Gençlik retleri güçlü olan toplumsal bir kesimdir. Her şeyi hemen kabul etmemesiyle birlikte, boyun eğdirilmeye karşı da en sert tepkiyi gösteren bir karaktere sahiptir.
Biliniyor; “Özgürlüğe yürüyen bir gençliği tutmak zordur. Gençlik sistemlerin başına en başta bela olan kesimdir. Tarih boyunca bu çok iyi bilindiği için, eğitim adı altında gençlik kurban edilmekten tutalım, akla hayale gelmez uygulamalara tabi tutulmuştur. Gençliği kontrole alan düzenin kendini en güçlü hisseden düzen sayması boşuna değildir. Zihni böyle yıkanan gençlik her işe koşturulabilir. Savaş dahil en zor işi meslek edinebilir.”
Bilinsin ki; “Gençliğin her zaman özgürlük istemesi fiziki yaş sınırından değil, bu özgül toplumsal baskı durumundan ileri gelmektedir. Ayyaş, toy delikanlı kavramları gençliği küçük düşürmek için uydurulan temel propaganda sözcükleridir.”
Dikkat edilirse bugün Türkiye’de faşizmi gün be gün daha da ileriye taşıyarak toplumu nefessiz kılan ve bırakan Erdoğan-Bahçeli ikilisi, gençliğin en küçük özgürlük çırpınışına her türlü hakaret, yetmediğinde ise ezme ile cevap vermektedir.
Buna en iyi örnek dört yıl önce görkemli bir şekilde gündeme gelmiş olan Gezi Direnişi’ne karşı Erdoğan kişiliğinin takındığı tavır ve yüzlerce gence karşı kullandığı dil ve üslup bozukluklarıdır. Gezi Direnişi’niyle birlikte “kindar ve dindar” bir gençlik yaratmanın öyle sandıkları gibi kolay olamayacağını, dik duran gençliğin her türlü boyun eğmeye, ezmeye, küçük düşürerek teslim almaya karşı gerektiğinde en sert tavır takınarak karşı duracağı görüldüğü için; her ortamda, her fırsatta gençlik hedef haline getirilmek istendiği gibi milliyetçi, mezhepçi tahrikler ve duygu sömürüsüyle kirli siyasetlerinin malzemesi haline getirilmeye çalışmışlardır.
Gezi gençliğine karşı milliyetçi ve mezhepçi söylemlerle ırkçı duyguları kabartılan yerli ve milli bir gençlik yetiştirme amaçlı Osmanlı Ocakları gibi birçok paramiliter faşist yapılar oluşturmaya hız vermişlerdir. Reis’in askerlerini oluşturma bu amaçla adım adım geliştirildi. Son zamanlarda ekranlara yansıyan yüzlerce psikopatın, reise dönük yeminleri, kan dökecekleri söylemleri esasta dile getirilen yerli ve milli faşist gençlik geliştirme planının ta kendisidir. Hiç şüphe yok ki faşist şef bu yerli ve milli faşist yapıyı başka yapılara karşı ve farklı amaçlarına ulaşmak sebebiyle de kullanmayı amaçlamaktadır. Ancak en önemli gerekçe; doludizgin bir şekilde şaha kalkan gençliğin faşizme karşı, öncelikli olarak ise Gezi Direnişi’nde ortaya koyduğu duruşu, dağlara akışı ile Rojava Devrimi’ne inanılmaz bir biçimde yüreğini koyarak ve Ortadoğu devrimine yönelerek her türlü baskıcı, zorbacı ve faşist yapılara karşı haykırışının önünü kesmek içindir.
Herkes bilir ki: “Gençlerini kaybeden toplum veya tersine, toplumunu kaybeden gençlik yenilmiş olmaktan öte kendi varlık hakkını kaybetmiş, ona ihanet etmiş demektir.” Bunun için önemli olan: “Günümüz gençliği için yüksek hayaller, ancak toplumsal sistem krizinden nasıl çıkılacağına ilişkin olarak anlam taşıyabilir. Hayalleri olmayan bir gençlik yozlaşmaktan ve yaşamı tümden kaybetmekten ancak gerçek hayallere dönüşle kurtulabilir” gerçekliğidir. Aksi taktirde faşizmin onca özel ve psikolojik savaşına dayalı yalan dolanlarıyla baş edilemeyeceği gibi faşizmi durdurmak da mümkün değildir.
Faşizmin böylesine karşı gerekli olan duruş ve ona karşı güçlü ve yürek dolu bir mücadele, Gezi Direnişi’ndeki bir aktivistinin Maçka parkında Erdoğan-Bahçeli faşist ikilisine ve zihniyetine karşı ekranlara bir coşku ve heyecanla haykırdığı; “Zehir Gibi Bir Gençliğiz, Korkun Bizden” sözleri tam da faşizmi durduracak olan deli dolu gençliğin sözleri ve duruşuyla mümkün olacağının bilinciyle, büyük devrimci ve sosyalist Hamdi-Orhan Yılmazkaya yoldaşın da; deyimiyle; “Teslim olmayan bir özel devrimci kuşağın” oluşmasıyla mümkündür.