Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve AKP'li bakanlarla   yaptığı ortaklıkla İran'a yönelik BM'nin ambargosunu delmekle suçlanan ve ABD'de tutuklu olan Reza Zarrab'ın davasında Jüri üyeleri seçilirken, Zarrab'ın tanık olarak konuşacağı kesinleşti.  ABD merkezli haber ajansı Bloomberg'in dün geçtiği habere göre Mart 2016'dan bu yana ABD'de tutuklu olan Zarrab, savcılıkla çalışacak ve ABD hükümeti adına tanıklık yapacak. 

Öte yandan 'FETÖ üyesi olmak' suçlamasıyla aranan Osman Zeki Canıtez ile eski CHP milletvekili Aykan Erdemir hakkında "Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hile ile alma ve çalmaktan" yakalama kararı çıkarıldı.


Jüri seçildi

Davada, Türk ve İran vatandaşı Reza Zarrab'ın duruşmaya sanık olarak çıkarılmayacağı belirtildi. Önceki günkü oturumda 12 asıl, 6 yedek Jüri üyesi seçildi.  

Hakim Richard Berman, jüri heyetine şu anda tutuklu bulunan Halkbank'ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın davada tek başına yargılanacağını söyledi. 

Başından beri Zarrab davasını yakından takip eden Benjamin Weiser de dün kendi kişisel Twitter hesabında şunları söyledi:''Savcılık Reza Zarrab'ın suçlamaları kabul ettiğini açıkladı. Zarrab, Mehmet Hakan Atilla aleyhinde tanıklık yapacak. Hakim ifadenin yarın alınacağına işaret etti. ''

New York'ta başlayan davanın 25 Aralık'a kadar sürmesi bekleniyor. Eğer, bu tarihte dava sona ermezse 2018'de yargılama devam edecek.


Eski bakan ve bürokratlar için tutuklama kararı 

Türkiye'de başta Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP'li eski yöneticileri oldukça endişelendiren davada Reza Zarrab'ın yanı sıra Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tutuklu. 

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Zarrab davasında hazırlamış olduğu ek iddianameyle AKP'li eski Enerji Bakanı Zafer Çağlayan, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan, bankanın uluslararası operasyonlarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan ve Zarrab’ın çalışanı Abdullah Happani hakkında tutuklama kararı istemişti. 

Başsavcılığı bu talebi yürürlükte. Firari sanıklar, ABD'ye girmesi durumunda tutuklanacak. Söz konusu şahısların her an Interpol'e bildirilme olasılığı da bulunuyor. 

Zafer Çağlayan'ın eski bir bakan olması, İran'a yönelik ambargoyu delme suçunun sadece Reza Zarrab ve bir kaç bürokratla sınırlı olmadığını, söz konusu icraatın hükümetin bir tasarrufu olduğunu gösteriyor. 

Başta Erdoğan olmak üzere AKP'liler davadaki suçlardan kendilerinin de yargılanacağından kaygılı. AKP yetkililer ve AKP medyası, Zarrab'ın itirafçı bir konumun kesinleşmesinden sonra bu davanın, Türkiye'ye karşı bir kumpas olduğunu ileri sürüyor ve davaya "millilik" kazandırmaya çalışıyorlar.


İsnat edilen suçlamalar

İran'a yönelik ambargo delmekle suçlanan sanıklara dönük somut suçlamlar ise şunlar: 

* ABD ve özellikle ABD Hazine Bakanlığı'nı dolandırmak için kumpas kurma,

* Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası'nı (International Emergency Economic Powers Act) delmek için kumpas kurma,

* Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma,

* Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma,

* Kara para aklama,

*  Kara para aklamak için kumpas kurma.


Çark nasıl döndü?

Zarrab davasının kahramını daha sonra ABD Başkanı Donald Trump'ın görevden aldığı Preet Bharara. 

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Bharara, dava dosyasının iddianamesini kaleme aldı. Daha sonra ise Bharara'nın yerine gelen Joon Kim, iddianameye genişletti. 

9 sanığın yargılandığı iddianamede, sanıklar ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu yasadışı yollarla delmekle ve dolandırıcılıkla itham ediliyor Bu amaçlada hem Türk hem de İranlı yetkililer milyonlarca dolarlık rüşvet almakla suçlanıyor. 

İddianameye göre; Türkiye’nin İran’dan satın aldığı petrol ve doğalgaz karşılığı yapılan ödeme Halk Bankası’nda İran için açılan bir hesaba yatırıldı. Zarraf, paravan şirketleri aracılığı ile banka mevduatını altın ya da nakit olarak Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere ihraç etti. Bu ülkelerdeki fonlar ise daha sonra altın ya da döviz cinsinden İran’a ulaştırıldı.

İddianamede ayrıca Halk Bank'ın, insani malzeme diye belgelendirdiği para transferlerinin ambargoyu ihlal etmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığı da savunuyor. 2013 yılı Ocak ayında İran’a değerli taş ticaretinin de ambargo kapsamına dahil edildiği vurgulanıyor. 

Ambargo uygulansada tıbbi malzeme ve gıda karşılığında enerji ürünleri alınabilir. Zarrab ve diğer sanıklar, bu kez altın ihracatı yerine, Türkiye ve Dubai üzerinden İran'a buğday ticareti yapıyor. İddianamede, buğday ticaretinin yapılmadığı ancak kağıt üstünde yapılmış gibi gösterilerek, İran'ın hesaplarından alınan paranın yine Zarrab'a ve iş ortaklarına ait şirketler üzerinden dolaştırılarak tekrar İran'a gönderildiği öne sürülüyor.  İddianamede ambargoyu delmenin toplam maddi boyutu konusunda bir rakam olmasa da Reuters'in araştırmasına göre,  Türkiye'nin 2012 yılında İran'dan satın aldığı petrol ve doğalgazın değeri 10 milyar dolar. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise 2011 yılında 1 ton olan İran'a altın ihracatı da 2012 yılında yaklaşık 126 tona yükseliyor ve bunun değeri de yaklaşık 6,5 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Ayrıca, aynı yıl içerisinde Türkiye'nin Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptığı altın ihracatı da 85 ton ve 4,6 milyar dolar. 

İddianamede para transferi yapılan ambargo nedeniyle yasaklı kurumlar arasında İran devlet bankası Mellat Bank ve bu bankaya bağlı Mellat Exchange döviz kurumu ile Bank Sermayeh gibi şirketler, bazı üst düzey İran hükümet yetkilileri, İranlı havayolu şirketi Mahan Air de bulunuyor. 

Mahan Air'in İran Devrim Muhafızları'na maddi ve teknik yardımda bulunduğu, ordu personelini askeri eğitim için İran ve Suriye'ye taşıdığı, silah kaçakçılığı yaptığı ve Hizbullah’a hizmet verdiği de ileri sürülüyor.


CHP'li Erdemir için yakalama kararı

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP'li Milletvekili Aykan Erdemir ve 'FETO üyesi' olmakla suçlanan Osman Zeki Canıtez hakkında yakalama kararı çıkarttı. 

Erdemir ve Canıtez hakkındaki suçlama ise "Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek amaçlı yurtdışında kullanma, hile alma, çalma."

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Zerrab davasında karşı atak ve hummalı bir çalışma içinde olması dikkat çekiyor. Başsavcılık geçtiğimiz hafta da ABD'deki davanın eski savcısı Preet Bharara ve şimdiki savcı Joon H.Kim için soruşturma başlatmıştı. Başsavcılık açıklamasında "Yargılama dosyasına sunulan belge ve delillerin çalıntı, sahte içerikli ve kaynağı belli olmayacak nitelikte olduğunu" ileri sürmüştü. 

AKP'li yöneticiler, AKP'ye yakın hukukçular ve AKP medyası Zarrab davası için elde edilen delillerin ve belgelerin yasal olmayan yollardan elde edildiği tezine sarılıyor. Ancak, Reza Zarrab'ın itirafçı olması, AKP'lilerin tüm ileri sürdüğü argümanları da yerle bir edebilir.

ABD'de New York Savcılığı bazı telefon görüşmelerini ve e-posta yazışmalarını kanıt olarak mahkemeye sundu. Savcılık bazı detayların yer aldığı belgeyi de 30 Ekim'de mahkemeye sunmuştu.   


İlişkileri paramparça eder

Zarrap davası ve bu temelde Türk-Amerikan ilişkilerinin yakın gelecekteki seyri, uluslararası alanda referans alınan gazeteler tarafından da değerlendiriliyor. 

İngiliz Financal Times gazetesi'nde David Gardner, Zarrab davasının, zaten halihazırda yıpranmış Türk-Amerikan ilişkilerini "Paramparça etme" olasılığının olduğunu yazdı. Davada Erdoğan ve yakınlarının isminin geçme olasılığının olduğunu belirten Garnder'in "Zarrab davası, Ankara'nın Kürt ve Gülen endişelerinin önüne geçti" ifadesini kullandı. 


HABER MERKEZİ