Yine seçimleri yazma durumda kalıyoruz. Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi Kürt sorunudur. Kürt sorunu ağırlaşarak varlığını sürdürüyor. Bu sorunla sıkı sıkıya bağlı olan demokrasi sorunu tüm ağırlığıyla ortada duruyor. Ekonomik sorunlar giderek ağırlaşıyor. Türkiye dışarıda ve içeride ağır ve derinleşen bir savaş yürütüyor. Dış dünya ile tüm ilişkileri bu soruna endekslenmiş durumda. Tüm bu sorunlar ortadayken seçimleri bu kadar konuşmak normal gelmeyebilir.
Seçimler neden bu kadar önemli? Yukarıda saydığımız bütün sorunların ağırlaşarak devamı veya normalleşmenin önünün açılması bu seçimlere bağlı. Erdoğan ve Bahçeli, MGK kararları gereği de tam bir kapan kurarak baskın seçim kararı aldılar. Militarist, ırkçı kesimler savaşın sürmesi için bu hükümetin devamını istiyorlardı. Ağırlaşan ekonomik kriz de normal şartlarda Erdoğan-Bahçeli’nin öncülük yaptığı kliğin kazanmasını olanaksız kılıyordu. Bunun için Türkiye halklarına ve muhalefetteki partilere tam bir kumpas kurdular. Bir savaş taktiği olarak seçimi erkene aldılar.
Erdoğan on altı yıldır iktidarda. İki ilde OHAL’i kaldırmakla övünüp duruyordu. On altı yıl sonra tüm Türkiye’yi OHAL’e boğdu. Türkiye’nin başına Bahçeli ile bu kadar çorap ördü. Normal koşullarda seçimi göze alamazlardı. Serbest ve adil bir ortamda seçimlerin yapılması gerekir. Halkın özgürce iradesini ortaya koyacağı demokratik bir ortam gerekiyor. En azından OHAL’e son verilmeliydi. Erdoğan ve şürekası tam tersine OHAL’e sığınarak, oyun ve kumpasla ancak seçimi göze alabildi.
Bir kumpas ve kapan olarak seçimi planladılar ama muhalefet ve demokrasi güçleri aktif çalışırsa kendileri kazdıkları kuyuya düşecekler. Bir yere kadar da düştüler. Eğer CHP ve ortakları demokratik bir duruşta tutarlı davranıp HDP’li bir ittifaka evet deselerdi Erdoğan kesinlikle giderdi. Türkiye halkları bu beladan, faşist bloktan kurtulmuş olurdu. HDP’li bir ittifak Türkiye’yi birleştirirdi. Kürtler olmadan kimsenin seçimleri kazanma şansı yoktur. Ayrıca sosyolojik olarak da Türkiye fotoğrafı tamamlanırdı. Bir yanda Erdoğan ve Bahçeli’nin başını çektiği ırkçı-faşist güçler, karşısında da Kürtler, Aleviler, dindar ve muhafazakâr kesimler, laikler, Kemalistler, sol ve demokratik güçler olacaktı. Mevcut haliyle de bu güçlerin tümü Erdoğan Bahçeli karşısında. Ancak HDP tek başına getirilip barajın önüne bırakıldı. HDP’nin halk desteği açısından bir baraj sorunu yok. Ancak hileler ve baskılar dikkate alındığında birçok insanı kısmen de olsa etkileyecek. Bunun yanında ‘’millet ittifakı’’nın demokrasi konusundaki ciddiyeti ve samimiyetini de sorgulatacak. HDP ile yan yana gelinseydi seçimler sonrası siyasi hava daha da yumuşayacak, Türkiye’nin çatışmalı ortamdan çıkışı kolaylaşacaktı.
Mevcut seçimler savaşın ve faşizmin kaderini belirleyecek. Bu açıdan sürece bir iktidar veya hükümet değişimi olarak bakılamaz. HDP’nin önüne baraj konsa da ötekileştirilse de HDP Türkiye’nin kaderini belirleyeceğini bilerek seçime hazırlanmalı ve bir seferberlik ruhuyla çalışmalara asılmalıdır. Normal zamanlardan geçmiyoruz. HDP’nin nefessiz bırakılmaya çalışıldığı ortada. Kesintisiz bir saldırı ve operasyonla karşı karşıya. Özgürce çalışma ve eşit bir örgütlenme ve propaganda imkânı yok. Ancak HDP her yönüyle kilit bir parti. Tarihi bir rol oynayacak konumda. Faşizme ve zorbalığa son demek için HDP ‘’millet ittifakı’’nın çapsızlığına bakmadan öz gücüne asılmalı. Kitlesini sandığa taşıyabilir ve sandıkları korursa AKP kesinlikle kaybedecek. CHP’nin yanındaki partilerin de baraj sorunu olmadığı için AKP artık iktidarı alamaz. Erdoğan ikinci tura kaldı mı HDP’nin karşısında hiç şansı kalmaz. HDP Erdoğan’a oy vermeyeceğine göre Türkiye bir yana o bir yana olur. Bu da Erdoğan ve Bahçeli’yi kazdıkları kuyuya düşürecektir. Ava giden avlanır misali Erdoğan ve Bahçeli halklarımızın yakasından düşmüş olur.