Almanya Gündemi

Federal Hükümet, 4. Yoksulluk ve Zenginlik Raporu’nun taslağını muhatap kurumlara göndermiş. Dört yılda bir hazırlanan rapor, daha onaylanmadığından henüz açıklanmadı. Ancak şimdiden bazı rakamlar Süddeutsche Zeitung yoluyla basına yansıdı. Raporun temel tespiti şöyle: Zenginler giderek daha fazla zenginleşirken, devletin geliri düşüyor.
Zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun dünya çapında giderek açıldığını biliyorduk zaten. Zengin, sermayesine sermaye katarken, yoksul gittikçe daha da yoksullaşıyor. Ama rakamlarla birlikte bu gerçeği değerlendirdiğimizde, daha çarpıcı bir tablo ile karşılaşıyoruz.
Hükümetin hazırlattığı rapora göre Almanya’da yaşayan nüfusun yüzde 10’u, net servetin yüzde 53’üne sahip. Yani sermayenin yarısından fazlası, toplumun yüzde 10’unun elinde. Geri kalan yüzde 47’nin dağılımının nasıl olduğunu bilmiyoruz ancak rapordaki verilere göre nüfusun alt yarısı, net servetin sadece yüzde 1’ine sahip. Bu şu demektir: Nüfusun bir yarısı, devletle birlikte net gelirin yüzde 99’unu paylaşırken, diğer yarısı yüzde 1’lik servet payını kendi arasında paylaşıyor.
Ayrıca rapordan öğreniyoruz ki 1992-2012 yılları arasındaki süreçte Alman devletinin net servetinde 800 milyar Euroluk düşüş kaydedilirken, hanelere düşen pay aynı 20 yıllık süre içinde 4.6 trilyondan yaklaşık 10 trilyon Euroya yükselmiş. Sadece (hala devam eden) mali krizin yaşandığı 2007-2012 yılları arasında özel hanelerin serveti 1.4 trilyon Euro artmış.
Rapordan bir bilgi daha aktaralım: Yüksek gelirlilerin maaşı son 20 yılda giderek yükselirken, tam gün çalışanların yüzde 40’ının gelirinde düşüş kaydedilmiş.
Yukarıdaki rakamlar, gelir dağılımındaki eşitsizliği çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Nüfusun bir yarısı her şeye, diğer yarısı hiçbir şeye sahip iken, mali krizin faturası en yoksul olanlara çıkarılıyor. Büyük şirketlerin başındaki menajerlere, yönetim kurulu başkanlarına, CEO’lara vs. dudak uçuklatan maaşlar ödenebilirken, sözde tasarruf amacıyla yüzlerce, binlerce işçi kapı dışarı ediliyor. Neoliberal kapitalizmin sık sık başvurduğu bu yöntemle şu sıralar da çok karşılaşıyoruz. Mesela, yönetim kurulu başkanına 2011 yılında 9.8 milyon Euro ödeyen Siemens, geçen ay çıkan bir habere göre 10 bini aşkın kişiyi işten çıkarmayı planlıyor. Haziran ayında, 1300 işçinin işine son verileceğini açıklayan Deutsche Telekom’un başkanının geçen yıl kazandığı ‘maaş’ 4 milyon Euro. Başındaki kişinin 2011’de 8.4 milyon Euro kazandığı enerji devi RWE de en az 2 bin kişiyi işsiz bırakacak.
Peki yüzde 1’e sahip olan yüzde 50, daha ne kadar çoğalacak? Bu soruyu kendimize sormamız gerekmiyor mu?
* * *
„Umfairteilen - Reichtum besteuern“ adlı ittifak grubu, 29 Eylül’de Almanya çapında yüksek gelirlilerden servet vergisinin alınması ve gelir dağılımının eşitlendirilmesi amacıyla eylemler gerçekleştirecek. 40’ı aşkın grubun oluşturduğu ittifak, başkent Berlin’de merkezi yürüyüş de düzenliyor. Çağrıcılar, zenginlerin daha zenginleştiği bir dönemde borçlanan devletin kamu bütçesini düşürmesinin kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Daha geniş bilgiler www.umfairteilen.de adresinden edinilebilir.