Strasbourg’daki açlık grevi direnişçileri, Öcalan üzerindeki tecridin kırılması için 17 Mart günü Tekirdağ Cezaevi‘nde fedai eylem yapan Zülküf Gezen’i anarak, “Zülküf yoldaşımızın eylemi, aslında zaten netleşmiş yürüyüşümüzü daha bir keskinleştirdi” dedi.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Tecride karşı 17 Aralık’ta Fransa’nın Strasbourg şehrinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayan 14 kişilik grup, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerineki tecride karşı fedai eylem yapan siyasi tutsak Zülküf Gezen’e ilişkin bir açıklama yaptı. Grup adına mesajı veren siyasetçi Mustafa Sarıkaya, Gezen’in direniş hamlesinin ‘zindan cephesindeki ilk şehidi’ olduğunu vurguladı.
Sarıkaya, şunları ifade etti: “Elbette her kayıp, halkımız ve mücadele yürüten yoldaşlar açısından ağırdır. Ama aynı zamanda her şehadet, geleneğimizde yaratmış olduğu bir kültürle, önümüzü daha çok açıyor; hedeflerimizi daha da berraklaştırıyor; ne yapmamız gerektiğini en doğru zaman ve eylem ile bize gösteriyor.”
Zülküf Gezen’in eylemiyle kendilerinin ‘yürüyüşünü keskinleştirdiğinin’ altını çizen Mustafa Sarıkaya, Gezen’in yol gösterici olduğunu dile getirdi. Sarıkaya, şöyle devam etti: “Zülküf yoldaşımızın eylemi, aslında zaten netleşmiş yürüyüşümüzü daha bir keskinleştirdi, aydınlattı ve daha da netleştirdi. Ne yapmamız gerektiğini, nasıl yürümemiz gerektiğini, nasıl yaşamamız gerektiğini daha net ve kesin çizgilerle öğretti.”
‘Biz böyle bir kültürden geliyoruz’
PKK’li Haki Karer’den ele alarak Kürt Özgürlük Mücadelesinin bu fedai eylemler üzerinden bir kültür oluşturduğunu söyleyen Sarıkaya, şöyle konuştu:
“Reber Öcalan böyle bir kültür yarattı. Kendisinin anıya, şehitlere bağlılık tarzı, kocaman bir devrim hareketini, halkımızın baharı, Newroz’u anlamına gelen PKK’yi yarattı. Rêber Apo, Haki Karer yoldaşımızın 18 Mayıs 1977 yılında ki şehadetini, PKK‘ nin programını bizzat Antep kentinde yazarak, anıya ve şehadete cevap verdi. Bir yaşam, mücadele tarzı ve kültürünü yarattı. Biz böyle bir gelenek ve kültürden geliyoruz. Dolayısıyla Zülküf yoldaşımızın şehadeti anıya nasıl cevap vermemiz gerektiğini, mücadeleye nasıl sahip çıkmamız gerektiğini, şehadete nasıl cevap vermemiz gerektiğini de netleştirmiştir.”
‘Özlemini gerçekleştireceğiz’
“Bu mücadele ve gelenekten gelen yoldaşlar olarak, bir kez daha amaçlarının, özlemlerinin; bizim de amaç ve özlemlerimiz olduğunu belirtiyoruz” diye vurgulayan Mustafa Sarıkaya, onlara layık olmanın tek bir yolunun bu olduğunu söyledi.
“Bizlerde bu halkın ve geleneğin evlatları olarak bunun dışında herhangi bir şey düşünmüyoruz, düşünmeyeceğiz. Sonuçları ne olursa olsun tek bir şey ile alakalı olacağız. Buda tecritin yıkılması, faşizmin yıkılması, ülkemizin ve halkımızın özgürleşmesidir” diyen Sarıkaya şunlara dikkat çekti: “Elbette bunların kapısı Önder Öcalan’dan, İmralı’dan geçiyor. Önder Öcalan’ın özgür şekilde aramızda olmasından geçiyor. Bu başarılabilecek bir hedeftir. Kesinlikle o noktadayız. Önder Öcalan ile birlikte özgür bir gelecek kurmak ve yaşamak noktasındayız.
Tüm şehitlerimizin özlem duyduğu ve amaçladığı da buydu. Halkımız da bunu biliyor. Hiç kimse köle Kürtlüğü, boyun eğmiş Kürtlüğü bize bir daha asla yaşatamayacaktır. Bunun için çok lafa da gerek yok. Bu topraklara düşen her şehit zaten bunu yeterince ispatladı. Artık hiç kimse Kürde o yaşamı reva göremeyecek. Kürt ise kendisine hiç reva görmeyecektir.
Biz böyle bir inanç ve duyguyla yoldaşımız Zülküf’ün şehadetini karşılıyoruz. Bağlılık sözümüzü böyle yeniliyoruz. Bağlılık sözümüzü sadece yenilemiyor, gereklerini de sonuçlar ne olursa olsun, illa ki yerine getireceğiz. Zafer şehitlerimizdedir, şehitlerimizin yolundadır. Çünkü onların herbirisi Rêber Apo’nun ispatlanmış militanlarıdır. Onlar aynı zamanda Rêber Apo’nun sesi soluğu haykırışıdır. Biz onları takip edeceğiz.”