Zana, „Batı dünyası Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı Ortadoğu’ya örnek gösterdikçe, kendisi Kürtlere karşı uyguladığı şiddet politikasının dozunu da arttırıyor. Endişem odur ki, Ortadoğu dikta rejimleri yıkılırken, modern görünen bir başka diktatörlükle karşı karşıya kalabiliriz“ dedi.
Mezopotamya topraklarında pek çok farklı kültür, inanç ve halkların tarih boyunca bir arada yaşadığını hatırlatmakla mektubuna başlayan Zana, „O halkların en kadim ve en eskilerinden olan Kürtler tüm bu kültürel, etnik ve inançsal çeşitliliklere ev sahipliği yapmış ve hiçbir zaman kendisine benzemeyenlere salt başka bir dil konuştuğu veya başka bir etnik kimliğe mensup olduğu için zulüm etmemiştir“ diyerek tarihin her döneminde haksızlığa uğramasına rağmen Kürt halkının sabrını ve olgunluğunu koruyarak mazlum bir halk olduğunu gösterdiğini ve kanıtladığını kaydetti.

Sessizliğe dikkat çekti
Dünya çok hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığını, Ortadoğu’nun yeni gelişmelere sahne olduğunu ifade eden Zana, „Tarihin hakkaniyetinden yoksun kalmış halkımız, halen, nefes nefese ve ölüm pahasına bir ‘varlık’ mücadelesi sürdürmektedir. Türkiye, İran, Suriye ve kısmi olarak sorun çözülmüş görünse de Irak Kürtlerinin bir siyasi statüye kavuşmaması için tarihsel ittifaklarını halen sürdürüyor oldukları aşikardır. Kürtler ve siyasi statüleri söz konusu olduğunda yaşanan hak ve sınır ihlallerine; kadın, erkek, çocuk veya yaşlı gözetmeden bombalanan evlere, köylere; sınır ötesi operasyonlara, hava harekâtlarına rağmen dünya kamuoyunun sessizliğini koruması ve bu insanlık dışı uygulamalara, sessiz kalınarak adeta gözyumuluyor olması, halkımız tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılanmaktadır. Aynı zamanda anlaşılması zor bir durum olarak nitelendirilmektedir“ dedi.

Erdoğan örnek gösterildikçe...

En son Kandil bölgesine yapılan hava saldırılarında sivil bir ailenin imha edildiğini ama Ortadoğu’da ‘model ülke’ olmaya çalışan, AB üyesi olmak için müzakereler yürüten bir Türkiye’de bizzat Başbakan Yardımcısı tarafından savunulduğunu anımsatan Zana, „ şöyle devam etti: „Üzülerek ifade etmek isterim ki, Batı dünyası Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı Ortadoğu’ya örnek gösterdikçe, kendisi Kürtlere karşı uyguladığı şiddet politikasının dozunu da arttırıyor. Endişem odur ki, Ortadoğu dikta rejimleri yıkılırken, modern görünen bir başka diktatörlükle karşı karşıya kalabiliriz. Bütün bir toplumu kendisi gibi düşünmeyene zorlayan, olaylar karşısında benzer tutum almayanlara karşı takınılan tavır bunun somut göstergesidir.“


Devlet şiddetten vazgeçmiyor
Kürtlere karşı başlatılan askeri, siyasi, diplomatik ve en önemlisi sınır tanımayan saldırıların dünya kamuoyunun gözleri önünde cerayen ettiğini belirten Zana, „Batı dünyasının binlerce yılın tecrübesi ve acı deneyimleriyle yarattığı evrensel değerlerin kanımca içi hiç bu kadar boşaltılmamıştır. Mazlum bir halkın geleceği olan evlatlarına yönelik imhanın çözümsüzlüğü ne kadar derinleştireceğini şimdiden görmek mümkün. Kürt tarafı olarak bütün çabalar bu sorunun demokratik ve siyasal çözümünü bulmak içindir. Sayın Öcalan 1993’ten bu yana defalarca silahları susturmuş ve Kürt halkının haklarının demokratik yol, yöntem ve zeminde verilmesi için fırsatlar yaratmıştır. Sorunun bu yönlü çözülebilmesi için kendi kamuoyunu da buna ikna etmiştir. Devlet bütün süreçlerde negatif bir tutum sergileyerek süreçleri boşa çıkartmış, yaratılan fırsatları görmezden gelmiştir. Sorunu tanımlamama konusunda olağanüstü bir direnç göstererek her defasında şiddeti Kürt meselesinin çözümünde yegâne yöntem olarak görmüş ve de uygulamıştır“ dedi.

Etnik savaş uyarısı
Zana, mektubunun sonunda şunları kaydetti: „Sayın Başkan, bütün dünya insanlığının tanıklığında iki yüz yıllık çatışmalı coğrafya artık sükûnet beklentisi içerisindedir. Kürdistan coğrafyası ikinci bir Filistin olmamalı. Sri Lanka benzetmesi akla bile getirilmemeli. Aksi toplumsal karmaşa ve halklar arası etnik bir savaşa dönüşür. Bu da dünya barışını ve insanlığı daha çok felakete sürükler. Beklentim ve dileğim hem vicdanınızın hem de bulunduğunuz mevkiinin gereklerini yerine getirmenizdir. Saygılarımla.“