Maraş Türkoğlu Cezaevi’nde tutulan Serhat Yıldırım, ayakta sayım ve Türk milli marşı olan 'İstiklal Marşı' okutulmaya çalışıldığını aktardı.

Serhat Yıldırım, iki ay önce Tarsus 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nden Maraş Türkoğlu Cezaevi’ne sürgün edildi. Hak ihlalleriyle gündeme gelen cezaevine 16 Eylül’de giderek oğlunu gören baba Hamdullah Yıldırım, yaşanan şiddeti aktardı.

Oğluyla kapalı görüşte bir araya geldiğini dile getiren baba Yıldırım, “Bana koğuşlarda, koridorlarda gardiyanların sürekli şiddet uyguladıklarını söyledi” dedi. Koğuşlara gelen gardiyanların ayakta sayım ve İstiklal Marşı okumayı dayattıklarını ve şiddet uyguladıklarını anlatan baba Yıldırım, “Her vardiyada başka bir grup gardiyanlar siyasi tutsaklara karşı farklı politikalar sergilemekte. Bir vardiyada iyi davranan gardiyan grubu başka vardiyada şiddet uyguluyor. Siyasi tutsakların psikolojilerine de bir saldırı söz konusu” diye konuştu.

Ailelere de düşmanlık

 Tutsak ailelerine düşman muamelesi uygulandığını kaydeden baba Yıldırım, “Aileler görüş salonuna gidene kadar iki veya üç farklı aramadan geçiyor. Aramanın yanı sıra aileler hakaretlere maruz kalıyor. Ben 12 Eylül’ü de yaşadım ama Maraş zulmü başka” dedi. Son iki açık görüş öncesi tutsaklara şiddet uygulayarak salona aldıklarını aktaran Yıldırım, “Bize söylemediler ama koridordan getirilirken sesleri geliyordu. Geldiklerinde darp izleri vardı” diye aktardı. Baba Yıldırım, görüş sırasında ailelere de saldırının söz konusu olduğunu ve saldırılara karşı çıkmaları nedeniyle açık görüşün iptal edildiğini ifade etti.

Tedavi de edilmediler

 Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için yapılan açlık grevlerinin 22 Mayıs’ta son bulması ardından tutsakların tedavi edilmediklerini de kaydeden baba Yıldırım, “Oğlum ve arkadaşları açlık grevleri ardından tedavi edilmediler. Şimdi de muayene edilmiyorlar ve temel hakları gasp ediliyor” şeklinde konuştu.

 
 

Duruşma yolunda işkence

   

Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutulan Özgür Sevim, Mardin’deki duruşmaya götürüldüğü sırada yolda ve Elazığ Cezaevi’nde işkenceye maruz kalarak ölümle tehdit edildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 27 Mayıs 2016’da gözaltına alınan Özgür Sevim, “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla tutuklandı. Hakkında aynı suçlama ile açılan dava, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren Sevim, iki gün Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nde kaldıktan sonra Tokat T Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Burada 2 yıl 8 ay kalan Sevim, Şubat 2019’da Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Sevim’in bulunduğu cezaevinde baskılara maruz kalarak tehdit edildiği kaydedildi.

Sizi öldürürüz!

 Behiye Sevim, 18 Eylül’de çocuğuyla görüştüğünü belirterek, her gün şiddete maruz kaldıklarını aktardığını söyledi. Sevim, "Tutsaklara işkence uygulayanlar, onlara 'AİHM'e de İHD'ye de başvursanız sizi döveceğiz. Sizi öyle bir duruma getirir, öldürürüz' demişler" şeklinde konuştu.

Oğlu kitap yazdığı için idareye çağrılıp ölüm ile tehdit edildiğini kaydeden Sevim, şöyle devam etti: "9 Eylül'de duruşma için Mardin'e getirilirken Elazığ'da T Tipi Kapalı Cezaevinde bekletiliyor. Orada ona tüm elbiselerini çıkarmalarını istemişler, o da reddetmiş. Daha sonra 6-7 gardiyan tarafından işkenceye uğruyor. Feci bir şekilde dövüldükten sonra onu hücreye atmışlar. 10 Eylül günü de onu Mardin'e getiriyorlar, işkence yolda da devam ediyor."

Anne Sevim, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ne (TUAY-DER) başvurdu. Sorumlular hakkında hukuki işlem yapılmasını isteyen anne Sevim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) de başvuracaklarını söyledi.

 
 

Ergin Aktaş ölüme terk edildi

   

İki kolu olmaması nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından 5 kez “Cezaevinde kalamaz” raporu verilmesine rağmen tahliye edilmeyen hasta tutsak Ergin Aktaş’ın avukatı Gülizar Tuncer, müvekkilinin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve ölüme terk edildiğini söyledi.

Aktaş’ın tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Aktaş’ın avukatı Gülizar Tuncer, cezaevi koşullarından tedavisinin yapılmadığını ve hastalığının her geçen gün daha da ağırlaştığını kaydetti. Aktaş’ın İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nden 12 Mayıs’ta İstanbul Silivri 9 No’lu Cezaevi’ne sevk edildiğini hatırlatan Tuncer, ATK’nin 5 Ağustos tarihli raporuna dayalı olarak, hastalığından kaynaklı infazının ertelenmesi talebiyle Bakırköy İnfaz Savcılığına yaptıkları başvurunun, 8 Ağustos’ta reddedildiğini söyledi. Av. Tuncer, “Ret kararı sonrasında yargılandığı Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunduk.  Ancak olumlu bir karar çıkacağını maalesef düşünmüyoruz. Daha önce de dört kez İnfaz Savcılığına, dört kez Erzurum 1. Ağır Ceza’ya, dört kez Erzurum 2. Ağır Cezaya olmak üzere toplam 12 kez başvuru yapmıştık. Mahkemeler o zaman da savcılık kararındaki yasa maddesine, işlediği iddia olunan suçun ağırlığına, yeniden eylem yapma olasılığına veya ‘toplum güvenliği için tehlike’ oluşturduğu gerekçelerine dayanarak taleplerimizi reddetmişlerdi. Şimdi aynı süreç yeniden başlıyor. Ancak Ergin’in sağlık durumu artık bu uzun süreci kaldıracak durumda değil” şeklinde konuştu.

Yaşamı tehlike altında

 Aktaş’ın bir elinin dirsekten diğer elinin ise bilekten kesik olduğunu hatırlatan Tuncer, Aktaş’ın engellilik durumu dışında yakalandığı KOAH, bronşit ve tüberküloz hastalıklarının ilerlemiş olması nedeniyle artık yaşamsal tehlike altında bulunduğunu söyledi. 6 Mart-20 Mayıs arasında açlık grevinden bulunan Aktaş’ın olumsuz etkilendiğini belirten Tuncer, “Menemen R Tipi Cezaevi'nde başlayan ateş, terleme, halsizlik gibi şikayetlerin yanı sıra kan tükürmeye başlamasıyla beraber zatürre teşhisi konulmuş ve yanlış teşhisle yanlış tedaviye başlanmıştı. Silivri’ye getirildikten sonra da terleme, ateş, halsizlik yoğun öksürük ve kan kusma şikayeti devam edince yapılan tetkikler sonucu ileri derecede tüberküloz hastalığına yakalandığı anlaşılmıştı” diye konuştu.

Acilen hastaneye kaldırılmalı

 Aktaş’ın Silivri Cezaevi’nden 26 Temmuz’da Metris R Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini kaydeden Tuncer, “Metris R Tipi Cezaevi’nde bu hastalığın tedavisi için günde 10 farklı ilaç kullanan ve tedavisinin 9 ay süreceği belirtilmiş olan Aktaş’ın en son kontrollerinde bronşit hastalığına yakalandığı ifade edilmiş olup, KOAH, tüberküloz ve bronşit hastalıklarının ölümle sonuçlanan bir aşamaya varmaması için acilen bir göğüs hastalıkları hastanesine yatırılması sonuç alıcı bir tedavi programı ve ona uygun bir beslenme rejimi uygulanması gerekmektedir” diye konuştu.

 Aktaş’ın tam teşekküllü bir hastaneye kaldırılması gerekirken Metris Cezaevi’nde ağır hasta konumunda olan iki tutsakla aynı hücreye konulduğunu belirten Tuncer, son olarak şöyle konuştu: “Boyundan aşağısı felçli ve bütün gün yataktan çıkamayan Abdullah Turan ve diğer felçli hasta Serdar Yıldırım ile birlikte kalmakta olup, sağlık görevlilerinin bakımlarını yapmadığı ağır hasta mahpuslar birbirlerine bakmaya mecbur kılınmışlardır. Üstelik Ergin Aktaş, daha önce kaldığı hücrelerin nemli, rutubetli olmasından kaynaklı olarak yakalandığı bu göğüs hastalıklarının varlığına rağmen, en çok ihtiyacı olan temiz havaya çıkarılmamakta, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının varlığından ötürü günde yalnızca bir saatliğine tanınan havalandırma hakkı da öğlen yemek saatine denk getirilerek kullandırılmamaktadır. Son durum itibariyle Ergin Aktaş, bu üç ağır göğüs hastalığının varlığına rağmen serbest bırakılmadığı gibi göğüs hastalıkları hastanesine de sevk edilmeyerek kan tükürerek ölmeye terkedilmiştir.”

İlaçları da kesilmiş 

Aktaş’ın durumuna ilişkin Metris R Tipi Cezaevi idaresiyle görüşen HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevi koşularının Aktaş’ın durumunu daha da ağırlaştırıldığını söyledi. Cezaevi idaresinden Aktaş’ın durumu hakkında bilgi aldığını aktaran Gergerlioğlu, son bir haftadır dispanserin ilaçlarını kestiğini, ancak bunun nedenini öğrenemediklerini ifade etti. İleri derecede tüberküloz hastasının cezaevinde tedavi olmayacağını sözlerine ekleyen Gergerlioğlu, ne Adalet Bakanlığının ne de diğer adli mercilerin bir şey yaptığını söyledi.