Kürdün yüzü hiç gülmesin. Yüreğindeki ağrı hiç dinmesin. Eğik boynunun üzerindeki baş hep yere baksın. Yere eğik baştan dünyaya bakan gözlerden hüzün ve keder hiç eksik olmasın. Çocuklarının baldırı hep çıplak, gözü yaşlı, burnu sümüklü olsun. Sofrasının kepçesi dolu, boğazından geçen lokması asla bol olmasın. Ama muktedirin ona sunduğu bir lokma bir hırkaya, alıp verdiği nefese müteşekir olsun. Devletin çizdiği sınırlar içerisinde mütedeyin, çektiği yokluklar, sıkıntılar, eziyetler karşısında mütevekil olsun. Rençber olsun, ırgat olsun, amele olsun, temizlikçi olsun, gündelikçi olsun. İcab ettiğinde ölü olsun. En iyi Kürt ölü Kürtür olsun ama o zaman onca işi kim görsün. Tarladan pamuğu, ağaçtan fındığı, sokaktan çöpü kim kaldırsın. Ucuza mal edilecek inşaatlarınızdan kim düşüp düşüp ölsün. Ölüsüne gık demeden kim gelip ölenin yerini doldursun. 

Beyaz Türk faşizminin ve onun son on iki yıllık İslam soslu versiyonunun Kürtler için reva gördüğü dünya, Kürtleri, Kürt olarak görmeye dayanabileceği tek ahval yukarıdaki ahvaldir. Bu ahvalin dışına çıkmak isteyen Kürdün ise bunun için bir tek şansı vardır, Türkleşmek. Ama Kürtler son kırk yılda büyük bir emekle ödedikleri büyük bedellerle, verdikleri büyük mücadelelerle bu onursuzlaştırılmış, köleleştirilmiş, kimliksiz ve kişiliksizleştirilmiş sömürge kürdünü yerle bir ettiler. Fakat "beyaz Türk faşizminin" ve onun islam soslu yahut diğer soslara bulanmış tüm versiyonları hala bu özgür Kürde alışabilmesi, kabullenmesi, hazmetmesi mümkün olamamamıştır. Özellikle 12 Eylül askeri darbesi ile başlayan Türkiye'nin son otuzbeş yılına damgasını vuran tüm zulüm ve sömürü iktidarlarınu darbeleyen, güçten düşüren ve en son temsilcisini iktidardan düşüren, halklara nefes aldıran Kürt özgürlük mücadelesinin gerçek gücünü görmek istemeyen, silahlı güce dayanılarak elde edilmiş bir başarı olarak görüp küçümseyen yaklaşım hala en bariz şekilde en entelletüelinden en bağnazına kadar ülke insanının pek çoğunun kafasındaki resimdir. 

Ama takke düşmüş, kel görünmüştür. Eğer askeri güç esas belirleyici olan olsaydı bugünkü iktidarın elindeki zor aygıtlarıyla yüz tane özgürlük mücadelesi tarumar edilirdi. Kürt Özgürlük Hareketinin, tüm özgürlük hareketlerinin tarihinden devraldığı miras ve yarattığı entelektüel dinamizim tüm iktidarları sarsacak, insanlığın kurtuluş umudunun nerede olduğunu işaret edecek boyuta gelmiştir. 

Muktedirlerin hazmedemediği büyük seçim zaferine bu kadar yönelmeleri, Kürt halkının dişiyle, tırnağıyla, canıyla kanıyla yarattığı zaferin sevincini yaşayamaması için devreye koydukları kanlı katliamcı plan Kürtlerin yüzünden gülüşünü silemeyecek, boynunu bükemeyecek, başını önüne eğdiremeyecek, yüreğinin derinlerine korkunun saltanatını kuramayacak. Dün hastanede ilk defa Lisa'yı görebildim. Bizi karşılayan yüzündeki kocaman gülüş, bombanın bedeninde kopardığı ayaklarının yerine çoktan geçmişti bile.

Yeniden hizbul kontranın arkadan kalleşçe kafaya kurşun sıkan silahını devreye sokarak, miting için meydana toplanmış, kadın, çocuk, genç, yaşlı yüzbinlerce insanın ortasına bomba koyup patlatan daiş bombacısından medet umarak kürtleri sindiremezsiniz. Bizim gücümüz halkların kardeşliğinden gelir, bizim gücümüz büyük insanlık değerlerine olan inancımızdan gelir, bizim gücümüz özgürlüğe olan büyük tutkumuzdan gelir, bizim gücümüz bir özgürlük paradigması olarak kurumsallaşan önderliğimizden gelir. Bizi yenemezsiniz, yüreğimizden umudumuzu, yüzümüzden gülüşümüzü silemezsiniz.