
GÜL GÜZEL / STUTTGART
Pontos Rumlarından yazar Tamer Çilingir, “Pontos Gerçeği” kitabıyla 100 yıl önce Karadeniz’de Türk devleti tarafından yapılan bir soykırıma ışık tutmaya çalışıyor.
Yazar, üç yıllık bir araştırmanın sonucu hazırladığı kitabında konuşulmayan, unutturulmak istenen bir soykırıma dikkat çekiyor.
Çilingir, “Şimdiye kadar hep birileri bizi anlatmaya çalıştı. Artık Pontos Rumları olarak biz kendimiz, kendimizi anlatacağız” diyor.
Trabzon doğumlu ve şu anda İsviçre’de yaşayan Çilingir’in Belge Yayınları’nda çıkan kitabında, Mustafa Kemal’in Samsun’a İstanbul Hükümeti ve İngilizlerin onayı ile müfettiş olarak gitmesiyle başlayan katliam sürecini belgeleriyle ortaya koyuyor.
1914-1923 yılları arasında Karadeniz’de yaşananları okurla buluşturan kitabı üç başlık altında toplamak mümkün:
* Kurtuluş savaşı mı, soykırım mıydı?
* Köklerinden koparılan Pontos Rumları.
* Son safhada uygulanan asimilasyon süreci.
19 Mayıs soykırımın başlangıç tarihi
Tamer Çilingir’in kitabında, Trabzon Pontos Rumlarının katliamdan geçirmek için Topal Osman’ın bizzat Mustafa Kemal tarafından görevlendiğine dikkat çekiyor.
Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile başlayıp, 1924 yılına kadar yapılan katliam sonucu 353 bin Pontos Rumu öldürüldü; 1 milyon 250 bin kişi de mübadele edildi. Geride ise milyonlarca kimliksiz insan bırakıldı.
Her yıl Türkiye’de kutlanan “19 Mayıs Gençlik Bayramı”, Pontos Rumları açısından katliamın başlangıç tarihi olarak kabul edilir.
Geride kalanlar, kalamayanlar
Kitap, yüz yıl önce kimliğini yitiren, asimilasyondan geçen Pontos Rumlarının geçmişini de irdeliyor. Kitap ağırlıklı olarak tarihsel olaylar üzerine kurgulanmış olsa da “Geride kalanlar, kalamayanlar” başlıklı bölümünde soykırım nedeniyle yaşanan kimi acıları içeren kısa öykü ve anlatımları da içermekte.
Kendimizi anlatacağız
Avrupa ülkelerinde kitabın tanıtımı için düzenlenen etkinliklere katılan yazar Çilingir ile Stuttgart’ta karşılaştık. Kitabına gösterilen ilgiden memnun olduğunu belirten Çilingir, “Kitap Türkçe olduğu için o süreci diğer kesimlere anlatmakta eksik kalıyorduk. Onun için Yunanca çevirisini yaptık. Almanca ve İngilizce çeviriyi kısa sürede yaptırıp, bu dillerde de kitabın içeriğine dair programlar düzenleyeceğiz” dedi.
“Şimdiye kadar hep birileri bizi anlatmaya çalıştı. Bu vesileyle artık Pontos Rumları olarak biz kendimiz, kendimizi anlatacağız” diyen Çilingir son olarak şunları belirtiyor: “En önemlisi kendisine yabancılaştırılmış Pontos Rumlarının kendi geçmişini, tarihini öğrenmesi, onunla yüzleşmesidir.”
Hristiyanları yok etme projesi
* 1894 yılında Abdülhamit’in Ermenilere yönelik katliamla başlayıp, 1915’te İttihat ve Terakki tarafından 1,5 milyon Ermeni ve 300 bine yakın Süryani’nin hayatına mal olan soykırımın son etabı Pontos Rumlarıyla birlikte tamamlanmıştır.
* 1914-1921 yılları arasında Amasya, Samsun, Giresun’da 134 bin 78, Niksar’da 27 bin 216, Trabzon’da 38 bin 434, Tokat’ta 64 bin 582, Maçka’da 17 bin 479, Şebinkarahisar’da 21 bin 448 olmak üzere 1921-24 yılları arasında 353 bin Pontoslu Rum soykırımına uğratılmıştır.
* Pontos katliamı bizzat Mustafa Kemal’in talimatıyla yapıldı. Topal Osman, İpsiz Recep gibi yerel çeteciler Mustafa Kemal tarafından görevlendirilerek, Pontos Rumlarını tek bir köy kalmayacak biçimde toptan imhaya girişti; Yunanistan’ın da desteğiyle katliam örtbas edildi.
O çocukları kontrgerilla yaptılar
“Amele taburlarında kırıldılar, ölüm yürüyüşlerinde öldürüldüler, kiliselerde yakıldılar, dağlarda kurşunlandılar, derelere atıldılar. Aileler parçalandı. İnsanlar öldü, binlercesinin bir mezarı bile olmadı. Kalanlar ise Müslüman ve Türk olmayı kabul edip hayatlarına devam etti. Bugün hala Karadeniz’de Müslümanlaştırılmış Rumlar yaşıyor. Kimi hala anadili gibi Rumcayı konuşuyor, kimi Türkçe konuşarak hayatlarına devam ediyor. Bugün ‘Temel fıkraları’na konu edilerek aptal yerine konan, aşağılanan, şivesiyle, burnuyla alay edilen, özellikle Trabzon çevresinde hâlâ Rumca konuşanlara ‘bu dili nerden öğrendiniz’ soruları sorulan bu insanlara, hala kendilerine güvenilmediği hatırlatılarak ötekileştirilmeye devam etmektedir. İşte bu nedenle adeta bir toplumsal reflekse dönüşen ‘en iyi Türk biziz’, ‘en iyi Müslüman biziz’ diyerek, kendilerini egemenlere kabul ettirmek içim yaşam mücadelesini sürdürmektedirler yüz yıldır. Bu yüzden kontrgerilla ve Milliyetçi-Müslüman Türk çeteleri Karadeniz’de çocuklardan katiller yaratma becerisine sahip olabilmiştir.”
Tamer Çilingir