
Dünya Anadil Günü vesilesiyle dün birçok merkezde eylem yapan Kürtler anadil hakkına yasal güvence istedi.
Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği KURDÎ-DER Şubesi öncülüğünde 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle Hakkari, Antep, Yüksekova, Muş, Van, Erciş, Kars, Tatvan, Başkale, Mersin, Ergani, Cizre, Dersim, Batman, Siirt ve Silvan’da yürüyüş ve basın açıklamaları yapıldı. Kürtçe üzerindeki yasak ve baskıların protesto edildiği eylemlerde, Kürtçenin anayasal güvence altına alınması istendi. Eylemlere sivil toplum örgütleri, insan hakları savunucuları, siyasetçiler de katılarak destek verdi.
Dilimiz 89 yıldır yasaklı
Hakkari’de Belediye binası önünde yapılan yürüyüş ve basın açıklamasına Belediye Başkanvekili Ahmet Taş, BDP İl Başkanı M. Sıddık Yıldırım, KURDÎ-DER Temsilcisi Vasfi Ak’ın da aralarında bulunduğu kalabalık bir grup katıldı. „Her mirovek bi zimanê xwe heye“ pankartının taşındığı yürüyüşte „Rumeta me zimanê me ye“, „Bê ziman jiyan nabe“ sloganları atıldı. Türk devletinin Kürt halkının ve dilinin inkarı üzerine kurulduğuna işaret eden KURDÎ-DER Şubesi Genel Sekreteri Eyüp Bor, „89 yıldır dilimiz yasaklı. AKP hükümeti ve onun yandaşları Kürt dili üzerindeki baskıları daha da arttırıyorlar ve her gün dile saldırıyorlar. Hükümetin en etkili ağızları tarafından Kürt dilini küçümser ve hakaretvari yaklaşımları devam etmektedir“ dedi.
Engeller kaldırılsın
Yüksekova’da yapılan yürüyüşte „Elmanî, Frensî, Kurdî, İngilizî, Tirkî, Erebî; ger hun qifle bin, em ji kilîd in’ pankartı ile „Kurd bi kurdî diaxivin“, „Ên ziman gedexe dikin şîrheramin“ dövizleri dikkat çekti. KURDÎ-DER Şube Başkanı Evliya Alkan, „Kürt kimliği ve dili üzerindeki tüm engellerin kaldırılması, Anayasal güvence altına alınması için Kürt halkı olarak hep alanlarda olacağız“ diye konuştu.
Hiçbir güç bitiremez
Kars’ın Kağızman İlçesi’nde anadil günü vesilesiyle düzenlenen halk toplantısına BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane katıldı. Kürt halkının artık dünyanın her yerinde diline ve kültürüne sahip çıktığını belirten Birtane, artık hiçbir gücün bin yıllara dayanan Kürt dilini bitirmeye gücü yetmeyeceğini söyledi. Birtane, bütün diller üzerindeki baskıların son bulmasını istedi.
En büyük engel devlet
Van’da ise Musa Anter Barış Parkı‘nda biraraya gelen BDP, KESK ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kalabalık grup, Faqiye Tayran Parkı’na kadar yürüdü. „Bila zimanê kurdî bibe zimanê fermî“ pankartı açılırken, „Bi kurdî biaxive, binivisîne û bixwîne“, „Em bi zimanê xwe perwerdehiyê dixwazin“ dövizleri taşındı. Olağanüstü önlemlerin alındığı yürüyüş sonrası açıklama yapan KURDÎ-DER Şube Başkanı Levent Ürün, Kürt dili üzerindeki en büyük engellin devlet yapısı olduğunu belirterek, dil yasağını kınadı.
Anayasal güvence istiyoruz
Van’ın Başkale İlçesi’nde ise Demokratik Direniş Çadırı önünden Atatürk Heykeli’ne yürüyen Kürtler, Kürt dili üzerindeki baskıları sloganlarla kınadı. KURDÎ-DER Şube Başkanı Rıdvan Oktay, Kürt hükümetin bir an önce Kürt dilinin anayasal güvenceye kavuşturulması için adım atmasını istedi. Açıklamadan sonra çocuklara Kürtçe masal kitapları dağıtıldı.
Dil birinci değerdir
Mersin’de 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle KURDÎ-DER Şubesi’nde basın açıklaması yapıldı. KURDÎ-DER Eşbaşkanı Selahattin Çam, anadil olmadan onurlu ve anlamlı bir yaşamın mümkün olmadığını belirterek, „Dilimizi koruyalım. Dilimizle konuşup, dilimizle yazalım“ dedi. Konuşma ardından sembolik Kürtçe dil eğitimi verildi.
Ulusu ulus yapan anadildir
Amed’in Ergani İlçesi’nde basın açıklaması yapıldı. KURDÎ-DER Şube Başkanı Servet Pala, ana dilin bir toplumun kültür, tarih ve düşüncesinin temeli olduğunu belirterek, dil ve kimlik üzerindeki inkar politikasının son bulmasını istedi.
Anadilde eğitimin koşulları sağlansın
Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde yapılan basın açıklamasında konuşan KURDÎ-DER Şube Başkanı Yunus Orak Kürtçe önündeki engellerin kaldırılmasını isteyerek taleplerini şöyle sıraladı: „Kürt diline karşı faşizan yaklaşımların sona ermesi, Kürtlerin statüsünün kabul edilmesi ve Kürtçeye gereken önemin ve özenin gösterilmesi ve anadilde eğitim koşullarını yaratılması gerekiyor.“ Açıklama ardından esnaflara sebze ve meyvelerin Kürtçe isimlerinin yer aldığı etiketler dağıtıldı.
Dersim’de Yeraltı Çarşısı üstünde yapılan basın açıklamasına ise Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, BDP, ESP, EMEP ve birçok sivil toplum örgütü temsilcisi de destek verdi. Sanat Sokağı‘nda bir araya gelen kitle, „Em ji hemû cûreyê asîmîlasyonê re dibêjîn na“ yazılı pankartı açarak yürüdü. Yürüyüş esnasında, Türkçe ve Kürtçenin Kurmancî ve Dimilki lehçelerinde sloganlar atıldı.
Antep’te yapılan açıklama ardından ise Dilok Kültür ve Sanat Merkezi Çocuk Korosu „Zimane me Kurdî“ şarkısını seslendirdi.
HABER MERKEZİ
18 dil tehlikede
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 21 Şubat’ı Uluslararası Anadil Günü adı altında, uluslararası uzlaşıyı, kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla 1999 yılında takvime aldı. UNESCO tarafından hazırlanan rapora göre; dünyada 2 bin 473 dil, Türkiye’de ise 18 dil kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya. UNESCO tehlike altındaki dilleri; kırılgan, açıkça tehlikede, ciddi anlamda tehlikede, son derecede tehlikede, kaybolmuş kategorileri altında ele alıyor.
Dimilkî de kırılgan kategorisinde
Dilin ‘kırılgan’ olması, birçok çocuk tarafından konuşulmasına rağmen bu kullanımın ev gibi belirli alanlarla sınırlandırıldığı anlamına geliyor. Türkiye’de Abhazca, Adigece, Kabartayca-Çerkesçe ve Dimilkî ‘kırılgan’ diller arasında sıralanıyor.
‘Açıkça tehlikede’ olan dillerin çocuklar tarafından anadil olarak öğrenilme oranı oldukça düşük. Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Romanca, Süryanice ve Batı Ermenicesi ‘açıkça tehlikede’ olan dillerden.
‘Ciddi anlamda tehlikede’ olan diller toplumun yaşlı kesimi tarafından konuşulan, orta-yaşlı kesim tarafından anlaşılan ama çocuklara öğretilmeyen dilleri kapsıyor. Bu sınıflandırmaya göre Gagauzca, Ladino ve Turoyo dilleri de ciddi anlamda tehlikede.
‘Son derece tehlikede’ olan diller toplumun yaşlı kesimi tarafından nadiren konuşuluyor. Türkiye’de bu kategoriye giren tek dil Hertevin.
Ayrıca Kapadokya Yunancası, Ubıhça ve Mlahso da Türkiye’nin kaybolmuş dilleri arasında yer alıyor.
BDP: Tekçiliğe son verilsin
Dünya Anadil Günü’nü kutlayan BDP, tek etnik ulus, tek dil ve kültür yaklaşımının terk edilerek, anadillerin kamusal alan dahil tüm alanlarda kullanılmasının önünün anayasa ve yasal düzenlemelerle açılmasını istedi.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Dünya Anadil Günü’nü kutladı.
BDP’den dün yapılan yazılı açıklamada, „Dünya halklarının dünya anadil gününü kutluyoruz“ denildi. Açıklamada, uluslararası sözleşmelera rağmen Türkiye’de hala anadillerin eğitim, öğrenim ve basın yayın alanında kullanılma hakkının yasaklandığına dikkat çekildi. BDP, Kürtlerin 80 yıldır anadil yasağına karşı mücadele ettiğini belirterek, „Bu halkı kendi anadilinden vazgeçiremediler, bundan sonra da başaramayacaklar. Çünkü anadil bir insanın onurudur ve kimse onurundan asla vazgeçmez“ dedi.
Öneriler sıralandı
„Türkiye çağdaş demokratik ülkeler sıralamasında yerini almak istiyorsa bu çağdışı yasakları, asimilasyoncu politikaları biran önce terk etmek zorundadır. Anadil yasağı bir insanlık suçudur. İnsanlık tarihi adına bir utanç tablosudur. Türkiye bu ayıbından, bu utancından sıyrılmak istiyorsa yasakları kaldırmalı, anadillerin özgürce kullanımının önünü açmalıdır“ denilen açıklamada ayrıca anadil ile ilgili bir dizi öneride de bulunuldu:
- Yerel yönetimler, eğitim, kültür-sanat, basın-yayın kurumları ve kamusal alanın tamamında anadillerin kullanımı önündeki bütün yasaklar kalkmalı, bu dillerin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi anayasal-yasal güvence altına alınmalıdır.
- Çağdaş, evrensel, toplumu kucaklayıcı, etnik ve dilsel farklılıklara birçok alanda özgürlük tanıyan yeni demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır.
- Anadilde eğitim talepleri kültürel ve siyasal çoğulculuğun gerekleri olarak algılanıp insan hakları ve demokrasi kapsamında yaklaşılmalı ve ilköğretimden üniversiteye anadilde eğitim olanakları geliştirilmelidir.
- Milli Eğitim Temel Kanunu, Yüksek Öğretim Kanunu ile Radyo ve Televizyon Kanunu, Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü toplum gerçeği dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.
- Tek etnik ulus, tek dil ve kültür yaklaşımı terk edilmelidir. Bu noktada, farklı Anadolu dillerinde kültür-sanat etkinliklerinin hazırlanması ve sunumu, idari ve mali olarak desteklenmelidir.
- Mahalli İdareler Yasası gözden geçirilmeli, yerel hizmetlerden halkın daha fazla istifade edebilmesi için “Çok Dilli Yerel Yönetimcilik” önündeki engeller kaldırılmalıdır.
ANKARA
İHD: Utancı sona erdirin
Anadil talebinin Türkiye’de hala tabu olduğunu belirten İnsan Hakları Derneği (İHD), AKP Hükümeti’ne „Bu utancı sona erdirin“ çağrısında bulundu.
Dünya Anadil Günü vesilesiyle İHD tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de anadil kavram olarak bile tehlikeli bulunmakta, anadilde eğitim ve öğretim isteyen çocuklar okullardan, gençler üniversitelerden atılabilmektedir. Dilekçe hakkına rağmen. Anadil, Türkiye’de hala bir tabudur“ denildi. Lozan anlaşmasında bile azınlık olmayan Türk uyruklarının dillerinin kabul edildiğine işaret edilen açıklamada, askeri cunta ürünü olan ve hala değiştirilemeyen 12 Eylül Anayasasının Türkçe dışında başka bir dili kabul etmediğine ve Lozan’la taban tabana zıt olduğuna dikkat çekildi.
Kürtçe Tv ile adım attığını ifade eden Hükümet’in samimiyet sınavının dil yasaklarının kaldırılması ve anadil hakkının tanınmasından geçtiğine vurgu yapılan açıklamada, „21. yüzyılda ‘ana dillerle kavgalı‘ Türkiye’yi yöneten siyasal iktidara sesleniyoruz. Anadilleri serbest bırakın, herkesin kendi anadilinde eğitim ve öğretim yapması hakkını tanıyın. Bu utancı sona erdirin. Ne kadar medeni olduğunuzu gösterin“ çağrısı yapıldı.
HDK: Asimilasyona son verin
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada ise, Türkiye’de diller üzerindeki asimilasyon politikasının devam ettiği belirtilerek, „Anadil Günü’nün milyonlarca çocuğun anadillerine vurulan zincirlerin parçalanmasına, ülkemizde farklı kimlik ve inançlar üzerindeki baskıların son bulmasına, Anadolu ve Mezopotamya halklarının çok kültürlü, çok dilli, çok kimlikli toplumsal yaşamın gelişmesine vesile olmasını dileriz“ denildi.
HABER MERKEZİ