
Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, „AKP’nin eli yoksulların cebinde, gözü de emekçilerin kazanımında“ dedi. 9 yıllık iktidarın AKP’ye fazla geldiğine işaret eden Kışanak, „Ben inanıyorum ki Türkiye’deki yoksullar, emekçiler ve demokrasi mücadelesine gönül verenler bu riyakar iktidarı, hak gaspını hedef alan iktidarı alaşağı edecekler“ dedi.
Kongre umutlandırdı
Ankara’da 15-16 Ekim tarihlerinde yapılan Kongre Girişimi’nin Kuruluş Kurultayı’na değinen Kışanak, „Bu Kongre bize dayatılan tekçi ve vesayetçi statüko ya da alternatifi gibi gösterilen postmodern statükoya karşı gerçek bir alternatif olarak kendisini örgütlüyor. Asimile edilen, yok sayılan, bu topraklardan sürülen halkların tamamının temsilcisi o kongredeydi. Hepimizi umutlandırdı. Umudumuzun ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Türkiye’deki tüm çözüm alanlarına ilişkin mücadele kararlılığı vardı. Demokrasi ve barış, emeğin hakkı, ekolojik denge üzerinde tartışılan ve program taslağı olarak kabul edilen çözüm arayışıydı. Ortak bir mücadele ile gerçek bir alternatif olarak tüm Türkiye halklarının huzuruna çıkan bir kongreydi. Biz BDP ve blok bileşenlerinin tamamı bu kongrede yerini aldı. Güçlü bir mücadele yürütülmesi için üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getireceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu kongre tüm Ortadoğu’nun 21. yüzyılına yön verebilecek bir çıkıştır. Türkiye tüm renk, kimlik, din ve inançlarıyla emeğin ve kadının haklarıyla buluşarak demokratik özgürlükçü bir ülke olabilir ve diğer halklara örnek olabilir“ ifadesini kullandı.
Siyasi soykırım
Dünkü gözaltılara dikkat çeken Kışanak, „Demokrasi mücadelesi vermek için yola çıkan tüm kesimleri hedeflemiş bir operasyonla, siyasi soykırımla karşı karşıya olduğumuzu söylemek istiyoruz. Operasyonların hukukla, demokrasiyle ilgisi olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır“ dedi. Başbakan’ın hedef gösterdiğini, polis ve yargısının buna göre harekete geçtiğini ve bahanelerle operasyon yapıldığını ifade eden Kışanak, „Bu konuda yaşadığımız süreci, siyasi operasyonları yalanla yönetmeye çalışıyorlar. Buradan soruyoruz ve cevabını istiyoruz. Şu anda cezaevinde 5 bine yakın gazeteci, siyasetçi, sendikacı, meclis üyeleri bulunuyor. Bu 5 bini aşkın kişi neden tutuklu, bize bunun açıklamasını yapsınlar“ dedi. Arkadaşlarının çoğunun uydurulmuş gerekçelerle ama esas olarak siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını ifade eden Kışanak, „Ama İçişleri Bakanı sıradan polisiye bir vakayla karşı karşıyaymışız gibi davranıyor. Ya faşizminizi kabul edin, ya da defolup gidin!“ dedi.
Hakkari ve Şırnak açık hedef
Hakkari ve Şırnak’ın açıktan hedef gösterildiğini ifade eden Kışanak, „Arkasından yürütülen operasyonda Şırnak’ta 500’ü aşkın tutuklu var. Hasip Kaplan dışında, seçilmiş bir tek kişi kalmadı. Meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 31 kişi görevden alındı. AKP halkın oylarıyla alamadığı iktidarı polis zorbalığıyla almaya kalkıyor. Bir ilin ve ilçelerinin belediye başkanı ve meclis üyelerini tutuklandığı bir siyasi senaryonun yürürlüğe konulduğunu görüyoruz“ diye konuştu.
Kışanak şu hatırlatmaları yaptı: „Bu devlet, Şırnak’ın Cizre İlçesi’ne bağlı bir köyde vatandaşına dışkı yedirdi. 1992 Newroz’un da kutlama yapan halka saldırarak onlarca yurttaşı katletti. Yine 1992’de bir senaryo ile Şırnak 4 gün boyunca dünyadan bağı kesilerek bir katliama tanık oldu.
Şırnak Cumhuriyeti’ni Mete Sayar’dan Levent Ersöz devraldı. OHAL kalkmış olmasına rağmen, partimizin il ilçe örgütü açmasına işkence ve gözaltıyla engel oluyorlardı. Her şeye rağmen il örgütümüzü açan arkadaşlarımızdan Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış gözaltına alındı ve 11 yıldır kendilerinden haber alınamıyor. Şimdi de Şırnak’ta AKP Cumhuriyeti kuruldu. Ergenekon’un zulmünü AKP devraldı. Zulüm kesintisiz işliyor... Bu zulmü yapanlar çok yakında kendilerini Ergenekon’un yanında bulabilirler.“
Erdoğan suçüstü yakalandı
İnternet Andıçı ile ilgili davada MGK Genel Sekreterliği’nin bu davaya gönderdiği belgeye değinen Kışanak, „Mahkeme başkanının okumalarından şunu anlıyoruz. 29 Aralık 2005’te bölücü faaliyetlere karşı bir plan kabul ediliyor. 19 Ocak 2006’da Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla bu eylem planı yürürlüğe konuluyor. Başbakan bu eylem planına baktığımızda orada kullanılan deyimlere ve mantığa bakıyoruz; tamamı 90’lı yıllarda Ergenekoncuların yürüttüğü savaşın anahtar sözcükleridir. Bunun altında Başbakan’ın imzası var. Bu tarihlere dikkat. 2005’te Diyarbakır’a gitmişti, hani Kürt realitesini tanımıştı. Başbakan Erdoğan suçüstü yakalanmıştır. Erdoğan, bunu imzalarken, sadece Kürtlere karşı yapılacağını düşünerek imzalamış. Ama bunun önünü açarsan, böyle bir andıç hazırlarsan, birilerine yasalarda olmayan yetkiler verirsen, onlar Kürtlere de uygular, başkalarına da uygular“ dedi. Bu belgenin ve yapılan faaliyetlerin derhal kamuoyuna açıklanmasını isteyen Kışanak, „Bunlar yargı kapsamına alınarak hesabı sorulmalı. Başbakan bu andıca neden imza attığını bize izah etmeli“ diye konuştu.
Başbakan’a cehalet eleştirisi
Başörtüsü yasağının da kaldırılması, kadın milletvekillerinin Meclis’e başörtülü gelmesine olanak tanıyan önergelerini hatırlatarak, BDP’nin tutarlı, demokrat ve özgürlükçü bir çizgide olduğunun bilindiğini belirten Kışanak, şöyle devam etti: „Bu konudaki tutarlılığımızı ispatlamış bir partiyiz. Bizim niyetimizi sorgulayacağına, bu yasağın kalkmasını sağlayan bir tavır alabilirdi. Özgürlükçü bir konumdayız ve bu çizgimizde ısrar edeceğiz. Ama Başbakan ne yaptı, Kılıçdaroğlu’nun şahsında Aleviliği yuhalattı. Şimdi her fırsatta BDP’yi Zerdüştlük üzerinden suçlamaya çalışıyor. Zerdüştlük de bir suç değildir. Zerdüşt olana her kesimin de saygı göstermesi gereklidir. Başbakan inanıyorsa, kendi inancı islamiyet’de bunu emreder. ‘Başkasının inancını aşağılama, hor görme’ der.“
Cehaletin göstergesi
Başbakan için her şeyin bir siyaset malzemesi olduğunu ifade eden Kışanak, „Başbakan’ın bu sözü bir cahilliğin de göstergesi. İslamiyetten önce bütün halkların olduğu gibi Kürtlerin de inandığı başka bir inanç elbette vardı. Sanki İslamiyet’ten önce halkların hiçbir dini yokmuş gibi davranmasını cahillik dışında kelime bulamadım. Bu da inanç konusunda bir faşizimdir“ dedi. Bugün binlerce Êzîdî Kürt’ün bu zulümden dolayı yurtdışına gitmek zorunda kaldığını, Süryanilerin parmakla sayılır noktaya geldiğini anımsatan Kışanak, „Bu zihniyet 2009 yılında Talim Terbiye Kurulu’ndan geçirdiği kararla Asuri-Süryani halkını hain ilan etti. Başbakan tekçi zihniyetin kaynağından beslenen bir anlayışa sahip. Tüm inançlara saygılı olmadan bu ülkeyi demokratça yönetemez. Ya demokrat olacak, saygılı olacak, ya da faşist, baskıcı, tekçi sistemi kabul ettiğini söyleyecek“ diye vurguladı.
Yeni Anayasa
Bugün anayasa toplantısı yapılacağını belirten Kışanak, „Nasıl bir yöntemle demokratik Anayasa yapacaklarını tartışacaklar. Biz BDP olarak önkoşulsuz katıldığımızı, Türkiye’nin sorunlarını demokratik çoğulcu Anayasa ile çözüleceği inancıyla komisyona üye verdik. Benzer sorunları yaşayan ülkelerle Anayasa yapım süreçleri bir değişim değil, kökten radikal devrim niteliğinde yapılırsa çözüm yaratabiliyor. Kürt sorununu çözmeyecek bir Anayasa yeni bir anayasa olamaz“ dedi.
ANKARA