içeren basın açıklamaları güçlü ve açıklayıcı idi; ancak bunun sahada gerçek bir karşılığı olmadı. Seçimlerde Selahattin Demirtaş’ı desteklediğini beyan eden kurumların hemen hemen tamamı, sahada yoktu.
l Ev ev seçim çalışması birçok merkezde örgütlenmedi. Daha çok kitle iletişim araçları üzerinden ve dayanışma etkinlikleri/geceleri vasıtasıyla “seslenme” üzerine kurulu bir faaliyet izlendi ki, bu seçmen kitlesinin çoğunluğuna ulaşmak konusunda yeterli olamadı.
* Seçmen listelerine ilişkin bugüne de yansıyacak, düzenli bir çalışma yürütülmedi. Seçmenlerin tespitine ilişkin yapılan çalışmaların ise daha sonraki seçimlerde de kullanılmak üzere arşivi tutulmadı. Bu eksiklik, ev ev çalışmanın planlanamamasını da doğurdu.
* Yalnızca “hazır kitleye” seçmen kitlesi olarak bakıldı; bu tutum, HDP’ye oy verme potansiyeline sahip pek çok seçmene ulaşılamaması sonucunu doğurdu.
Sorunlar aşılıyor; hedef uzak değil!
HDP ve destekçi kurumlar, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ndeki öznel sorunları Milletvekili Genel Seçimleri çalışmalarında aşma eğiliminde. Seçim çalışmalarını koordine eden organların temsilcilerine bakılırsa, bugün birçok noktada çalışmalar, sistematik ve yoğun bir tempo ile devam ediyor. Ayrıca “seçmeni seçmen yapma” çalışmaları da geçen seçime göre çok daha sağlıklı bir düzlemde, geniş bir arşiv çalışmasını da içerecek biçimde ele alınıyor. Propaganda çalışmalarının da HDP projesinin ruhuna uygun bir kapsamda ev ev örgütleneceği belirtiliyor.
HDP’nin “yurtdışında 400 bin oy” hedefi, hiç kuşkusuz iddialı bir hedeftir. Seçmen tablosuna bakıldığında ise bu hedefe, ancak ve ancak Kürt seçmenin çok önemli ölçüde mobilizasyonu ve Türkiyeli demokratik güçlere HDP’nin öneminin anlatılması sayesinde ulaşılabileceği anlaşılmaktadır. Herhangi bir kesimin özgünlüklerini, taleplerini dışlayan bir yaklaşım, hedefe ulaşmayı imkansız kılacaktır. Yine, HDP’nin başat seçmen gücü olmayı uzun süre sürdürecek gibi görünen Kürt ulusunun ulusal rengi ve taleplerinin görünürlüğü de çok önemlidir. Diaspora için gerekli perspektif, “Bütün kimliklere ifade alanı!” biçiminde özetlenebilir.
Sahayı iyi analiz eden ve bu analizden çıkan sonuçlar ekseninde, katı ideolojik yaklaşımla değil de güncel politik ihtiyaçlar doğrultusunda slogan ve eylem üreten bir yaklaşım, diasporada büyük hedeflere ulaşılmasını sağlayabilir. Kuşkusuz ki bu yaklaşım, seçimle sınırlı olmayan daha büyük bir birlikteliğin kapısını da açabilir. Diasporadaki mevcut giderek dejenerasyonun ağırlaştığı tabloyla birlikte düşünüldüğünde bu ihtiyaç, ertelenemez bir göreve de işaret etmektedir.
OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ