Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin ”Caramel”  ve ”Where Do We Go Now?” isimli filmlerinden sonra çektiği üçüncü filmi “Kefernahum”. Dünya prömiyerini geçtiğimiz Mayıs ayında 71. Cannes Film Festivali’nde yapan film, festivalde Altın Palmiye için yarışan film, Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştı. “Kefernahum”, aynı zamanda festivalde Ekümenik Jüri Ödülü’ne de layık görülmüştü.

Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre’ye de aday gösterilen yapım, şu ana kadar farklı mecralarda toplam 21 ödül kazandı.

Nadine Labaki’nin “Kefernahum” filmi, ismini günümüzde kaos ve karmaşa ile özdeşleştirdiğimiz Celile Denizi kıyısındaki antik bir kentten alır.

Labaki’nin anlattığı bu hikaye ise Lübnan’da geçer, ancak film her karesiyle atıfta bulunduğu karmaşa ve kaosu izleyiciye aksettirir.

Fim, açılışını birini bıçakladığı için beş yıl hapis cezasına mahkum edilen Zain adlı 12 yaşındaki bir çocuğun ailesini dava etmesiyle başlar. Zain’in talebi, ‘payına şiddetin düştüğü’ hayata getirdiği için ailesine hesap sormaktır. Bu sahnenin hemen ardından Zain’i Lübnan sokaklarında görür, onu bugüne getiren hikayenin başlangıcına gideriz.

Ailesine ve sokağa hakim şiddetten uzak durma gayesindeki Zain’in hikayesini anlatırken Labaki ince bir çizgide yürür. Yönetmen Labaki yoksulluğun ve yurtsuzluğun portresini olabildiğince gerçekçi bir şekilde yaklaşarak anlatır.

Film boyunca Zain adındaki mücadeleyi bırakmayan, bağımsız, dur durak bilmeyen ve her yeni güne kaldığı yerden devam edebilen bir çocuğun gözünden görürüz dünyayı.

 

KÜLTÜR SERVİSİ