Zılmat Kürtçe’de ve pek çok dilde zifiri karanlığın adı. 

Zifiri karanlıkla anlatmak istediğimiz diktatör Erdoğan’ın amaçladığı şey, devrimci ve ilerici medyayı “silah zoruyla” kapatarak, zifiri karanlık yaratmak. 

Bilindiği gibi önce Kürt halkımızın gazetesi Özgür Gündem’i kapattı. Bu hafta ise başta Hayatın Sesi ve kanal 10 Tv olmak üzere 12 ulusal ve yerel Tv ve radyoyu kapattı. Kürtçe çocuk kanalı Zarok’u da ihmal etmedi. 

Başarırsa, az sayıdaki muhalif günlük ve haftalık gazeteyi de kapatmaya yönelecek. 

Erdoğan yetinmedi, Fransa Eutalsat uydusuna Med Nuçe’nin yayınını kestirdi. 

Erdoğan, ilerici ve devrimci yayınları kapatarak, burjuva medyayı tekeline alarak ve emirlerine uymayı zorunlu kılarak, zifiri karanlık yaratmak, diktatörlüğünü bu yolla da korumak istiyor. 

Basın ve yayın hakkı ezilenlerin mücadele koşulları açısından önemlidir. Sermaye, ekonomik bakımdan Tv ve gazete yayınını tekeline alıp ezilenler için “paran kadar sesin çıkabilsin”ı dayatırken, burjuvazinin faşist “Reis”i Erdoğan, elindeki devlet zoruyla, sınırlı olanakla kullanabildiğimiz Tv ve gazetelerimizi kapatarak sesimizi tümüyle susturmayı deniyor. 

Zulüm de zılmat ile aynı kökten geliyor. Erdoğan Kürt halkımıza karşı soykırımcı ve devrimci, ilerici diğer güçlere tasfiyeci zulmü uygularken zifiri karanlığı zulmünün yanına ekliyor. Böylece halklarımıza Reis’in faşist yalanlarından başka hiçbir şey ulaşmasın istiyor. 

Halklar, ateşi ve ışık üretmeyi bin yıllar önce yaratarak doğanın zifiri karanlık zamanlarını da aydınlığa kavuşturdular. Bir daha yaşamayacakları o karanlığın en koyu haline bu nedenle zulümle eşanlamlı kelimeyi isim olarak verdiler. 

Erdoğan’ın zulmü de, Abdülhamit despotluğu, Mussolini ve Hitler faşizmi gibi, tarihin çöp sepetine mutlaka atılacaktır. Fakat bekleyerek değil mücadele ederek.

Zaten kıt olanaklarla var olan Tv ve gazetelerimizi, diktatör Erdoğan’ın faşist despotluğuna kurban vermemeli, Erdoğan’ın zulmüne karşı eylem ve emekle direnmeliyiz. 

Sosyalist, devrimci, demokratik parti ve örgütler, demokratik kitle örgütleri Tv ve gazetelerimizin kapatılmasına, Erdoğan faşizminin zifiri karanlık yaratmasına karşı sesimizi ve eylemimizi yükseltmeli, saldırıyı püskürtmeliyiz.

Yetinmemeli, daha önce devrimci basının, Gündem ve haftalık basınımızın yaptığı gibi, yazılı basınımızı ve olanaklı olduğu ölçüde Tv’lerimizi yeniden açmalıyız. 

Diktatör Erdoğan, sıkıyönetimin bir biçimi olan OHAL’le her türden tutuklama, demokratik kurumları tasfiye ve üyelerini işlerinden atmayı, Kürdistan halkımıza savaş hali fiili sıkıyönetimiyle yaptığının benzerini OHAL ile Türkiye ve Kürdistan’ın tümünde yapmaya, bu yolla boyun eğdirmeye çalışıyor. Cerablus ve Kuzey Suriye işgaliyle ayaklandırmaya çalıştığı büyük devlet ve Kürt düşmanı şovenizmini Türk halkını aldatmanın sisi olarak, Tv ve gazetelerimizi kapatmayı bütün halklarımızı karanlığa boğma yöntemi olarak kullanıyor. 

Unutmayalım soykırımcı Çöktürme Planı’nda Tv ve gazetelerimizin susturulması vardı. “Hendek” adıyla algılanan kahramanca direniş diktatörün bunu gerçekleştirmesini geçen sürede engelledi. 

Diktatör’ü düştüğü zayıflıktan Yenikapı Milliyetçi Cephesi (MC) kurtardı. Kitle desteği sunarak, cansuyu verdi ve halklarımızın başına saldı. Direnirsek, MC de çatlar, diktatörün kitle desteği de yeniden zayıflar. Bunun karşıtı olarak halklarımızın birleşik direnişinin özgüveni, direnci ve yeniden yeni güçlerin katılımıyla kitlesi büyür. 

Erdoğan diktatörlüğü, tank-top-uçakla bombaladığı ve yıkım ve vahşet yaşattığı Kürdistan ilçelerinde, beklediğinin aksine yenilgi aldı. Cerablus işgaliyle Rojava devrimi üzerine yürüme pususuna yatmış, durumu ve diktatörlüğünü kurtarmaya çalışıyor. O’nu “ölüm kalım savaşına” mahkum eden Kürt ve önemli eylem düzeyi elde eden birleşik devrimci silahlı direnişler sürüyor. İşçi ve memur sendikaları ile demokratik kitle örgütleri direnişi örmeye çalışıyor.

Tv ve gazetelerimizin kapatılmasına direnişimizi, diğer direnişlerimizle kolkola ve içiçe yükselterek, Erdoğan’ın faşizminin zifiri karanlık yaratmasına izin vermeyelim.