Hande Fırat kimdir?
Ben bilemem. Bildiğim, 15 Temmuz “darbe vodvilinin” baş oyuncularından biri.
“Devrilmek üzere olan” Cumhurbaşkanının “ayağa kalk ey ehl-i vatan” konuşmasını, darbeciler CNN’i ve öteki TV’leri susturmayı unuttuğu için, güya çok zorlu çabalarla yayınlamıştı.
Darbenin “kahramanı” oldu.
Şimdi Hürriyet’te “Karargah Rahatsız” manşetinin “kahramanı”. Saray propagandasına göre, bu defa Hande Fırat “darbeyi bastıran” değil de, “darbeyi kışkırtan” rolünde. “Sahne ışıkları” yine üstünde.
Nasıl oluyor bu iş?
Hem Erdoğan’a karşı darbeyi “bastırma” rolünde, hem de Erdoğan’a karşı darbeyi “kışkırtma” rolünde.
İşin içinde iş olduğunu gösteren en büyük olgu budur. Yoksa bu da 15 Temmuz gibi, 20 Temmuz’a yol açan bir provokasyon mu?
Baksanıza, Hande Fırat haberi yapıyor, ardından Cem Küçükler harekete geçiyor, “TSK’da daha binlerce Talat Aydemir var, bunların hepsi tutuklanacak” deyiveriyor.
Şimd soralım:
Hürriyet’in manşeti, AKP ve Saray’a göre, “darbecilerin hükümete ayar verme” amacı taşıyormuş.
Yediği “ayarlarla” Atilla İlhan’ın ağzından söyleyecek olursak, “Fena halde Leman” haline gelmiş olan ordu, “gazete manşetiyle” AKP’ye ayar vermeyi düşünebilir mi? Gazete manşetiyle ayar verebilmek için, o ayara uyulmazsa “darbe yapabilecek” imkana, pozisyona ve kuvvete sahip olmak gerekir. “Ordu Gücü” varsa “manşet” hükümete ayar verir. Yoksa vermez.
O halde, bu manşetin amacı Hükümete ya da Saray’a ayar vermek olamaz. Zaten bu sayılanlar “ayarlanmış” değil. Hürriyet’e dava açıyorlar, şunu bunu tutuklamaktan söz ediyorlar, hatta “kayyım” diyerek Hürriyet’ sahibi Doğan’a “ayar” veriyorlar.
O halde neyin nesidir bu manşet?
Hiç bir şeyin hiç hiç bir şeyidir.
Esas olarak, Savunma Bakanı’nın yaptığı bir provokasyonun sonucudur. Laik bir ülkede ordunun “başına çorap örer” gibi, “kadın subayları tesettüre” çağırmanın başka bir anlamı olmaz. Hele şu zavallı “Kemalist” ordunun GATA’sına “Sultan Abdülhamid” dedikten, paşaların karargahlarını şehirlerden kovaladıktan, Genelkurmay’ın elinden okullarını, jandarmasını, sahil muhafazasını filan alıp, bir de onların “emir komuta zincirinin” boyunlarına doladıktan sonra, bir de yeni “anayasada” Erdoğan’ı “seferde ve hazerde” başkomutan ilan etmeye kalkıştıktan sonra, bu “tesettür” işi can alıcı bir “kışkırtma”dan başka bir şey değildir.
Nasıl 15 Temmuz darbesini bilinçli bir şekilde kışkırttı iseler, nasıl darbe teşebbüsünden önce, “darbecileri izliyoruz, tutuklayacağız” diyerek, “Sarayıma da sızdılar” sözüyle, zavallı yaverleri “ya şimdi darbe yapın ya da hapı yuttunuz” korkutmacasıyla darbeye “mecbur” etti iseler, şimdi de bu “tesettür” provokasyonuyla, aynı numarayı yaptılar.
Birinci provokasyonun sonucu “15 Temmuz” oldu ise bunun sonucu da işte bu “manşet” oldu.
15 Temmuz’dan sonra malum 20 Temmuz OHAL-KHK darbesi gerçekleşti. “Manşetten sonra” ne olacak? “Bize darbe yapacaklar, pompalı tüfeklerinizi hazır edin” yaygaralarıyla referandumdan “evet” çıkartıp, 20 Temmuz Erdoğancı darbeye “anayasal kılıf” giydirmeye çalışacaklar. Kadın subayların başına “türban”, Akar’ın kafasına “takke” filan derken muhtemelen “ikinci dalga” ordu içi tasfiye de başlayacak.
Ön hazırlık nasıl yapıldı?
Önce Dünür konuştu. Bilmem ne örgütü kurmuş. Her mahallede darbeye karşı telsizli, insansız hava araçlı, düdüklü, megafonlu, sirenli ve silahlı bir örgüt. Melih Gökçek denen provokatör de “herkes çoluğuna çocuğuna kendine pompalı tüfek aldı, darbe olursa kanla bastırılır” deyiverdi. “İç savaşa hazır olun” çağrıları cabası...
Ve işte birden bire bir “manşet” ve yeniden “darbe heyülası Türkiye’nin üstünde dolanmaya başladı.”
Demek ki, kadın subaylara “türban” kararının, “karargaha” söylenmeden, onunla istişare gereği bile duyulmadan alınması, “karargahı rahatsız” etme amacı taşıyor. Darbeden paçasını zor kurtaran komutan kimbilir ne gibi ağır laflara muhatap oluyor. Sonunda “benim haberim yoktu” diyerek işin içinden çıkayım derken, yeni bir işin ta göbeğine düşüyor.
Bu kadar sıkıştıktan sonra, gerisi kolay... Rahatsızlığın “dışa vurulması” Hande Fırat eliyle sağlanıyor.
Özetle...
Bu defa her şey açık: Saray “hayır” çıkacağını anladı. Yeni bir “15 Temmuz” numarasıyla, “hayıra” karşı yeni bir “20 Temmuz darbesine” hazırlanıyor.