Ancak her dönemde, bu evrensel ruhla çelişki içinde olan, eskide ısrar eden, dogmatik, tutucu, gerici duruşlar olmuştur. Eskide ısrar eden ve yeni evrensel durumu anlamak istemeyen anlayışlar, bir atalet hali içinde, konformizme çakılı kalırlar. İnsanlık tarihi boyunca, özellikle toplumsal sistemlerin değişip dönüştüğü kaos aralıklarında, zamanın ruhunu kavramış devrimci kişiliklerle, konformizmi tercih eden orta sınıf arasında bir savaşın hali hep yaşanmıştır.
Bugün, Kürt halkının neredeyse bir asırdır esir statüsünde yaşamını sürdürdüğü toplumsal-siyasal sistemler çatırdayarak, aşılma noktasına gelmişlerdir. Kapitalist modernite paradigması ekseninde oluşan bu faşist sistemler, zamanın ruhuna yenik düşerek tasfiyenin eşiğinde bulunuyorlar. Sayın Öcalan, özellikle Bakûr parçasında mevcut sistemin miadını doldurduğunu ve dolayısıyla da yeni sistemin inşa edilmesi gerektiğini 2005 yılında ilan etmiştir. Bu yeni sistem, birçok alanda önemli gelişmeler kat etmişse de henüz tüm boyutlarıyla inşa edilememiştir. Henüz tüm boyutlarıyla inşa edilmemiş olmasını salt engelleyici dışsal unsurlarla izah edemeyiz. Dış faktörlerin yanı sıra, orta sınıf hastalığının konformist etkilerinin de yeni sistemin inşasında engelleyici roller oynadığını belirtmek gerekiyor.
Orta sınıf kaygılarının yokladığı Rojava parçasında, devrim zeminini bulduğu anda gerçekleşme imkânını da oluşturdu. Rojava süreci özellikle Bakur’da yürütülen özgürlük mücadelesine birçok açıdan ilham kaynağı olmakta. Rojava, devrimin hangi koşullarda gelişebileceğini iyi öğretmekte. Rojava devrimindeki en ayırt edici özellik, devrim sürecinde rol oynayan öznelerin eski sistemden bir beklentilerinin olmayışı, eski sistem ile aralarında bir denge unsurunun ortadan kalkmış olmasıdır. Rojava’da, devrimci süreci tökezletecek, aşındırtacak, muğlaklaştıracak bir orta sınıfın olmayışı, devrimin en büyük avantajı olmuştur.
Bakûrê Kurdistan'da ise saflar, Rojava’daki gibi keskin bir şekilde ayrışmamıştır. Eski sistemin yıkılması halinde kendini büyük bir boşlukta hissedecek, yaşam alışkanlıklarının alt üst olacağını bilen, düzen içileşmiş orta sınıf tabakası, Bakûr'daki devrimci sürecin tökezlemesine sebep olmakta ve yeni sistemin inşa edilmesini sabote etmektedir. Yeni sistemin inşası için en temel koşul, eski sistemin kuramlarını, araçlarını, tarzını yaşam alışkanlıklarını köklü bir şekilde reddedilmesidir. Sistemi salt eleştirerek, ona muhalif olarak onu aşamayız. Onu külliyen reddetmeliyiz.
İktidarın sunduğu tekil olanaklar, fırsatlar orta sınıfın zincirleridir. Bu zincirleri kopartma gücü olmadığı için, kopartma iddiasında değildirler. Onlar, en fazla boynunu sıkan zincirlerin biraz daha gevşetilmesini dönem dönem talep ederler. Böylesi bir durumda olan kişilerin, devrimci süreçte, özne rolü oynamalarını beklemek, kendini kandırmak olur.
Rojava Devrimi ve Sayın Öcalan’ın sekiz boyutta ilan ettiği yeni-alternatif sistem içinde bulunduğumuz zamanın ruhudur. Zamanın ruhu, evrensel bir hakikattir. Maddi ve manevi gereksinimlerin bir sonucudur. KCK sistemini ve Sayın Öcalan’ın fikirlerini 'evrensel geist’in yapısallaşması olarak da okuyabiliriz. 'Evrensel geist’in yapısallaşmaya başladığı bir çağda, ona karşı direnç göstermek, akıntıya karşı kürek çekmek gibidir. Hiçbir kaygı taşımadan, bireyci sistemin inşasını gerçekleştirmeliyiz. Yeni sistemi inşa etmeye çalışırken, halen eski sistemin siyasal literatüründe kalmak, oportünist bir yaklaşım olur.
Trabzon F Tipi Cezaevi