Büyük bir katliamın gerçekleştiği Maraş’ta otobüsle yüzlerce kişiyi kurtaran Ahmet Renklitepe’nin hikayesini kardeşi Ali’den dinliyoruz.

FİRAZ BARAN  /   KEHL

Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’te yaşanan Alevi katliamı aradan yıllar geçmesine rağmen halen hafızalardaki yerini koruyor. Yüzlerce insanın katledildiği, binlerce insanın göçe zorlandığı katliamda, birçok insanın hayatını kurtaran kişilerden biri de Ahmet Renklitepe. Otobüslerle insanları katliamdan kaçırıp, kendi köyüne götüren Renklitepe’nin hikayesini Almanya’da yaşayan kardeşi Ali’den dinliyoruz.

Maraş Katliamı’nın canlı tanıklarından olan Ali, abisi Ahmet’i ve ateşin içinden insanları nasıl kurtardığını anlattı.

Nerelisiniz ve ailenizi tanıyabilir miyiz?

Maraş yakınlarındaki Çigîl köyündeniz. Köyümüz Kürt ve Alevi’dir. Biz 9 kardeşiz. Büyükten küçüğe: Zeynep, Gülizar, Fatma, Canê, Ahmet, Aşê, Mamo, Îso ve Ali. Zeynep ablam, Ahmet abim ve Gülizar ablam Hakka gitti.

Ahmet Renklitepe ne zaman doğuyor? Maraş’ta ne iş yapıyordu?

Ahmet abim 1960 doğumluydu. Köyde doğdu ve ilkokulu okudu. 12-13 yaşında araba sürmeye başladı. Arabalara karşı büyük bir sevgisi vardı. 1974’te babam köydeki evi sattı. Maraş’ta bir ev aldı ve oraya yerleştik. Ahmet abim 1978 katliamı döneminde Maraş-Antep arası çalışan bir otobüste muavinlik yapıyordu. Otobüs YSE (Yol, Su, Elektrik kurumu) parklarında duruyordu. Anahtar abimdeydi. O sabahları gidiyor, otobüsü temizliyor ve çalıştırıyordu. Zamanı gelince de otobüs yolcuları alıp Antep’e gidiyordu.

   

Katliam nasıl başladı?

Katliamdan iki gün önce kapılarda çarpı işareti gördük. ”Herhalde bu evlere çöp kutuları verilecek” diye düşündük. 23 Aralık günü olaylar büyüdü. Babam, ”Bir bakayım, ne yapacaksak yapalım” dedi. Evden çıktı, bir süre sonra koşa koşa geldi. ”Bütün Alevileri katlediyorlar. Herkes YSE’ye toplanıyor. Oraya gidelim” dedi. Gittiğimizde millet YSE parkına toplanıyordu. YSE Müdürü Fevzi Onaç, Ahmet abime dönerek, ”Otobüsü al, milleti götür. Götürebildiğin kadar insanı götür” dedi. Fevzi Onaç, YSE parkının kapısını açtı. Gece olmuştu. Abim yanımıza geldi. Otobüsle kaçmayı önerdi. Çok kişi karşı çıktı, ”Çakallar köyünde yolu kapatmışlar, gitmeyin” dediler.

Siz ne yaptınız?

Bizim aile ve akrabalarımız dışında kimse otobüse binmedi. Otobüs de abimin çalıştığı otobüs. YSE’ye ait değildi. Sadece geceleri YSE parkını kullanıyordu. İki dayım ve ailesi, bir teyzem ve ailesi, bir de biz ailece otobüse bindik. 30 kişi civarındaydık. Abim normal yoldan, yani Maraş-Antep yolundan gidiyordu. Çakallar köyünün yoluna yaklaştığımızda baktık köy yolundan bir araba ana yola doğru geliyor. Biz sandık ki bizi vurmaya geliyorlar. Abim de hızlandı ve o araba yola ulaşmadan köy yolunu geçti. Baktık bizi takip ediyor. Otobüs bizim köyün yoluna girdi. Biz köye ulaştık, baktık o taksi de geldi. Meğer o da katliamdan kaçıyormuş.

Ahmet abinin yüzlerce insanı kurtardığı söyleniyor. O nasıl oldu?

Biz köye ulaştıktan sonra abim ”Tekrar gideceğim. İnsanları getireceğim” dedi. Annem ayaklarına kapandı, ”Gitme” dedi. Ahmet, ”Hayır, gitmeliyim. Ne olursa olsun gideceğim. İnsanlar orada” dedi. Sonra bizim köylü iki kişi de (kim olduklarını hatırlamıyorum) av tüfeklerini alıp otobüse bindiler.

Gittiler ve dolu geldiler. Böyle sabaha kadar beş sefer yaptılar. Her seferinde de otobüs doluydu. Otobüse saldırı olmuştu ve camları kırılmıştı. Ama her seferinde de insanlar sağ salim bir şekilde köye ulaştı.

Bizim köylüler aileleri evlerine götürdü. Gelen insanlar genelde Pazarcık ve Elbistanlıydı. Ertesi gün ailelerin çoğu kendi köylerine gitti.

Siz hangi mahallede kalıyordunuz? O mahallede kaç aile zarar gördü?

Biz Karamaraş Mahallesi’nde kalıyorduk. Katliam öncesi 100-150 aile vardı. Yanan veya zarar gören evler çok oldu. Biz mesela ikinci katın duvarını örüyorduk. Katliam sonrası gittiğimizde duvarlar yerdeydi. Karamaraş’ın resmi adı Namık Kemal Mahallesi’ydi. Katliamdan sonra Yavuz Selim Mahallesi yaptılar. Şu an halen öyle. Eskiden beri biz oraya Karamaraş diyoruz. Ama nedenini bilmiyorum.

Abinin kurtardığı insanlarla karşılaşıyor musun?

Evet. Abimin kurtardığı insanlarla çok karşılaştım. En etkilendiğim anılarımdan birisi Ayşe Traş ile olandır. Birlikte Yol TV’de canlı yayına katıldık. Ayşe Traş anlatırken yanında oturuyordum. ”Bizi bir genç kurtardı. Çigîl köyünden olduğunu söylediler. Ama kim olduğunu öğrenemedim” dedi. Konuşma sırası bana gelince, ”Abimdi” deyince Ayşe bana sarıldı ve ağladı. Ayşe’nin de kardeşini vahşi bir şekilde katlettiler.

Abim katliam gününü hiç anlatmıyordu. Konuşmak istemiyordu. Ben ondan küçüktüm ve ilişkimiz resmiydi. O nedenle ”Niye anlatmıyorsun” demedim.

Ahmet Renklitepe katliam sonrası nerede yaşadı?

Katliamdan sonra biz tekrar köye yerleştik. Ahmet abim köyde tarla sürüyordu. 2 sene de Maraş’ta Musa dayımın araba galerisinde çalıştı. O arada teyzemin kızıyla evlendi. İki oğlu oldu, Ümit ve Taylan.

Sonra eşi ve çocuklarıyla beraber 1987-88’de Almanya’ya geldi. Hamburg’un bir köyüne yerleşti. Rudolf Behr isimli bir Alman Eisbergsalat ekiyordu. Onun tarlalarında çalıştı. Rudolf Behr o zaman sadece Hamburg’ta ekiyordu. Sonra firmasını büyüttü ve dünyanın bir çok yerinde halen o işi yapıyor. Abimle beraber çalışıyorduk. Öğlenleri mola veriyorduk. Bir öğlen molasında abim, ”Gidip Ümit’i göreyim” dedi (büyük oğlu). Arabasına biniyor, 100 metre gidiyor ve virajda ağaca çarpıyor. Abimi bu şekilde kaybettik. Polisler, ”Aşırı hızlı gidip virajı alamadığını” söyledi. Abimi köye götürdük. Köyde toprağa sırlandı.

Abim çok insancıldı. Akrabalarına bağlıydı. Müziğe çok merakı vardı ama başlamadı. Heyecanı çok seviyordu. Yarına yatırım değil de, bugünü yaşamayı severdi. Kürtçe konuşmayı sever, Aleviliğe de duyarlıydı.