1. BÖLÜM


Amerika’nın 1492’de Colombus tarafından keşfedilmesi ardından Avrupa’nın çeşitli sömürgeci güçleri teker teker Amerika’ya gelir. Her ne kadar tüm sömürgeciler tarihi kendileriyle başlatsalar da, sömürgeci keşifler öncesinde Amerika’da birçok gelişkin uygarlık mevcuttur. Bunların arasında Norte Chico, Cahokia, Zapotec, Toltec, Olmec, Maya, Aztec, Purepecha, Chimor, Mixtec, Moche, Peubloan, Teotihuacan ve Inca gibi uygarlıklar vardır. Sömürgeci güçler içinde özellikle İspanya, Amerika’nın büyük bir bölümünü sömürgeleştirdi; şu anki ABD’nin güneybatısı, Florida ve Karayipler’den Güney Amerika’nın en güneyine kadar yerleşti. Portekiz, neredeyse şu anki Brazilya’nın tümüne yerleşti. İngiltere ise ABD’nin doğu ve kuzey Pasifik kıyıları ile Kanada’nın neredeyse tümünde kolonilerini oluşturdu. Fransa ise Quebec ve Doğu Kanada’nın bazı yerlerine yerleşti. Hollanda, Karayip Adaları ve Güney Amerika’nın bazı yerlerine yerleşti. Bütün bu yerleşme ve sömürgeleştirmenin, yerli halklar için sadece fiziksel imhayı değil aynı zamanda kültürel, sosyal ve siyasal değişimleri ve bozulmayı da beraberinde getirdiği, artık bilinen bir gerçekliktir. 

Buna karşın Amerika kıtasının dört bir yanında alternatif hareketler hiçbir zaman eksik olmamış, sömürgeciliğin vahşet düzeyinde dayattığı fakirlik ve adaletsizliğe karşı her zaman direniş ve arayışlar olagelmiştir. Brezilya’daki Topraksızlar Hareketi, Zapatistalar ve benzeri küçük ya da büyük direnişler, hala geçmiş hafızayı canlı tutarak kapitalizmin dışında da yaşamın mümkün olabileceğini büyük bir direniş ve ısrarla göstermektedir. 

Kürtler ve Zapatistalar, uzun bir dönemden beri birbirlerinin mücadelesini uzaktan da olsa takip etmekte ve mümkün mertebe tecrübelerinden yine uzaktan da olsa faydalanma çabası içindedir. 2012’de Hamburg’da gerçekleşen “Kapitalizme Meydan Okumak Konferansı”na davet edilmişlerdir. Ardından 2015’te, yine Hamburg’da ikincisi gerçekleştirilen konferansa ise John Holloway davet edilmiş, birbirini anlama çabası derinleştirilmiştir. Bu ikinci konferans sonrasında Meksika’daki Puebla Özerk Üniversitesi’nde Sosyoloji bölümünde seminerler vermek ve  o tarihlerde Zapatistalar tarafından gerçekleştirilen “Kritik Düşünce Karşısında Kapitalist Hidra” başlıklı 6 günlük seminerde Sayın Öcalan’ın önerilerini ortaya koymak temelinde davet edildik. Oradan edindiğimiz izlenim, gözlem ve bilgileri burada aktarmaya çalışacağım.  


Kısa tarihçe

Resmi olarak Birleşik Meksika Devletleri olarak bilinen Meksika, Kuzey Amerika’da bulunan federal bir cumhuriyettir. Kuzey sınırında ABD, güney ve batı sınırlarında Pasifik Okyanusu ve güneydoğusunda Guatemala, Belieze ve Karayip Denizi ve doğusunda ise Meksika Körfezi bulunmaktadır. Yaklaşık iki milyon kilometre kare gibi bir yüzölçümüne sahiptir ve bu açıdan Amerika kıtasının beşinci büyük ülkesidir. 

Meksika, 31 eyaletten ve bunun yanında, hiçbir eyalete bağlı olmayan fakat hem en büyük şehir hem de başkent olan Meksika’dan oluşmaktadır. Azteklerin başkenti olan Tenochtitlan, isim değiştirerek İspanyolların başkenti Meksiko City oldu. 

Meksika, dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip olmakla birlikte tüm dünyada 10. büyük petrol üreten ülkedir. Gümüş üretiminde ise dünyada ilk sıradadır. Bölgesel güç olmanın yanı sıra orta ölçekte bir dünya gücü olarak da bilinmektedir. 

1519 yılından itibaren İspanyollar, yerli halkı sömürgeleştirdi; 3 asır boyunca Meksika, İspanyol İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Çok uzun bir mücadele ve savaş sonrasında (1810-1821) Meksika, bağımsızlığını 1821 yılında Córdoba Anlaşması sonucunda ilan etti. Kısa bir monarşi ardından (İlk Meksika İmparatorluğu, 1821-1823) Meksika Cumhuriyeti federal anayasa temelinde kuruldu. 

1820’lerin sonlarından 1850’li yılların başlarına kadar askeriyeden gelen Antonio Lopes de Santa Anna, cumhurbaşkanı oldu. 1846 yılında ABD’nin provokasyonu sonucu ortaya çıkan ve iki yıl süren Meksika-Amerikan savaşı ardından yapılan anlaşma sonucu Meksika, neredeyse topraklarının yarısını ABD’ye verir. Her ne kadar sorumluluğun çoğunluğu bu cumhurbaşkanına ait olsa da yeniden seçilir. 

Santa Anna, sonunda Meksikalı liberaller tarafından görevinden indirilir ve 1854 yılında liberal reform dönemi başlar. 1857 yılının anayasası, hukuka liberalizmi yerleştirir; özellikle kilise ve devletin ayrışması, kanun önünde eşitlik, katolik kilisesinin ve yerli halkların özel statülerinin de ortadan kalkmasına neden olur. Bu reformlar, iç savaşa neden olur; savaş anayasayı savunan liberaller ile ona karşı çıkan muhafazakarlar arasında geçer. Muhafazakarlar her ne kadar savaş alanında yenilseler de hala güçleri vardır ve kendilerini güçlendirmek için dış güçleri müdahaleye çağırmaktan çekinmezler.  

Fransa, Meksika’yı 1861 yılında işgal eder. Her ne kadar gerekçesini borçlarını almak olarak gösterse de, bunu aşarak monarşi isteyen Meksikalı muhafazakarların istemi üzerine I. Maximilian’a taç giydirir. Her ne kadar Abraham Lincoln liberalleri hep desteklese de ABD’deki iç savaş (1861-65) yüzünden bu dış müdahaleye karşı bir şey yapmaz. İç savaş sonrasında ABD, Maximilian’ın rejimine karşı Meksikalı liberalleri aktif bir biçimde destekler. Sonunda Fransa, desteğini Maximilian’dan çeker ve 1867 yılında monarşinin yıkılması sonrasında idam edilir. 

İkinci Meksika İmparatorluğu’nun son bulması ardından “restore edilmiş cumhuriyet” dönemi başlar. Benito Juarez geri getirilir fakat kalp krizi nedeniyle ölmesinden sonra Sebastian Lerdo de Tejada başa gelir. Fakat asker kökenli Porfirio Diaz onu devirerek yerine geçer. 1876’dan 1911’e kadar iktidarda kalır. Ülkeye sözde “düzen ve gelişimi” getirir. Bu dönem ise Meksika Devrimi ile son bulur.  

1910’daki hileli seçimler, 80 yaşındaki Diaz’ı hala iktidarda tutar. Bu, on yıl sürecek olan bir iç savaşı ortaya çıkarır. Savaş daha çok Meksika’nın kuzeyinde ve ortasında, özellikle de Morelos eyaletinde, gerilla köylülerinin, Emiliano Zapata’nın liderliğinde gelişir. Bu savaş, ulusun onda birinin hayatına mal olur ve birçok kuzeyli Meksikalı savaştan kaçmak için ABD’ye göç etmek zorunda kalır. Devrimin en önemli sonucu, büyük toprak sahipleri sistemini sonlandırmasıdır.

1917 anayasası, 27. maddesiyle devrimci bir toprak reformunu gerçekleştirir. Bunun yanı sıra 123. madde ile işçi sınıfının devrimdeki rolü tanınmış, böylece işçi sendikalarının hakları garanti altına alınmıştır. Anayasanın 3. maddesi ise Roman Katolik Kilisesi’nin gücünü kontrol altına alma amaçlı tedbirler içermektedir. 1928’de cumhurbaşkanının yapılan suikastte öldürülmesi üzerine 1929’da siyasi parti yapıları kurulmuştur. 

1929’da merkez sol partisi olarak doğan Kurumsal Devrimci Parti (PRI) ile tek partili bir döneme girilmiştir. Bu parti, devlet politikalarını kontrolü altına alır. 1930’larda petrol endüstrisi ulusallaştırılır. Meksika, II. Dünya Savaşı’ndan politik istikrar ve ekonomik büyüme ile çıkar. Burada ABD ile ekonomik yakınlaşmanın rolü büyüktür. ABD ile gerçekleşen ekonomik entegrasyon, 1994 NAFTA Anlaşması sonrası daha da gelişir. 70 yıl süren PRI iktidarı, 2000 yılında Vicente Fox’un seçilmesiyle sona erer. Çok şiddetli uyuşturucu savaşları sonrasında 2012 yılında PRI, kendini reformdan geçirdiği sözü ile tekrar iktidara gelir. 

NAFTA’nın uygulanmasına yönelik hazırlık için Meksika Devrimi’nin en zor kazanımlarından biri olan 1917 Meksika Anayasası, 1991 yılında değiştirilir ve bu değişiklikler 1992 yılında hayata geçirilir. Anayasanın 27. maddesi resmi olarak 70 yılı aşkındır uygulanan toprak dağıtımını sonlandırır ve devletin toprağı dağıtma sorumluluğuna noktayı koyar. Yanı sıra, dokunulmayan toprakları özelleştirmeye açar. Böylece birçok yerli toprak haklarını kaybeder ki birçoğu yaşamını böyle idame ettirmektedir. 


Zapatista Ulusal Kurtuluş Hareketi

EZLN (Zapatista Ulusal Kurtuluş Hareketi) ve Subcommander (Komutan Yardımcısı) Marcos, 1 Ocak 1994 tarihinde ilk defa dünyanın dikkatini üzerlerine çeker. O gün aynı zamanda NAFTA’nın (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) da yürürlüğe girdiği gündür. EZLN, sabahın ilk ışıklarında, belediye salonunun balkonundan hükümete karşı gerçekleştirilen isyanda Meksika’nın eyaleti Chiapas’ta yedi kasabayı ele geçirdiğini duyurur. O gün Marcos, dünyaca ünlü bir gerilla lideri olma yolundadır. Subcommander Marcos, yerli Zapatista isyanının karizmatik sözcüsü olarak ortaya çıkmaya başlar. 

Zapatistalar, 1980’lerin sonları ve 1990’ların başlarında reel sosyalist rejimlerin birbiri ardına yıkılmasına rağmen ortaya çıkmıştır. Kasım 1983 yılında EZLN, Meksika’nın kuzeyinde bulunan FLN gerilla grubunun yerli olmayan üyeleri ve Chiapas’ın doğusunda yaşayan yerliler tarafından kurulmuştur. Yıllar içinde bu grup, ilk önce yerli halkı anlayarak bir şeyler yapabileceklerini görmüş ve söylemlerini yerli halkın yaşadığı gerçekliğe indirgeyerek yıllar içinde yavaşça büyümüştür.


İlk açıklamanın mahiyeti

1 Ocak 1994, sadece askeri bir operasyon değildir. EZLN, o dönem açısından oldukça yeni olan interneti çok yaratıcı bir şekilde kullanarak mesajlarını başarıyla tüm dünyaya yayar. Bu temelde de enternasyonal bir dayanışma ve alternatif küreselleşme hareketi ortaya çıkarır. Zapatistaların stratejik olan iletişim çabaları, dünya çapında büyük sempati yaratırken Meksika hükümetinin onlara yönelik yaklaşımlarına karşı ise büyük tepki ortaya çıkarmayı başarmıştır. Meksika’nın NAFTA’ya girmesini tüm dünyanın değerlendirmeye aldığı bir zamanda EZLN, başarılı bir şekilde Meksika dışındaki bağımsız gazetecilere ve ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarına ulaşarak hükümetin mücadelelerini izole etme çabalarını engellemiştir. 

EZLN, sadece Chiapas’ta yaşayan halkın ekonomik olarak sömürüye tabii tutulması değil etnik olarak da ezilmesinin önüne geçmekle beraber aynı zamanda Meksika’daki bilgi akışının ve medyanın da kontrol altında tutulmasına karşı mücadele etmiş olur. 

Chiapas’taki silahlı çatışma, 12 Ocak’ta son bulur. Piskopos Samuel Ruiz, ateşkes anlaşmasını ortaya çıkaran kişidir. Kendisi iyi tanınan önemli bir kurtuluş teolojisyeni olmakla beraber Chiapas’ta yaşayan yerlilerin durumuyla da yakından ilgilenmiştir. Yani savaş 12 gün sürer ve Zapatistalar bir yılı geçkin bir süre yerleştikleri yerlerde kalır. Fakat Şubat 1995’te Meksika ordusu, beklenmedik bir şekilde ateşkesi ihlal ederek o alanlara girer. Zapatista köylüleri, köylerini terk etmek zorunda kalır ve militanlar ise tekrar dağlara çıkar. Fakat kullanılan tüm vahşete karşı EZLN, yerli halkın içinden sökülüp atılamadı. 


İdeolojik dönüşüm ve Zapatismo

Her ne kadar EZLN, 1983 yılında Marksist-Leninist bir örgüt olarak kurulsa da, o günden bugüne geçirdikleri dönüşüm sonucunda Zapatismo olarak belirledikleri Marksizm, anarşizm, sosyal ekoloji ve yerli halkların gerçekliğine dayalı bir hareket olarak ortaya çıkmışlardır. Reel sosyalizmin çöküşüyle kapitalist modernite tarihin sonunu kutladıysa da, Kürt Özgürlük Hareketi gibi EZLN de bunun böyle olmadığını varlığı ve geliştirdiği çözümleyici yaklaşımlar ile ortaya koydu.

1917 anayasasına yol açan Emiliano Zapata ve Meksika devriminin diğer liderleri, çiftçilerin kendi topraklarına sahip olma hakkı için mücadele etmişlerdi. Sadece Zapatistaların ismi buradan esinlenmemiştir; aynı zamanda Zapata’nın köylülerin toprak sahibi olması gerektiği yaklaşımı da Zapatistaların temel söylevlerinden olmuştur. 

Zapatista hareketinin ilk yıllarında Latin Amerika çapında yerli halkların hakları için birçok hareket gelişmekteydi. En önemli örneklerden olan Rigoberta Menchu, Guatemalalı yerli halkların da hakları için bir aktivistti. Menchu 1992 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı. O, Kolumbus tarafından Amerika’nın “keşfinin” beş yüzüncü kutlamalarını protesto etmek için “500 Yıllık Direniş Kampanyası”nı ortaya çıkardı. Menchu’nun örgütleme aracı, tarihin ortaya çıkarılmasıydı. Marcos ve EZLN bu temaları da kendi açıklamalarında değerlendirdi. Bu temelde yerli halkların onuru ve itibarını ortaya çıkardılar. Meksika  toplumunun bir parçası olduklarını göstermek kadar farklı bilme ve düşünme yollarının da olabileceğini ortaya koymuş oldular.   

Böylece EZLN, Meksika devrimindeki Zapata’nın işçi ve köylü yanlısı söylevi ile Menchu’nun yerli halklar yanlısı “500 yıllık direniş” ve “tarihin açığa çıkarılması” temalarını bir adım daha geliştirerek Zapatistaların yerli ve köylü tabanını mobilize edip canlandırmıştır. Aynı zamanda EZLN hareketi, ulusal sınırların ötesine iterek dünya çapındaki sempatizanlarının ilgisini de çekmiştir. 

Bu temelde ilk EZLN açıklaması, 500 yıllık sömürünün son bulması için bir başkaldırının ve mücadele başlangıcının ilanıdır. Bu açıklama, 1 Ocak 1994’te yayınlandı ve tüm Meksikalıları kötü hükümete karşı silah almaya davet etti. İkinci açıklamaları, sivil topluma bir çağrıydı. Bu açıklama, 10 Haziran 1994’te yayınlandı ve sivil toplumu sivil ve barışçıl çabaya davet etmekteydi. Bu açıklama, aynı zamanda 15 yıl sonra oluşturulacak Chiapas’ın demokratik konvansiyonunun altyapısı da oldu. Üçüncü Lacondan Ormanı’ndan yapılan açıklama, Meksika genelinde ulusal kurtuluş hareketi oluşturmaya bir çağrı olarak ortaya çıktı ve Ocak 1995’te yapıldı. Dördüncü açıklamaları, 1 Ocak 1996 yılında Zapatista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin kuruluşunu ilan etti. 

Temmuz 1998’de gerçekleşen beşinci açıklamaları, hükumet dışında tüm diğer Meksikalılar ile büyük bir diyalog başlatmanın açıklaması idi. Ve hala devam eden Haziran 2005’te yapılan altıncı açıklama ile seçimlerin dışında süren siyasal mücadelenin varlığına işaret eden “Öteki Kampanya”nın ilanını yaptı. Süregelen bu açıklama ve kampanya, farklı tarzda bir siyaset yapılabileceğini göstermekle kalmadı; aynı zamanda sol mücadelenin yeni bir programını ve yeni bir anayasa için ulusal bir kampanya başlatmayı da hedeflemekteydi. 

Bu altıncı açıklama, kendi tarihlerini kısaca özetlemenin yanı sıra, çektikleri eziyetleri, başarılarını, ümitlerini ve rüyalarını ortaya koymaktadır. Burada kendi ordularının yapısını üç farklı parçaya böldüklerini anlatırlar. Birinci yapı, yani Zapatistaların çoğunluğu, Zapatista köylerinin otonomisini savunup destekleyecek ve koruyacak olan yapıdır. Bu görev, CCRI (Gizli Devrimci Yerli Komitesi) Genel Komutanlığı’nın görevidir. İkinci yapı, CCRI’nın da bir parçası olan “Galaksiler Arası Komisyon”dur. Bu da kampanyanın uluslararası boyutları üzerinde duracak olan yapılanmadır. Üçüncü yapı ise, “EZLN’nin Altıncı Komisyonu” olarak adlandırılmış olup görevi ulusal boyut üzerinde durmaktır. 


HAVİN GÜNEŞER



YARIN: 

* EZLN’nin stratejisi

* Komün ve kooperatif örgütlenmesi

* Kadın politikası

* Zapatistalar ve Kürtler