Erdoğan 16 yıl boyunca Türkiye’yi iktidar oyunlarıyla oyaladı durdu. Türkiye çok önemli bir zamanı ve tarihi fırsatları kaçırdı. Erdoğan, Türkiye’nin kaderiymiş gibi başına çöreklenmiş ve bırakmak istemiyor. 16 yıl boyunca tüm yalanlarını ve vaatlerini tüketti. Geldiği yer MHP’lileşme oldu. Kurumuş ve insanlığın, çağın gerisine düşmüş ırkçılıktan medet umar hale gelmiş. Türkiye’yi kanlı bir savaş girdabına sürüklemiş. Türkiye kan kaybetmeye devam ediyor. Dolar almış başını gidiyor. Ekonomide kara para kaynaklarını tüketti. Savaşın ve yolsuzlukların faturasını emekçilere yıkmakla durumu kurtaracağını sanıyor. Türkiye’yi OHAL kıskacına almış. Hapishaneler tıklım tıklım.

Bahçeli, kadın öldürmüş, halkın kanını emmiş mafya artıkları Alaattin Çakıcı gibi tiplere ülkücülük adına güzelleme yapıyor. Kendi katillerine af peşinde. Bu mafyacılığı resmileştirme ve etraflarında gençleri toplayıp iç savaşta kullanma arayışları. 12 Eylül’de Türkeş, “düşüncelerimiz iktidarda biz hapisteyiz’’ diyordu. Şimdi MHP hem düşünceleri hem de kadrolarıyla iktidarda. Erdoğan aslına, ırkçı, Türkçü çizgiye dönmüş. Bahçeli tüm önemli konularda stratejiyi belirliyor. Öyle ki, Türkiye’yi baskın seçime götürmek için ilk adımı o attı.

Bu açıdan bu seçimler çok önemli. MHP ırkçılığı ve yeşile boyanmış AKP faşizmiyle Türkiye karanlıklara daha çok gömülecek mi yoksa buna dur mu denilecek?  İşte Türkiye buna karar verecek.

Türkiye Kürtlere karşı sonu belirsiz bir savaşa sürüklendi. Türk ordusu Bakur, Rojava ve Başûr’da, Kürdistan’ın üç parçasında savaşta. Erdoğan ve Bahçeli bu savaşı daha fazla tırmandırmak ve yaymak için baskın seçim kararı aldı. Savaş hükümetinin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak istiyorlar. Savaş, ölüm, yıkım ve büyük ekonomik fatura dışında bir derde deva olmadı, olmayacak. Türkiye’nin ihtiyacı savaş ve ırkçılık değildir. Türkiye’ye ekmek ve sudan daha fazla demokrasi gereklidir. Ancak demokratik bir ortamda Türkiye’nin sorunları özgürce tartışılır, savaş ve ölümler durdurulur. Hırsızlardan, vurgunculardan hesap sorulabilir. Savaş ve OHAL ortamında gerçekler öldürülüyor. Tüm basını ele geçirdiler. Gazeteciler hapiste. Halkın gerçekleri öğrenmesini istemiyorlar. Korkuları çok büyük. Büyük suçlar işledikleri için iktidara sarılarak kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.

Nasıl bir Türkiye isteniyor? Türkiye halkları bunu düşünerek seçimlere hazırlanmalı. Savaştan, talandan, OHAL’den, faşizmden zarar görenler, demokrasi ve özgürlük isteyenler Erdoğan-Bahçeli kumpaslarına karşı durmalıdırlar. Sadece karşı olmak yetmiyor. Sadece muhalefete oy vermek de yetmiyor. Seçim ortamından yararlanarak toplumun tüm kesimlerine ulaşmak gerekir. Halkı aydınlatıp tehlikeyi kavratmak çok önemlidir. Yılgınlığı, sessizliği veya korkuyu yıkmak önemli bir görev. Seçim kampanyalarını demokrasi şölenlerine çevirmek gerekir. Birlikten güç doğduğunu ve örgütlenmenin acil bir ihtiyaç olduğunu halka kavratmak öncelikli bir görev olmalı. İktidarın psikolojik savaş aygıtına karşı demokratik bir kampanya örgütlemek mümkündür.

Hükümet ne kadar baskı yapar, hile ve yalana başvurursa o kadar teşhir olur ve maskesi düşer. 16 yıl boyunca AKP Türkiye’nin temel sorunlarından hiç birisini çözebilmiş değildir. Türkiye’nin en can alıcı sorunu Kürt sorunuydu. Şimdi ağır kanamalı bir soruna dönüştü. İkinci en büyük sorunu demokratikleşmeydi. Türkiye 2002’nin çok gerisine düştü. Halk o günleri mumla arar durumda. AKP tekçi, despotik bir iktidar dışından halka sunacak bir şeye sahip değildir. Erdoğan bir zamanlar “milliyetçiliği ayaklarımız altına aldık’’ diyordu. Şimdi milliyetçilikte Bahçeli ile yarışır durumda. Söylediklerinin yalan ve demagoji olduğu açığa çıktı. Bu açıdan Erdoğan tüm kaynaklarını tüketmiş müflis bir tüccara döndü.

Türkiye halkları Bahçeli ve Erdoğan faşizminin ellerine bırakılamaz. Seçimler demokratik bir kampanya yürütmek ve halkı örgütlemek, ayağa kaldırmak için iyi bir fırsattır. Bu açıdan da seçime asılmak, sandıklara ve oylara sahip çıkmak Türkiye’nin geleceğini ciddi biçimde etkileyecektir.

  Zeki AKIL