“Dağlar... Dağları dostum bilir, yüreğimi yüreğine katarım. Ağıtlarım iki dudağımın arasından çıkar. Sesime yankı olur, ses verir. Kadim dostumdur dağlar. Susarım, yağmuru içine çeken topraklarınla su verir bana. Acıkırım, en güzel meyvelerini sunar. Korkarım bu yaşama ait olmayanların kalbimi parçalamasından, ona sığınırım. Koşarım, yürürüm, düşer kalkarım. Bir aydınlığa bir karanlığa kapar, açarım gözlerimi. Dokunurum, havasını solurum. Öyle ki, dayarım başımı kucağına, cesareti dinlerim. İşte öğrendim; yaşam, direnmek ve cesaretmiş.” 

3 Ağustos 2014 DAİŞ’in Şengal’e saldırması ve KDP nin silahını alarak Şengal halkını kırımla yüz yüze bırakması sonucu dağlara sığınan yüzlerce Êzîdî yaşamını devam ettirmek için mücadele veriyor. Bu mücadeleyi verenlerden biri de, yukarıdaki sözlerin sahibi Zîlan Gîvara.


Erkek geriliğinin faturası kadına çıkarılır

Zîlan 1998 de Şengal’de doğar, Til Qasap köyünde büyür. 6 kardeş arasında ikinci büyük kız çocuğudur. Dokuz yaşındayken babası onları terk ederek Almanya’ya gider. O zamandan bu yana babasıyla hiç görüşmeyen Zîlan ve kardeşlerine altı yıl boyunca anneleri bakar. Daha sonra dayıları annelerini zorla Zaxo’ya götürerek evlendirir. Anneleri karşı çıksa da, bu isteği şiddetle karşılık bulur. Daha sonra da çocuklarının yanına dönmek istese de dayıları buna izin vermez. O günden beri ninelerinin yanında kalan kardeşlerine Zîlan bakar. Her türden acıyı ve zorluğu göğüsler. 3 Ağustos 2014 fermanından sonra da üç kardeşi babalarının yanına gider.


Arkadaşlarının ölümü derin etki yaratır

Çocukluğunun ilk yılları Zîlan için güzel ve mutlu geçer. Zira annesi ve babası yan yanadır. Zîlan, o yıllar anne ve babasının nazlısıdır.

Güzel günlere ilk müdahale, KDP zihniyetinin etkisindeki toplum eliyle olur. Yozlaştırılan toplum, üretilen korkular nedeniyle birçok aile kendi çocuklarının yaşamına dahi kıyabilmiştir. Zîlan, sevdiğiyle evlenmek isteyen çocukların, ailelerinin izin vermemesi üzerine intihar ettiğine, daha doğrusu intihar süsü verilerek öldürüldüğüne tanıklık eder. Zîlan’ın Şehnaz, Sîpan, Kamil ve daha birçok arkadaşı toplum yasalarına kurban edilir. 

Öyle ya, çocuk dediğin babasının, toplumun sözünden dışarı çıkmaz, Êzîdîlik kurallarına ters düşmez. Arkadaşlarının ölüm biçimi, Zîlan üzerinde onulmaz etkiler yaratır. 


Arkadaşı kendisini uçurumdan atar

O kara 3 Ağustos gününde ninesi, kuzeni ve kardeşleriyle birlikte dağlara doğru kaçmaya başlar Zîlan. Kendini korumak için de üzerinde bir bıçak bulundurur. Yolda 19 yaşındaki çocukluk arkadaşı Berîvan’ın, birçok kadın gibi ele geçmemek için uçurumdan kendini attığına tanıklık eder. Gördüğü manzara karşısında, yaşadığı sürece DAİŞ çetelerinden intikam almayı kafasına koyar. KDP peşmergelerinin de halkı korumak yerine ölüme terk edip kaçması oldukça zoruna gider. 


Ninesinin akibeti belli değil

Şengal dağlarına doğru ilerlerken, ninesinin takati kalmaz ve Şengal’in Qendîl alanına yakın bir noktada bozuk bir arabanın yanında kalakalır. Adı Şîrîn olan ninesinin yanına giderek, kendini toparlayabilmesi için eline bir domates verir. Ninesi Zîlan’a sarılır. Ninesi kuruyan dudaklarıyla; “Oğullarımı görürseniz, anneniz hakkını size helal etti dersiniz” diye mırıldanır. Ninesinin ısrarları karşısında yola onsuz devam etmek zorunda kalır. Zira çeteler peşlerindedir. Zîlan, son olarak eline su şişesi verdiği ninesinin izine bir daha raslayamaz. 


‘O savaşabiliyorsa ben neden savaşamayayım?’

Tozdan, açlık ve susuzluktan boğulacak duruma gelen Zîlan ve kardeşlerinin, iki gün yaptıkları zorlu yolculuk ardından dayanma güçleri azalır ve Zîlan bayılır. Gözlerini tekrar açtığında karşısında PKK gerillalarını görür. Su ve yiyecek verip, barınmaları için Şengal Dağlarındaki Çilmera’ya götürürler. Sayıları az olan bu insanların kendilerini koruma çabası onu etkiler. Yolda ilerlerken elinde silah taşıyan bir kadın gerilla rastlar ve duruşundan çok etkilenir. Kendi kendine “O da bir kadın, ben de... O savaşabiliyorsa ben neden savaşamayayım’ der ve katılma kararı verir. 


YPJ’de öz gücünü görür

Ancak abisi rıza göstermez. “Sen kadınsın, silah kullanamazsın, savaşamazsın” der. Abisinin engellemelerine rağmen YPJ’ye katılır. Bu süreçten sonra ailesi Zîlan’ı ‘kirlenmiş bir kadın’ olarak görür. Böyle bir gerçekliğe rağmen pes etmez. Rojava’ya gider, askeri ve siyasi eğitim alıp savaş sahasına geçmeyi önerir. İlkin kendine güven sorunları yaşasa da yanındaki yoldaşlarından güven ve cesaret alır. Ve ilk olarak savaşa katıldığı Til Hemis’te, şehit düşen arkadaşının anısına Zîlan ismini alır. 


Şengal’e gitmek ister fakat...

Edindiği savaş tecrübesinden sonra Şengal’e dönmek ister ancak geçirdiği araba kazası sonucu bir süre tedavi görmek zorunda kalır. Bu süre içerisinde kadın savunma birlikleri YPJ Şengal kurulmuştur. Bunu öğrenen Zîlan, bir an önce Şengal’e gitmekte ayak diretir. Ancak tedavisi henüz sonuçlanmamıştır. Yoldaşlarının izin vermemesi üzerine “Dükkandan yoğurt alacağım” diyerek kaçar. Bir arabaya binerek tanıdığı bazı YPJ’lilerin yanına gider. Tedavisinin bittiğini, ayrıca ailesini de ziyaret ettiğini, YPJ Şengal’e düzenlendiğini söyleyerek, Şengal’e gönderilmesini ister. Bu şekilde amacına ulaşan Zîlan, Şengal’e ilk adımını attığında kendisini yeniden doğmuş gibi hisseder. 


Ailesi de mücadeleye katılır

Ferman sonrası süreçlerde PKK/YJA STAR gerillaları ve YPG/YPJ savaşçılarının yaklaşım ve yaşam tarzını daha yakından tanıklık eden Zîlan’ın ailesi de tavrını değiştirmiştir artık. Zîlan’ın gösterdiği gelişme karşısında da çok etkilenirler ve onu her bakımdan desteklemeye karar verirler. Bu süreçte, abisi PKK’ye, kuzeni de YBŞ’ye katılarak, Şengal direnişinde yer alır.  


Şengal özgürleşecek

Şengal’e ilk savaşmaya geldiğinde evlerin duvarlarına değen her mermi, onu derinden incitiyor. Zira o, ailelerin döndükleri vakit, evlerinin delik deşik olduğunu görmelerini istemiyor. Ancak evlerine dönebilmeleri için de amansız bir savaş gerektiğinin bilincinde. Birçok arkadaşı gözlerinin önünde şehit düşmüş veya yaralanmıştı. Ancak o şehit düşen arkadaşlarının izinden yürümeyi bir onur olarak görüyor. 

Zîlan, Şengal’in sadece Êzîdîlerin değil Müslümanı ve Hırıstiyanıyla, Kürt, Türkmeni Arap ve Süryanisiyle birçok halkın yaşadığı yer olduğunu, özgürleştirildikten sonra da böyle bir şehir olarak kalacağını belirtiyor ve buranın özgürleştirilmesinin silahlı veya silahsız bütün Şengallilerin mücadelesiyle mümkün olacağını vurguluyor. 



JÎNDA ASMEN/ŞENGAL